- Oyların yaklaşık yüzde 95'i sayılırken merkez sol blok 176, Başbakan Ulf Kristersson'ın liderliğindeki sağ blok ise 173 sandalye elde etti. İsveç Parlamentosu'nda çoğunluk için 175 sandalye gerekiyor.
- Sosyal Demokratların lideri Magdalena Andersson, merkez sol hükümeti kurabilmek için koalisyon görüşmelerine başladı. Ancak Sol Parti, Yeşiller ve Merkez Parti arasındaki öncelik farkları süreci karmaşıklaştırıyor.
- Ulf Kristersson da iktidarda kalmanın yollarını arıyor. Ancak 2022'den bu yana hükümete dışarıdan destek veren aşırı sağcı İsveç Demokratları'nın oy oranındaki düşüş, mevcut sağ blokun yeniden hükümet kurmasını zorlaştırıyor.
- Kesin sonuçların yurt dışı oylarının sayılmasıyla 16 Eylül'de netleşmesi bekleniyor. Yeni parlamento 28 Eylül'de toplanacak; başbakan için ilk oylama ise en erken 29 Eylül'de yapılabilecek.
İsveç'te 13 Eylül'de yapılan genel seçimin ardından ülkeyi kimin yöneteceği konusunda yoğun bir pazarlık dönemi başladı.
Oyların yaklaşık yüzde 95'inin sayılmasıyla eski Başbakan ve Sosyal Demokrat Parti lideri Magdalena Andersson'ın öncülük ettiği merkez sol blok 176 sandalyeye ulaşırken, Başbakan Ulf Kristersson'ın liderliğindeki merkez sağ blok 173 sandalyede kaldı.
349 sandalyeli parlamentoda hükümet kurabilmek için 175 sandalyeye ihtiyaç duyulması, merkez solun şu an için üç sandalyelik avantaj sağladığı anlamına geliyor. Ancak kesin sonuçların henüz açıklanmaması ve bloklar içindeki siyasi farklılıklar nedeniyle seçim zaferi henüz doğrudan bir hükümet anlamına gelmiyor.
Andersson hükümet kurmak için masaya oturdu
Seçimin ardından gözler Magdalena Andersson'a çevrildi. Sosyal Demokrat lider, merkez sol partiler arasında yeni hükümetin nasıl kurulabileceğine ilişkin görüşmeleri başlattı.
Merkez sol blok Sosyal Demokratlar, Sol Parti, Yeşiller ve Merkez Parti'den oluşuyor. Ancak bu partilerin özellikle ekonomi, göç ve hükümetin yapısı konusunda farklı öncelikleri bulunuyor.
Özellikle Merkez Parti'nin Sol Parti ile aynı hükümet formülünde yer alma konusundaki çekinceleri, Andersson'ın önündeki en önemli sorunlardan biri olarak görülüyor. Merkez Parti daha istikrarlı ve merkezde konumlanan bir hükümet formülü istiyor.
Bu nedenle Andersson'ın önündeki görev yalnızca sağ bloğu geçecek sandalye sayısına ulaşmak değil, aynı zamanda birbirinden farklı siyasi çizgilere sahip dört partiyi ortak bir hükümet programı etrafında bir araya getirmek.
Kristersson iktidarı korumaya çalışıyor
Görevdeki Başbakan Ulf Kristersson da seçim yenilgisini kesinleşmiş bir sonuç olarak kabul etmiş değil.
Kristersson'ın liderliğindeki sağ blok; Ilımlı Parti, Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve İsveç Demokratları'ndan oluşuyor. 2022 seçimlerinin ardından kurulan sistemde Kristersson hükümeti ilk üç parti tarafından oluşturulmuş, aşırı sağcı İsveç Demokratları ise hükümete dışarıdan destek vererek parlamentoda kritik bir rol üstlenmişti.
Ancak bu seçimde İsveç Demokratları'nın oy oranı yaklaşık yüzde 17,6'ya gerileyerek önceki seçime kıyasla yaklaşık 3 puan kaybetti. Parti ayrıca uzun yıllar sonra ilk kez ikinci büyük parti konumunu da kaybederek üçüncü sıraya geriledi.
Bu tablo, Kristersson'ın yeniden başbakan olabilmesi için hem sağ blok içindeki sandalye dağılımını hem de İsveç Demokratları'nın hükümetteki rolünü yeniden müzakere etmesini gerektirebilir.
Aşırı sağ seçimde geriledi
Seçimin en dikkat çekici sonuçlarından biri İsveç Demokratları'nın gerilemesi oldu.
Göç karşıtı politikalarıyla öne çıkan parti, 2010'da parlamentoya girmesinden bu yana ilk kez seçimde oy kaybetti. Parti yaklaşık yüzde 17,6 oy aldı ve önceki seçime göre önemli bir gerileme yaşadı.
İsveç Demokratları son dört yılda hükümetin resmi bir parçası olmamasına rağmen göç, entegrasyon ve suçla mücadele politikaları üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Kristersson hükümetinin daha sert göç politikalarına yönelmesinde partinin desteği belirleyici olmuştu.
Seçim sonuçları, partinin etkisinin tamamen sona erdiği anlamına gelmese de parlamentodaki ağırlığının azaldığını gösterdi.
Sosyal Demokratlar da tarihi gerileme yaşadı
Merkez solun seçimde öne geçmesine rağmen Magdalena Andersson'ın partisi açısından sonuç tamamen olumlu değil.
Sosyal Demokratlar yaklaşık yüzde 28,1 oyla birinci parti oldu ancak bu oran partinin tarihindeki en düşük seviyelerden biri. Dolayısıyla Andersson hükümet kurma konusunda avantaj elde etse de partisinin toplumdaki desteğini artırmakta zorlandığı görülüyor.
Bu durum, yeni hükümetin kurulması halinde Sosyal Demokratların daha küçük partilerin desteğine daha fazla ihtiyaç duymasına yol açabilir.
İsveç'in sağa kayışı yavaşlayabilir
Seçim, İsveç'in son dört yılda yaşadığı siyasi dönüşüm açısından da önem taşıyor.
2022 seçimlerinden sonra Kristersson hükümeti, İsveç Demokratları'nın desteğiyle göç ve suç politikalarında daha sert bir çizgiye yönelmişti. Bu dönemde İsveç, Avrupa'nın göç konusunda en katı politikalarından bazılarını uygulamaya başladı.
Merkez solun seçimi kazanması halinde bu sağa yönelişin hızı yavaşlayabilir. Ancak Reuters'ın değerlendirmesine göre yeni hükümetin göç konusunda 2022 öncesindeki daha açık politikalara tamamen dönmesi beklenmiyor.
Dolayısıyla olası Andersson hükümeti, Sosyal Demokratların geleneksel sosyal politikaları ile son yıllarda güvenlik ve göç konusunda oluşan daha sert siyasi ortam arasında denge kurmak zorunda kalacak.
Hükümet için haftalar sürebilecek pazarlık
İsveç'te seçimden sonra hükümet kurulması zaman alabiliyor. Mevcut tabloda da benzer bir sürecin yaşanması bekleniyor.
Kesin seçim sonuçlarının yurt dışı oylarının da sayılmasının ardından 16 Eylül'de netleşmesi bekleniyor. Yeni parlamento 28 Eylül'de toplanacak ve başbakanlık için ilk oylamanın 29 Eylül'den önce yapılması beklenmiyor.
Parlamentoda başbakan adayının dört kez reddedilmesi halinde ise yeni seçim süreci otomatik olarak başlayabiliyor. Bu nedenle tarafların önümüzdeki haftalarda uzlaşmaya varması kritik önem taşıyor.
Sonuç kesinleşmeden hiçbir taraf rahat değil
Şimdilik matematiksel üstünlük merkez solda olsa da üç sandalyelik fark İsveç siyasetindeki dengelerin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Andersson'ın önündeki en büyük sınav, dört partili merkez sol bloğu ortak bir hükümet programı etrafında birleştirmek olacak. Kristersson ise daha az sandalyeyle iktidarda kalabilmek için sağdaki ortaklarıyla yeni bir formül arayacak.
Bu nedenle İsveç'te seçim gecesi sona ermiş olsa da iktidar mücadelesi henüz bitmiş değil. Önümüzdeki günlerde yapılacak koalisyon görüşmeleri, ülkenin önümüzdeki dört yıllık siyasi yönünü belirleyecek.