İzmir'in barajları kuruyor, yağışlar yetersiz kalıyor
Yazan: Ahmet Oktay
· Güncellendi:
İzmir'in içme suyu kaynaklarını oluşturan barajların doluluk oranları, kuraklığın etkisiyle ciddi seviyelere düştü. İZSU verilerine göre, Tahtalı Barajı'nda doluluk yüzde 1'in altına inerken, uzmanlar önümüzdeki dönemin daha da zorlu geçeceği konusunda uyardı.
İklim değişikliğinin etkileriyle tam doluluğa ulaşamayan İzmir barajlarının tamamında, geçen yıla kıyasla su miktarında düşüş yaşanmıştır.
Kenti içme suyu ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılayan Tahtalı Barajı'nda doluluk oranı %0,97 olarak ölçülmüştür. Geçen yıl aynı dönemde bu oran %11,14 seviyesindeydi.
Diğer barajlarda doluluk oranları: Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı'nda %2 ve Ürkmez Barajı'nda %5,53 seviyesine düşmüştür.
Geçen yıl su bulunan Balçova ve Gördes barajlarında ise su kalmamıştır.
Kentte su kaynaklarında yaşanan azalma nedeniyle İZSU, 6 Ağustos'tan bu yana dönüşümlü ve planlı su kesintileri uygulamaktadır.
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Özkan, kuraklığın belli aşamaları ve süreçleri olan bir afet statüsünde olduğunu belirtmiştir.
Özkan, İzmir'in son dönem yağış verileri ve baraj doluluk seviyelerinde yaklaşık 5 yıldır düşüş yaşandığını kaydetmiştir.
Önümüzdeki yaza dair kritik uyarıda bulunan Özkan, "önümüzdeki yaz 2025 yazından daha kritik, daha tehlikeli bir eşikte olacak gibi gözüküyor" demiştir.
Yağışlar ortalamayı yakalasa bile artan sıcaklıklar nedeniyle buharlaşmanın da yükseldiği ve günlük yağış miktarının tüketimi karşılamadığı için baraj seviyelerinin istenen oranda artmadığı vurgulanmıştır.
Dr. Öğr. Üyesi Özkan, mevcut su seviyelerinin acil eylem planını zorunlu kıldığının altını çizmiştir.
Acil planda yapılması gerekenin tüketimi sınırlamak olduğunu belirterek, "Günlük yapabileceğimiz yüzde 10-15'lik bir tasarruf dahi bizim bir haftamızı kurtarmaya yetecek acil durum suyumuzu biriktirmemize olanak tanıyabilir" açıklamasını yapmıştır.
Orta ve uzun vadede ise anlayış biçimi ve alışkanlıkların değiştirilmesi, arazinin şiddetli, hızlı ve ani gelen suları zapt edip yer altı sularına karıştırabilecek bir sisteme dönüştürülmesi gerektiğini belirtmiştir.
Özkan, günü kurtarmak adına yer altı sularının fazla kullanılmasının tehlike barındırdığına işaret ederek, yağışlarla yer altı sularının beslenmesinin önemli olduğunu vurgulamıştır.
Kuraklığın, gıda güvenliği ve toplum sağlığını tehdit ettiği, ekolojik açıdan ürün deseni kaybı ve artan orman yangını riski ile zararlı böcek sayısında artışa yol açtığı ve biyoçeşitliliğin kaybolmasına neden olduğu belirtilmiştir.
Sizin İçin Seçtiklerimiz
GDH'i Google'da takip edin
Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.