Japon basınında yer alan habere göre plan, bu yıl güncellenecek "Üç Güvenlik Belgesi" kapsamında ele alınırken, Çin bombardıman uçaklarının Bashi Kanalı üzerinden Pasifik'e yönelik artan faaliyetleri ile Çin uçak gemilerinin Batı Pasifik'teki operasyonları kararın temel gerekçeleri arasında gösteriliyor.
Saab ve GA-ASI'nin çözümü öne çıkıyor
Değerlendirilen sistemin, Saab ile General Atomics Aeronautical Systems (GA-ASI) tarafından geliştirilen MQ-9B uyumlu AEW radar podu olduğu belirtiliyor.
Kanat altına entegre edilen iki radar podundan oluşan sistem, yaklaşık 360 derece gözetleme sağlayabiliyor, 300 kilometrenin üzerindeki menzillerden hava araçları ve füzeleri tespit edebiliyor. Elde edilen veriler ise Link-16 taktik veri bağı ve uydu haberleşmesi üzerinden dost unsurlarla paylaşılabiliyor.
MQ-9B'nin görev konsepti genişleyebilir
Japon Deniz Öz Savunma Kuvvetleri, MQ-9B SeaGuardian'ı ilk etapta Kawasaki P-1 deniz karakol uçaklarının deniz gözetleme görevlerini desteklemek amacıyla tedarik ediyor.
2027'de iki, 2028'den itibaren iki platform daha hizmete girecek MQ-9B filosunun uzun vadede 23 uçağa ulaşması planlanıyor.
AEW radarının entegrasyonu, platformun yalnızca deniz gözetleme değil, havadan erken ihbar görevlerinde de kullanılmasını sağlayabilecek. Bununla birlikte radar podlarının havada kalış süresi ve mevcut deniz gözetleme radarının kullanımını etkileyebileceği, bu nedenle ilerleyen süreçte MQ-9B tedarik sayısının yeniden değerlendirilebileceği ifade ediliyor.
Denizaltı savunma kabiliyeti de gündemde
MQ-9B'nin gelecekte Sonobuoy Dispensing System (SDS) podlarıyla denizaltı savunma harbi görevleri de üstlenmesi planlanıyor.
ABD Donanması ile yürütülen testlerde sistemin bırakılan sonoboylardan elde edilen verileri uydu üzerinden gerçek zamanlı aktarabildiği gösterilirken, MQ-9B'nin bu konfigürasyonda dahi 18 saatin üzerinde havada kalabildiği belirtiliyor. Bu sayede platformun keşif, gözetleme, erken ihbar ve denizaltı savunma görevlerini tek platformda birleştirmesi hedefleniyor.