- İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, askeri ve diplomatik mücadelede teslim olmayacaklarını söyledi.
- Kalibaf, İran'ın füze kapasitesinin İran-Irak Savaşı dönemine kıyasla önemli ölçüde geliştiğini savundu.
- Trump'a seslenen Kalibaf, ABD'nin gücünü İran halkına ve silahlı kuvvetlerine dayatamayacağını belirtti.
- Kalibaf, ABD ile müzakerelerin teslimiyet değil, sahadaki gücün siyasi kazanıma dönüştürülmesi anlamına geldiğini ifade etti.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile yaşanan gerilim ve devam eden mücadeleye ilişkin açıklamalarda bulunarak, İran'ın askeri ve diplomatik savaşta teslim olmayacağını söyledi.
Fars Haber Ajansına göre Kalibaf, başkent Tahran'da İran-Irak Savaşı gazileriyle bir araya geldiği programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kalibaf İran'ın askeri kapasitesine dikkati çekti
1980-1988 yıllarındaki İran-Irak Savaşı sırasında ülkesine uygulanan yaptırımlara değinen Kalibaf, söz konusu dönem ile İran'ın bugün yaşadığı savaşı kıyasladı.
Kalibaf, İran-Irak Savaşı sırasında ülkesine dikenli tel dahi satılmadığını belirterek, o dönemde topçuların atış menzilinin 14-15 kilometreyle sınırlı olduğunu söyledi.
İran'ın bugün ise füze kapasitesini önemli ölçüde geliştirdiğini savunan Kalibaf, "Bugün füzelerimizle herhangi bir sınırlama olmaksızın istediğimiz her noktayı hedef alabilecek bir seviyeye geldik." dedi.
"Trump gücünü İran'a dayatamayacağını bilmeli"
İran'ın ekonomik, askeri ve diplomatik alanları kapsayan hibrit savaşta teslim olmayacağını belirten Kalibaf, ülkesinin güçlü şekilde karşılık vereceğini ifade etti.
Kalibaf, ABD Başkanı Donald Trump'a hitaben, "Trump, köklü bir medeniyetle, ulusal ve dini bir direnişle karşı karşıya. O gücünü, İran halkına ve silahlı kuvvetlerine dayatamayacağını bilmeli." ifadelerini kullandı.
"Diplomasi teslimiyet anlamına gelmez"
Kalibaf, ülkede ABD ile müzakerelere karşı çıkan kesimlere de seslendi.
Diplomasinin teslimiyet anlamına gelmediğini belirten Kalibaf, müzakerenin de bir tür mücadele olduğunu söyledi. Kalibaf, sahadaki gücün siyasi kazanıma dönüştürülmesinin diplomasi yoluyla mümkün olduğunu dile getirdi.