- Diaz-Canel, ABD ile yürütülen diyaloğun şimdilik tıkandığını açıkladı.
- Küba lideri, Washington'u ülkesine yönelik ağır baskı uygulamakla suçladı.
- Havana, ekonomik reformların kapitalist restorasyon anlamına gelmediğini savunuyor.
- Beş yılda yüzde 15'ten fazla küçülen Küba ekonomisinde enerji, ulaşım, sağlık ve gıda sorunları derinleşiyor.
Brezilya merkezli Folha de S.Paulo gazetesine konuşan Diaz-Canel, ABD ile temasların sürdüğünü ancak henüz somut bir ilerleme sağlanamadığını belirtti. Küba lideri, ABD'nin uyguladığı baskı devam ederken gerçek anlamda bir diyalog kurulamayacağını savundu.
Diaz-Canel, Küba'daki mevcut koşulları “son derece karmaşık” ve “ıstırap verici” olarak tanımlarken, ülkenin krizden çıkışında halkın direnci ve ekonomik politikaların yeniden düzenlenmesinin belirleyici olacağını söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimini de sert sözlerle eleştiren Diaz-Canel, Washington'u Küba'yı boyunduruk altına almaya çalışmakla suçladı.
Havana ekonomik modeli değiştirmeye çalışıyor
Diaz-Canel, haziran ayında acil koduyla onaylanan 176 maddelik reform paketinin kapitalist bir dönüşüm anlamına gelmediğini vurguladı. Reformların temel amacının ekonomiyi serbestleştirmek ve karar alma süreçlerini merkezsizleştirmek olduğunu belirten Küba lideri, maddelerin yüzde 76,1'inin hukuki dayanağa kavuştuğunu açıkladı.
Havana yönetimi böylece bir yandan ekonomik krizin etkilerini hafifletmeye çalışırken diğer yandan sosyalist sistemin korunacağı mesajını veriyor.
Ekonomik kriz derinleşiyor
Küba ekonomisinin 2020-2025 döneminde yüzde 15'ten fazla küçüldüğü tahmin ediliyor. ABD'nin petrol tedarikine yönelik baskıları ve ekonominin kritik sektörlerini hedef alan ikincil yaptırımları da Havana'nın ekonomik hareket alanını daha da daraltıyor.
Ülkede elektrik kesintileri, toplu taşımadaki ciddi aksaklıklar ve sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler günlük hayatı zorlaştırıyor. Gıda ve ilaç fiyatlarının özellikle kayıt dışı piyasalarda hızla yükselmesi ise halk üzerindeki ekonomik baskıyı artırıyor.