- Türkiye'de Yargıtay, bebeğini pencereden attığı öne sürülen anneye verilen cezayı "lohusalık psikozu" araştırması yapılması gerekçesiyle bozdu.
- Ankara'da bebeğini dondurucuda saklayan anneye "çaresizlik" gerekçesiyle ceza verilmezken, ABD'de Lindsay Clancy davası jürinin oybirliğine varamaması nedeniyle sonuçsuz kaldı.
- Hukukçular, ceza sorumluluğunun kalkması için eylem anında annenin algılama ve davranış yeteneğinin tıp raporlarıyla kanıtlanması gerektiğini belirtti.
- Uzmanlar, lohusalık sendromu ile lohusalık psikozunun karıştırılmaması gerektiğine vurgu yaparak psikolojik uyum sürecinin 6 aya kadar çıkabileceğini aktardı.
Doğum sonrası ortaya çıkan ağır psikiyatrik rahatsızlıkların ceza hukukundaki yeri, Türkiye ve ABD'de yaşanan trajik olaylar ve yargı kararlarıyla yeniden uluslararası gündeme oturdu. Yargıtay'ın Türkiye'deki lohusalık psikozu araştırması kararı ve Ankara'daki beraat hükmünün yanı sıra ABD'de üç çocuğunu öldüren Lindsay Clancy davasındaki jüri tıkanıklığı, hukuki sorumluluk sınırlarını tartışmaya açtı.
Türkiye'deki emsal kararlar: Yargıtay Adli Tıp raporu istedi
İstanbul'da hamileliğini çevresinden gizleyen A.Y., evde tek başına dünyaya getirdiği bebeğinin pencereden aşağı düştüğünü öne sürdü. Bebek hayatını kaybederken anneye verilen 15 yıl hapis cezası, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından annenin lohusalık psikozunun etkisi altında olup olmadığının Adli Tıp Kurumu tarafından araştırılması gerektiği belirtilerek bozuldu.
Ankara'da ise evindeki derin dondurucuda 2 aylık bebek cesedi bulunan Gözde İ. hakkında mahkeme, doğum sürecindeki çaresizliğini ve müdahale edememe durumunu dikkate alarak ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi.
ABD'deki Lindsay Clancy davasında jüri kilitlendi
ABD'de üç küçük çocuğunu egzersiz bantlarıyla boğarak öldürmekle suçlanan ve ardından pencereden atlayarak felç geçiren Lindsay Clancy'nin davasında da benzer bir hukuki tartışma yaşandı. Savunma tarafı, Clancy'nin doğum sonrası halüsinasyonlar ve ağır sanrılar yaşadığını belirterek akıl sağlığı yerinde olmadığı gerekçesiyle cezalandırılmamasını talep etti.
Jüri üyelerinin oybirliğine varamaması üzerine yargıç davanın kilitlendiğini ve hükümsüz kalacağını açıklarken, Amerikan kamuoyunu bölen davada yüzlerce kadın mahkeme önünde Clancy'ye destek gösterisi düzenledi.
"Mesele olay anındaki iradedir"
Sabah'a konuşan emekli savcı-avukat Orhan Güngör, psikolojik rahatsızlık teşhisinin ceza sorumluluğunu otomatik olarak kaldırmayacağını ifade etti. Güngör, "Asıl mesele, lohusalık psikozunun olay anında annenin algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini ne ölçüde etkilediğidir." değerlendirmesinde bulundu.
Güngör ayrıca, geçici duygu değişimleri içeren "lohusalık sendromu" ile gerçeklikle bağın tümüyle koptuğu "lohusalık psikozu" kavramlarının hukuki boyutta birbirinden çok net ayrılması gerektiğinin altını çizdi.
Uzmanlardan bütüncül değerlendirme ve destek çağrısı
Sabaha konuşan uzman Psikolog Saliha Erdoğan ise istenmeyen gebelik, toplumsal baskı ve yalnızlığın psikoz riskini belirgin şekilde artırdığını dile getirdi. Lohusalık sürecinin sadece biyolojik bir evre olmadığını kaydeden Erdoğan, psikolojik uyumun bazı kadınlarda 6 aya kadar sürebileceğini ifade etti.
Erdoğan, dışarıdan son derece sağlıklı görünen ailelerde dahi bebeği reddetme veya zarar verme durumlarının yaşanabileceğini belirterek, her vakada geçmiş koşullarla birlikte bütüncül bir değerlendirme yapılması ve yeni annelerin yakın çevresi tarafından desteklenmesi gerektiğini vurguladı.