- Eski Guerrero Valisi Ángel Aguirre, 2014'te kaybolan 43 öğrencinin dosyasında resmen suçlandı.
- Delil karartma iddiası: Aguirre'nin, öğrencilerin akıbetine ışık tutabilecek güvenlik kamerası görüntülerinin imha edilmesini emrettiği öne sürülüyor.
- Cezaevinde tutulacak: Hakim, savcılığın sunduğu delilleri yeterli buldu ve Aguirre'nin yargılama öncesinde yüksek güvenlikli cezaevinde kalmasına hükmetti.
- 43 öğrenciden yalnızca 3'ünün kalıntıları teşhis edildi: Ayotzinapa vakası, Meksika'da organize suç, devlet görevlileriyle suç örgütleri arasındaki bağlantılar ve cezasızlığın sembol davalarından biri haline geldi.
Meksika'da 26 Eylül 2014'te kaybolan 43 Ayotzinapa öğrencisinin akıbetinin araştırıldığı davada yaklaşık 12 yıl sonra önemli bir gelişme yaşandı.
Guerrero eyaletinin eski valisi Ángel Aguirre, öğrencilerin zorla kaybedilmesi ve adaletin engellenmesi suçlamalarıyla resmen yargılanmaya başladı. Bir federal hakim, savcılığın Aguirre hakkında ileri sürdüğü suçlamaları destekleyecek yeterli delil bulunduğuna hükmetti.
Aguirre, geçen hafta gözaltına alınmıştı. Mahkeme, eski valinin yargılama süresince yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutulmasına karar verdi.
Suçlamanın merkezinde kamera görüntüleri var
Savcılığın iddiasına göre Aguirre, öğrencilerin kaybolduğu gece yaşananları aydınlatabilecek güvenlik kamerası kayıtlarının imha edilmesini emretti.
Söz konusu görüntülerin öğrencilerin polis tarafından gözaltına alınması ve sonrasında yaşananlarla ilgili önemli bilgiler içerebileceği değerlendiriliyor. Savcılık, Aguirre'nin delillerin ortadan kaldırılmasına yönelik sürecin içinde olduğunu ileri sürüyor.
Aguirre'nin avukatı Guillermo Baradas ise müvekkilinin suçlamaları kabul etmediğini belirtti.
Baradas, Aguirre'nin görüntülerin kendisine teslim edildiğinin iddia edildiği sırada Mexico City'de üst düzey bir toplantıya katıldığını gösteren deliller sunduklarını söyledi.
43 öğrenci 26 Eylül 2014'te kayboldu
Ayotzinapa Öğretmen Okulu öğrencileri, 26 Eylül 2014 gecesi Guerrero eyaletindeki Iguala kentinden Mexico City'de düzenlenecek bir protestoya gitmek amacıyla otobüslere el koymuştu.
Ancak öğrenciler kentten ayrılmadan önce yerel bir suç örgütü ile işbirliği içindeki belediye polislerinin saldırısına uğradı.
Uluslararası soruşturmalar, federal polis ve askeri güçlerin de olaylarda doğrudan rol oynadığı veya öğrencilerin götürülmesine müdahale etmediği yönünde bulgular ortaya koydu.
Olay sırasında 43 öğrenci ortadan kaybolurken, aralarında öğrencilerin de bulunduğu başka kişiler de öldürüldü ve yaralandı.
Devlet destekli örtbas iddiaları
Dosyanın en tartışmalı boyutlarından biri, olayın ardından yürütülen soruşturmanın kendisi oldu.
Dönemin hükümetinin olayın sorumluluğunu yalnızca yerel suç örgütü ve belediye polislerinin üzerine atmaya çalıştığı, bazı şüphelilerin işkence altında alınan ifadelerle suçlandığı ve olay yeri delillerinin değiştirildiği yönünde ciddi iddialar ortaya çıktı.
Yıllar süren uluslararası soruşturmalar da ilk resmi anlatının güvenilirliği konusunda ciddi şüpheler doğurdu.
Bu nedenle Ayotzinapa dosyası, Meksika'da yalnızca kayıp öğrencilerin değil, devlet kurumlarının organize suçla ilişkilerinin ve soruşturmalardaki cezasızlığın sembolü haline geldi.
Öğrencilerin yalnızca üçü teşhis edilebildi
Aradan geçen yıllara rağmen kayıp 43 öğrencinin akıbeti tam olarak aydınlatılamadı.
Şimdiye kadar yalnızca üç öğrencinin kalıntıları kesin olarak teşhis edildi. Diğer 40 öğrencinin başına ne geldiği ise halen kesin olarak ortaya konulabilmiş değil.
Bu durum, ailelerin yıllardır süren adalet ve gerçeğin ortaya çıkarılması taleplerinin merkezinde bulunuyor.
Aguirre soruşturmasında yeni tanıklıklar etkili oldu
Eski valinin dosyaya dahil edilmesinde, daha önce soruşturmacıların elinde bulunan ancak 2026'da yeniden değerlendirilen tanıklıkların önemli rol oynadığı bildiriliyor.
Reuters'a göre koruma altındaki bir tanığın yeni ifadesi, Aguirre'nin olayla bağlantılı delillerin ortadan kaldırılmasına ilişkin rolüne işaret etti. Soruşturmacılar ayrıca daha önce var olmadığı ileri sürülen bazı güvenlik kamerası görüntülerinin izini sürdü.
Bu gelişmeler, savcılığın eski valinin yalnızca olaydan haberdar olduğu değil, sonrasındaki delil karartma sürecinde aktif rol aldığı yönündeki iddiasını güçlendirdi.
2022'den bu yana en önemli gelişme
Aguirre hakkındaki suçlamalar, Ayotzinapa soruşturmasının 2022'de dönemin Başsavcısı Jesús Murillo Karam'ın tutuklanmasından bu yana en önemli adımı olarak değerlendiriliyor.
Murillo Karam, öğrencilerin kaybolduğu dönemde ülkenin başsavcısıydı ve soruşturmanın ilk aşamalarında ortaya konulan resmi anlatının mimarlarından biri olarak öne çıkmıştı.
Aguirre'nin dosyaya dahil edilmesiyle soruşturmanın odağı, yalnızca suç örgütleri ve yerel güvenlik güçlerinden eyalet düzeyindeki siyasi sorumluluğa doğru genişlemiş oldu.
"Artık gerçeği istiyoruz"
Kayıp öğrencilerin aileleri, yıllardır soruşturmanın gerçek sorumlulara ulaşmadığını savunuyor.
43 öğrencinin sözcülerinden Meltión Ortega, yeni gelişmenin ardından yetkililerden artık yeni bir aldatmacaya başvurulmamasını ve gerçeğin açıklanmasını istedi.
Ortega, sorumluların ve olayın arkasındaki yöneticilerin cezalandırılması gerektiğini belirterek mağdurların yeni bir "göstermelik soruşturma" istemediğini ifade etti.
Sheinbaum soruşturmanın yeniden açılmasını destekliyor
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, Ayotzinapa dosyasının tamamen aydınlatılması için soruşturmanın sürdürülmesi talimatını verdi.
Sheinbaum yönetimi geçen yıl dosyayı yeniden incelemek üzere özel bir soruşturma birimi oluşturdu. Başkan, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada gerçeğe ve adalete ulaşmak için tüm gücünü ve siyasi iradesini kullanacağını söyledi.
12 yıl sonra soruşturmanın kapsamı genişliyor
Ángel Aguirre'nin suçlanması, Meksika'da 43 öğrencinin kaybolduğu gecenin yalnızca kartel ve yerel polis bağlantısıyla açıklanamayacağı yönündeki soruşturmaların geldiği yeni aşamayı gösteriyor.
Ancak mahkemenin Aguirre hakkında verdiği kararın suçluluk hükmü olmadığı, yalnızca davanın ilerlemesi için yeterli delil bulunduğu ve sanığın yargılama süresince tutuklu kalacağı anlamına geldiği özellikle vurgulanmalı.
Öte yandan 43 öğrenciden 40'ının akıbetinin halen kesin biçimde ortaya çıkarılamamış olması, Ayotzinapa dosyasının Meksika'nın en ağır ve çözülememiş insan hakları vakalarından biri olmayı sürdürdüğünü gösteriyor.