- Almanya, İsrail'e yönelik genel AB yaptırımlarına katılmayacağını açıkladı.
- Merz, Batı Şeria yerleşimlerinden gelen ürünlere ticari ayrıcalık tanınmaması gerektiğini söyledi.
- AB bütçesinde yüz milyarlarca avroluk kesinti ve rekabet odaklı reform çağrısı yaptı.
- Karadağ'ın on yıl bitmeden AB üyesi olması gerektiğini savundu.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İrlanda Başbakanı Micheál Martin ile Dublin'de düzenlediği ortak basın toplantısında, Avrupa Birliği'nin İsrail'e yönelik genel yaptırımlarına karşı olduklarını söyledi.
Merz, Almanya'nın İsrail'e karşı tarihi sorumluluğu bulunduğunu belirterek, "İsrail'e yönelik yaptırım rejimlerine genel olarak katılamayız ve katılmak da istemiyoruz." ifadelerini kullandı. Buna karşın Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin AB'nin İsrail'e tanıdığı ticari ayrıcalıklardan yararlanmaması gerektiğini vurguladı.
İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinden duyduğu rahatsızlığı, Benjamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde defalarca dile getirdiğini de aktardı.
AB bütçesi ve genişleme mesajı
Merz, Avrupa Komisyonu'nun bütçe teklifini desteklemediklerini belirterek, AB bütçesinde "birkaç yüz milyar avroluk" kesinti yapılması gerektiğini savundu. Avrupa'nın Rusya-Ukrayna savaşı, ABD'nin ticaret politikaları, Orta Doğu'daki gelişmeler ve enerji krizinin baskısı altında olduğunu belirten Merz, ekonomik rekabet gücünü artıracak reformlara öncelik verilmesi çağrısında bulundu.
AB'nin genişleme sürecine de değinen Merz, Karadağ'ın üyelik kriterlerini büyük ölçüde karşıladığını belirterek, ülkenin diğer aday ülkeler nedeniyle bekletilmemesi gerektiğini ve bu on yılın sonuna kadar AB üyesi olması gerektiğini söyledi.
Rusya'ya yönelik yeni yaptırımlar ve Rus uranyumuna olası yasaklarla ilgili soruları ise Avrupa ve Almanya'nın çıkarları doğrultusunda değerlendirdiklerini belirterek yanıtsız bıraktı.
Ayrıca, Almanya'da İsrailli savunma şirketi Elbit Systems'a yönelik eylem nedeniyle yargılanan İrlandalı aktivist hakkında konuşan Merz, Almanya'da hukukun üstünlüğüne dayalı yargılama süreçlerinin milliyet ayrımı gözetmeksizin uluslararası standartlara uygun şekilde yürütüldüğünü ifade etti.