- Uzmanlara göre “yüksek protein” etiketli ürünler herkes için gerekli değil; günlük ihtiyaç normal beslenmeyle karşılanabiliyor.
- Ürün seçiminde protein miktarının yanı sıra şeker, yağ, sodyum ve içerik listesine dikkat edilmesi gerekiyor.
- Dr. Ayça Kaya, proteinli ürünlerin faydalı olabileceğini ancak “mucize” olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Market raflarında son yıllarda “yüksek protein” ibaresi taşıyan ürünlerin sayısı dikkat çekici şekilde arttı. Proteinli süt ve yoğurtlardan kefir, puding ve kahvaltılık ürünlere kadar birçok seçenek tüketicilerin karşısına çıkarken, bu ürünlerin ne kadar gerekli olduğu da merak konusu oldu.
Dr. Ayça Kaya, proteinle zenginleştirilmiş ürünlerin bazı kişiler için faydalı olabileceğini ancak herkesin günlük beslenmesine bu ürünleri eklemesinin gerekli olmadığını belirtti. Kaya, öncelikle kişinin normal beslenmesiyle yeterli protein alıp almadığının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Günlük beslenme yeterli protein sağlayabilir
Protein; kasların korunması, bağışıklık sistemi, hormon ve enzim üretimi ile yara iyileşmesi gibi birçok vücut işlevinde önemli rol oynuyor. Ancak uzman görüşüne göre burada asıl önemli nokta, gereğinden fazla protein tüketmek değil, günlük ihtiyacın karşılanması.
Dr. Kaya, birçok kişinin farkında olmadan günlük protein ihtiyacının önemli bölümünü normal beslenmesiyle karşılayabildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Ama burada altını çizmek istediğim kelime "yeterli". Çünkü birçok kişi, farkında bile olmadan günlük protein ihtiyacının büyük bölümünü zaten karşılıyor.”
Yumurta, peynir, süt, yoğurt, ayran, et, tavuk, balık, kuru baklagiller ve kuruyemiş gibi gıdaların gün içerisinde tüketilmesinin önemli miktarda protein sağlayabileceğine dikkat çeken Kaya, bu nedenle yalnızca ambalajında “yüksek protein” yazdığı için ekstra ürün alınmasının her zaman gerekli olmadığını ifade etti.
Protein ihtiyacı hangi durumlarda artıyor?
Bazı kişilerin ise günlük protein ihtiyacını yalnızca normal beslenmeyle karşılamakta zorlanabileceği belirtiliyor. Düzenli direnç egzersizi yapanlar, ileri yaşta kas kaybını önlemeye çalışanlar, hastalık veya ameliyat sonrasında iyileşme sürecinde bulunanlar, hamileler ve emzirenler bu gruplar arasında yer alıyor.
İştahın azaldığı durumlarda ve iştahı baskılayan bazı kilo verme tedavilerinin kullanılması sırasında da yeterli protein alımının sağlanmasının zorlaşabileceği aktarılıyor. Bu gibi durumlarda proteinle zenginleştirilmiş ürünlerin pratik bir destek sağlayabileceğini belirten Kaya, söz konusu ürünlerin dengeli beslenmenin yerini tutmadığını vurguladı.
“Yüksek protein” etiketi tek başına yeterli değil
Proteinli ürünlerde tüketicilerin yalnızca ön yüzde yer alan “yüksek protein” ibaresine odaklanmaması gerekiyor.
Dr. Kaya, hastalarının bu ürünleri satın alırken sıklıkla yalnızca protein miktarına baktığını belirterek, “Hocam bunu aldım çünkü proteinliymiş.” ifadesini kullandıklarını aktardı.
Ancak ürünün protein içeriğinin yüksek olması, diğer besin değerlerinin de uygun olduğu anlamına gelmiyor. Bazı ürünlerde yüksek protein miktarına ilave olarak şeker, yağ veya sodyum oranı da yüksek olabiliyor.
Bu nedenle uzman, tüketicilerin ürünün ön yüzündeki pazarlama ifadelerinden ziyade besin değerleri ve içerik listesini incelemesini öneriyor.
Kaya bu konuda, “Ürünü elinize alın. Sonra ön yüzündeki büyük puntolu reklamlara değil, arka taraftaki içerik listesine bakın.” dedi.
Etikette şeker ve katkı maddelerine dikkat
Proteinli ürün satın alırken yalnızca protein miktarının değil, ilave şeker, doymuş yağ ve sodyum değerlerinin de kontrol edilmesi gerekiyor.
İçerik listesindeki katkı maddelerinin de tüketici tarafından dikkate alınması gerektiğini belirten Kaya, özellikle glikoz şurubu, fruktoz şurubu, maltodekstrin, aroma vericiler, kıvam artırıcılar, renklendiriciler ve emülgatörlerin yer aldığı uzun içerik listelerine karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Kaya, “Liste uzayıp gidiyorsa, o ürünü yeniden değerlendirmekte fayda vardır.” ifadelerini kullandı.
Protein miktarından önce kaynağına bakın
Bir ürünün içerdiği protein miktarı kadar proteinin kaynağı da önem taşıyor. Süt bazlı bazı ürünlerde whey ve kazein proteinleri birlikte bulunurken, bazı ürünlere ayrıca whey proteini eklenebiliyor.
Whey proteinin daha hızlı, kazeinin ise daha yavaş sindirildiğine dikkat çeken Kaya, tüketicilerin etiket üzerinde yalnızca protein miktarına değil, proteinin hangi kaynaktan sağlandığına da bakması gerektiğini belirtti.
Proteinli ürünlerde karbonhidrat ve yağ miktarı da önemli
Aynı miktarda protein içeren iki ürünün karbonhidrat ve yağ değerleri birbirinden oldukça farklı olabilir. Dr. Kaya, iki proteinli sütün karşılaştırılması üzerinden bu farkın özellikle bazı tüketiciler açısından önem taşıdığını belirterek şöyle konuştu:
“İki farklı proteinli süt düşünün. İkisinde de 20 gram protein var. Harika gibi görünüyor, değil mi? Ama biraz daha dikkatli bakalım. Birinde sadece 5 gram karbonhidrat bulunuyor. Diğerinde ise 18 gram. Aradaki fark yaklaşık bir dilim ekmeğe eşdeğer. Özellikle diyabeti olanlar, insülin direnci bulunanlar veya kilo kontrolü sağlamaya çalışan bireyler için bu fark hiç de küçük değildir. Bu nedenle etiketi sadece protein açısından değil, tüm besin öğeleri açısından değerlendirmek gerekir.”
Ürünlerdeki yağ miktarının da gözden kaçırılmaması gerektiği belirtilirken, gün içerisinde birden fazla proteinli ürün tüketilmesinin toplam yağ alımını artırabileceğine dikkat çekildi.
Uzmandan tüketicilere “mucize” uyarısı
Dr. Ayça Kaya, proteinle zenginleştirilmiş ürünlerin tamamen gereksiz ya da sağlıksız ürünler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ancak bunların mucizevi bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.
Kaya'nın değerlendirmesiyle, günlük beslenmesinde yumurta, süt, yoğurt, kefir, peynir, et, tavuk, balık ve kuru baklagillere yeterince yer veren kişilerin çoğu zaman ekstra proteinli ürünlere ihtiyaç duymayabileceği ifade edildi.
Kaya, tüketicilerin alışveriş sırasında yalnızca ürünün ön yüzündeki ifadeleri dikkate almaması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Proteinli ürünler kötü değildir. Ama mucize de değildir.”
Uzmanın dikkat çektiği temel nokta ise sağlıklı beslenmenin yalnızca tek bir besin ögesi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği. Kaya, “Çünkü sağlıklı beslenmeyi belirleyen tek bir besin öğesi değildir. Ürünün genel besin kalitesi, içerik listesi ve en önemlisi sizin bireysel ihtiyaçlarınızdır.” ifadelerini kullandı.