- Rektum kanserinde radyoterapi ve kemoterapi sonrası tümörü tamamen veya tama yakın kaybolan uygun hastalarda ameliyatsız takip yöntemi uygulanabiliyor.
- Bu yaklaşıma alt ve orta rektum tümörlerinin uygun olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Celalettin Haksal, hastaların Yaklaşık 3 yıl boyunca 3 ila 6 aylık periyotlarla sıkı kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı.
- Uzmanlar; makattan kanama, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve belirgin kilo kaybı gibi şikayetlerde vakit kaybetmeden hekime başvurulması uyarısında bulundu.
Rektum kanserinde tedavi planı, hastalığın evresine ve uygulanan tedaviye verilen yanıta göre değişebiliyor. Bazı hastalarda tedavi sonrasında tümörün tamamen veya tama yakın kaybolması, cerrahi müdahale yerine sıkı takip seçeneğinin değerlendirilmesini sağlayabiliyor. Ancak bu yaklaşım her hasta için uygun görülmüyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Celalettin Haksal, ameliyatsız takip kararının ayrıntılı tetkiklerin ardından, hastayla birlikte verilmesi gerektiğini vurguladı.
Rektum kanserinde ameliyatsız takip kimlere uygulanabilir?
Kalın bağırsağın son bölümünde gelişen rektum kanserinde cerrahi tedavi önemli bir yer tutuyor. Bununla birlikte tedaviye güçlü yanıt veren bazı hastalarda ameliyat yerine yakın izlem seçeneği gündeme gelebiliyor.
Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Celalettin Haksal, bu yöntemin özellikle tümörün rektumun alt ve orta bölümlerinde bulunduğu, tedavi sonrasında tümörün tamamen veya tama yakın kaybolduğu uygun hastalarda değerlendirilebildiğini belirtti.
Haksal, hasta seçiminin önemini şu sözlerle anlattı:
“Her hasta için uygun değil. Öncelikle tümörün rektum dediğimiz kalın bağırsağın son kısmında yerleşmiş olması gerekiyor. Rektumu alt, orta ve üst olmak üzere üç bölüme ayırıyoruz. Özellikle alt ve orta rektum yerleşimli tümörlerde bu hastalar daha uygun. Üst rektumdakiler ise bu yönteme çok uygun değiller.”
Uzman, ameliyatsız takip kararının yalnızca tümörün bulunduğu bölgeye bakılarak verilemeyeceğini, hastanın görüntüleme sonuçlarının ve tedaviye verdiği yanıtın da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tedavi sonrası tümörün yanıtı yeniden değerlendiriliyor
Rektum kanseri tanısı konulduktan sonra hastalığın evresinin belirlenmesi, uygulanacak tedavinin planlanmasında önemli rol oynuyor. Prof. Dr. Haksal, tanı ve tedavi sürecinin nasıl ilerlediğini şöyle açıkladı:
“Önce kolonoskopi yapıyoruz, lezyonu görüyoruz ve parça alıyoruz. Sonuç kanser olarak geldikten sonra hastanın evrelemesini yapıyoruz. Tedavi seçeneğine göre radyoterapiyle veya kemoterapiyle başlayabiliyoruz. Biz daha çok uygulamada önce radyoterapiyle başlıyoruz, sonrasında bir miktar kemoterapi veriyoruz.”
Tedavinin tamamlanmasının ardından hastanın durumu farklı tetkiklerle yeniden inceleniyor. Kolonoskopi, MR, akciğer tomografisi ve tümör belirteçlerine yönelik kan testleri bu değerlendirmede kullanılıyor.
Haksal, tedavi sonrasında tümörün durumunun izlenecek yolu belirlediğini şu ifadelerle anlattı:
“Kolonoskopi, MR, akciğer tomografisi ve tümör belirteçleri dediğimiz kan tahlilleriyle tekrar değerlendiriyoruz. Eğer lezyon devam ediyorsa hastanın tek seçeneği ameliyat. Ancak lezyon tamamen veya tama yakın kaybolduysa, ameliyatsız takip yönteminin risklerini ve avantajlarını hastayla konuşuyoruz.”
Ameliyatsız takipte ilk kontroller 3 ayda bir yapılıyor
Ameliyat yerine yakın takip seçeneği değerlendirilen hastaların düzenli kontrollerini aksatmaması gerekiyor. Prof. Dr. Haksal, takip sürecinin başlangıcında muayene ve tetkiklerin daha sık yapıldığını belirtti.
Haksal, izlem planına ilişkin şu bilgileri verdi:
“İlk etapta yakın aralıklarla, yaklaşık 3 ayda bir takip ediyoruz. Rektoskopiyle, yani makattan kamerayla girerek bölgeyi değerlendiriyoruz. Bunun yanında MR, akciğer tomografisi, rektal muayene ve kan tahlilleri yapıyoruz. Bir süre bu şekilde takip ettikten sonra kontrollerin arasını 6 aya kadar uzatabiliyoruz. Bu takip sürecinin yaklaşık 3 yıl devam etmesi gerekiyor.”
Bu yaklaşımda hastanın durumunun düzenli olarak izlenmesi ve olası değişikliklerin tetkiklerle değerlendirilmesi önem taşıyor. Ameliyatsız takip, cerrahinin her hasta için devre dışı bırakılması anlamına gelmiyor; uygun hastalarda, belirli koşullar altında değerlendirilen bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Makattan kanama hangi hastalıkların belirtisi olabilir?
Rektum kanserinde belirtilerin erken fark edilmesi ve sağlık kuruluşuna başvurulması, tanı süreci açısından önem taşıyor. Prof. Dr. Haksal; makattan kanama, dışkılama alışkanlığında değişiklik, dışkının şeklinde farklılaşma, şiddetli karın ağrısı ve belirgin kilo kaybının dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Bu şikâyetlerin hemoroid veya makat çatlağı gibi farklı nedenlerle de ortaya çıkabileceğini belirten Haksal, belirtilerin altında daha ciddi hastalıkların da bulunabileceğine dikkat çekti.
Uzman, şu uyarıda bulundu:
“Ancak altında bağırsak kanseri gibi çok ciddi problemler de yatabilir. Bu nedenle bu tür belirtiler tespit edildiğinde mutlaka bir hekime başvurmak gerekiyor.”
Belirtilerin nedeninin yalnızca şikâyetlere bakılarak belirlenemeyeceğini vurgulayan uzmanlar, özellikle devam eden veya tekrarlayan yakınmaların hekim tarafından değerlendirilmesinin önemine işaret ediyor.