- İran muhalefetinin uluslararası alanda en tanınan isimlerinden Rıza Pehlevi'nin popülaritesinin yılın başındaki seviyesinden gerilediği değerlendiriliyor.
- ABD'deki bazı çevreler Pehlevi'yi desteklerken, Washington'daki diğer aktörlerin İran'da mevcut sistem içinden bir dönüşümü tercih edebileceği belirtiliyor.
- Uzmanlar, Pehlevi'nin farklı muhalif grupları kalıcı bir siyasi koalisyon altında birleştirmekte başarılı olamadığını söylüyor.
- Pehlevi yanlısı bazı isimler ise özellikle İran yönetiminin protestolara yönelik sert müdahaleleri sonrasında onun İranlılar arasındaki güvenilirliğinin arttığını savunuyor.
İran'ın son Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin oğlu Rıza Pehlevi, uzun yıllardır İran muhalefetinin uluslararası alanda en bilinen isimlerinden biri.
Ancak son dönemde Pehlevi'nin İran'da siyasi değişime öncülük edebilecek bir aktör olup olmadığı yeniden tartışılmaya başlandı. Reuters'ın analizine dayanan değerlendirmelerde, Pehlevi'nin popülaritesinin 2026'nın başlarında zirve yaptıktan sonra gerilediği ve özellikle Batılı başkentlerde kendisine yönelik beklentilerin zayıfladığı belirtiliyor.
Bu tartışmanın merkezindeki temel soru ise şu: Pehlevi, İran'daki mevcut yönetimin ardından ortaya çıkabilecek siyasi boşluğu doldurabilecek bir lider mi, yoksa yalnızca uluslararası alanda tanınan bir muhalif figür mü?
Dış müdahale beklentisi eleştirisi
Pehlevi'nin siyasi stratejisine yönelik en önemli eleştirilerden biri, İran'daki değişimde dış baskı ve uluslararası müdahaleye fazla ağırlık vermesi.
Pehlevi, İran ile ABD arasındaki gerilimin yükseldiği Ocak 2026'da uluslararası toplumun "eylem aşamasına geçtiğini" söylemiş ve İranlıları protestolara çağırmıştı.
Ancak gelişmelerin İran'da beklenen rejim değişikliğini yaratmaması ve savaşın sonuçlarına ilişkin eleştirilerin artmasıyla söyleminde değişikliğe gitti. Daha sonraki açıklamalarında nihai değişimin İran halkı tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu değişiklik, bazı gözlemciler tarafından Pehlevi'nin önceki dış destek vurgusundan geri adım atması olarak yorumlandı.
Washington'da Pehlevi konusunda görüş ayrılığı
Pehlevi'nin geleceği açısından en önemli faktörlerden biri ABD'nin tutumu.
Araştırmacı Mücteba Necefi'ye göre Washington'daki pragmatik çevreler, İran'da mutlaka Pehlevi liderliğinde bir geçiş hükümeti kurulmasını hedeflemiyor.
Necefi, ABD açısından önceliğin İran'ın Amerikan karşıtı politikasının sona erdirilmesi ve ABD çıkarlarının korunması olduğunu savunuyor. Bu nedenle Washington'ın Pehlevi'yi iktidara taşıyacak bir siyasi projeye bağlı olmadığı değerlendirmesinde bulunuyor.
Bununla birlikte ABD'de Pehlevi'ye yönelik destek tamamen ortadan kalkmış değil. İranlı siyasi aktivist ve anayasal monarşi yanlısı Emir Taheri, Cumhuriyetçi Parti içerisindeki bazı çevrelerin Pehlevi'ye olumlu yaklaştığını belirtiyor.
Dolayısıyla Washington'da Pehlevi'nin geleceği konusunda ortak bir yaklaşım bulunmadığı görülüyor.
Avrupa'nın önceliği farklı
İran uzmanı Mücteba Necefi, Avrupa'nın İran politikasında farklı önceliklere sahip olduğunu belirtiyor.
Necefi'ye göre Avrupa ülkeleri açısından istikrar, göç ve bölgesel güvenlik öne çıkıyor. Bu nedenle Avrupa başkentlerinin Pehlevi'yi İran'ın gelecekteki lideri olarak desteklemekten ziyade istikrarlı bir siyasi geçiş arayışında olması daha muhtemel.
Pehlevi'nin Avrupa'daki aşırı sağ ve muhafazakâr siyasetçilerle kurduğu ilişkiler de bazı çevrelerde eleştiri konusu oluyor. Aktivist Emir Taheri, bu ilişkilerin Pehlevi açısından siyasi bir hata olduğunu savunuyor.
İsrail'in yaklaşımı Washington ve Avrupa'dan farklı
İran-İsrail çatışmasının doğrudan taraflarından biri olan İsrail'de Pehlevi'ye yönelik yaklaşım ise ABD ve Avrupa'dan farklı değerlendiriliyor.
Mücteba Necefi'ye göre bazı İsrailli siyasetçiler, Pehlevi'yi Tahran üzerindeki baskıyı artırabilecek bir unsur olarak görüyor.
Ancak bu durumun İsrail'in Pehlevi'yi İran'ın gelecekteki lideri olarak desteklediği anlamına gelmediği, bunun daha çok İran'daki mevcut rejime yönelik stratejik yaklaşımın bir parçası olduğu belirtiliyor.
"Liderlik ve örgütlenme becerisi ortaya çıkmadı"
Boston Üniversitesi'nden araştırmacı Araş Azizi, Pehlevi'nin uluslararası görünürlüğünün siyasi bir liderlik kapasitesine dönüşmediğini savunuyor.
Azizi'ye göre Pehlevi, Batılı ve son dönemde İsrailli bazı siyasi aktörlerle ilişkiler kurmasına rağmen bu ilişkileri somut ve kalıcı siyasi desteğe dönüştürmeyi başaramadı.
Bu eleştirinin bir diğer boyutu da Pehlevi'nin İran muhalefetindeki farklı grupları ortak bir siyasi yapı altında birleştirememesi.
Pehlevi'yi savunanlar da var
Pehlevi'nin siyasi etkisinin azaldığı değerlendirmesine karşı çıkanlar da bulunuyor.
Paris'te yaşayan aktivist ve anayasal monarşi yanlısı Emir Taheri, Pehlevi'nin son bir yılda İran muhalefetinin en görünür isimlerinden biri olduğunu ve farklı gruplar arasında köprü kurabildiğini savunuyor.
Almanya'da yaşayan siyaset analisti ve Pehlevi destekçisi Mehrdad Bozorg ise daha da olumlu bir tablo çiziyor. Bozorg'a göre İran yönetiminin protestolara yönelik sert müdahaleleri sonrasında birçok İranlı, mevcut sistemin değiştirilmesi gerektiği konusunda daha net bir görüşe ulaştı ve bu durum Pehlevi'nin güvenilirliğini artırdı.
İran'daki gerçek desteği ölçmek zor
Pehlevi'nin İran içerisindeki gerçek siyasi desteğine ilişkin güvenilir ve kapsamlı kamuoyu verileri bulunmuyor.
İran'daki baskılar, internet ve medya üzerindeki kısıtlamalar, ekonomik kriz ve yüksek enflasyon nedeniyle toplumun siyasi eğilimlerini sağlıklı biçimde ölçmek oldukça zor.
Bu nedenle sosyal medyadaki Pehlevi yanlısı sloganlar veya protestolardaki monarşi sembolleri, tek başına İran toplumunun çoğunluğunun Pehlevi'yi desteklediğini göstermiyor. Aynı şekilde muhalefet içerisindeki eleştiriler de onun İran'daki gerçek toplumsal desteğinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Pehlevi giderse yerine kim gelecek?
Rıza Pehlevi'nin etkisinin gerilemesi ihtimali, İran muhalefetinin en büyük sorunlarından birini de ortaya çıkarıyor: Yerine geçebilecek ortak bir lider bulunuyor mu?
Uzmanlar bu konuda bir isim üzerinde uzlaşmıyor. Araş Azizi ve Mücteba Necefi, İran'daki siyasi değişimin tek bir sürgün liderinden ziyade ülke içindeki sivil toplum ve siyasi dinamiklerden doğabileceğini savunuyor.
Bu nedenle Pehlevi'nin siyasi geleceğine ilişkin tartışma yalnızca onun kişisel popülaritesiyle sınırlı değil. Aynı zamanda İran muhalefetinin, farklı siyasi görüşleri ortak bir geçiş programı etrafında birleştirip birleştiremeyeceği sorusunu da gündeme getiriyor.
Pehlevi hâlâ muhalefetin en tanınan isimlerinden biri
Pehlevi'nin siyasi etkisinin azaldığı yönündeki değerlendirmelere rağmen uzmanların ortaklaştığı noktalardan biri, onun hâlâ İran muhalefetinin uluslararası alanda en tanınan figürlerinden biri olduğu.
Dolayısıyla mevcut tartışmanın şu aşamada "Pehlevi'nin siyasi kariyeri sona erdi" şeklinde yorumlanması mümkün değil.
Asıl soru, sahip olduğu uluslararası görünürlüğü İran içerisinde örgütlü ve kalıcı bir siyasi güce dönüştürüp dönüştüremeyeceği. Bu da İran'daki gelişmelerin yanı sıra Washington, Avrupa başkentleri ve İran muhalefeti içerisindeki dengelerin nasıl şekilleneceğine bağlı olacak.