- Diyarbakır’da doğan Tarancı’nın şiire ilgisi lise yıllarında başladı.
- Galatasaray Lisesinde tanıştığı Ziya Osman Saba ile dostluğu, “Ziya’ya Mektuplar” kitabına kaynaklık etti.
- 12 Ekim 1956’da, 46 yaşında hayatını kaybeden şairin doğduğu ev daha sonra müzeye dönüştürüldü.
Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden Cahit Sıtkı Tarancı, vefatının 70. yılında anılıyor. “Otuz Beş Yaş”ta zamanın insan üzerindeki etkisini, “Memleket İsterim”de ise barış ve birlikte yaşama özlemini anlatan şair, yalın ve ahenkli diliyle farklı kuşaklardan okurlara ulaştı.
Diyarbakır’dan İstanbul’a uzanan eğitim yılları
4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da doğan Tarancı’nın asıl adı Hüseyin Cahit’ti. İlk öğreniminin ardından İstanbul’da Saint-Joseph Lisesine başladı, daha sonra Galatasaray Lisesine geçti.
Burada tanıştığı Ziya Osman Saba ile yıllar süren bir dostluk kurdu. İlk şiirleri, okulun Akademi dergisinde ve dönemin edebiyat yayınlarında yayımlandı. Fransız edebiyatını yakından takip eden Tarancı, özellikle sembolist şairlerden etkilendi.
Lisenin ardından Mülkiye Mektebine, daha sonra Yüksek Ticaret Mektebine devam etti. Bir süre Sümerbankta çalıştıktan sonra 1938’in sonlarında öğrenim için Paris’e gitti. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Türkiye’ye döndü.
Çevirmenlik yaparken şiir yazmayı sürdürdü
Askerliğinin ardından Ankara’ya yerleşen Tarancı, Anadolu Ajansında mütercim olarak çalıştı. Daha sonra Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığında da çevirmenlik yaptı.
İlk şiir kitabı “Ömrümde Sükut”, 1933’te yayımlandı. CHP’nin düzenlediği şiir yarışmasında birincilik kazanan “Otuz Beş Yaş”, şairin daha geniş kitlelerce tanınmasını sağladı. Aynı adlı kitabı 1946’da, “Düşten Güzel” ise 1952’de okurla buluştu.
Ölümü anlatırken hayatın güzelliklerini aradı
Tarancı’nın şiirinde ölüm ve zamanın geçişi belirgin bir yer tutsa da anlatısı bu temalarla sınırlı kalmadı. Doğa, aşk, çocukluk hatıraları ve gündelik hayatın küçük mutlulukları da dizelerine yansıdı.
“Memleket İsterim”de insanların huzur içinde yaşayabildiği bir dünyanın özlemini dile getirdi. Şiirlerinde kelimelerin anlamı kadar sesine ve çağrışımlarına da önem verdi; bu yaklaşımıyla saf şiir anlayışıyla ilişkilendirilen isimlerden biri oldu.
Dostuna yazdığı mektuplar kitaplaştı
Şiirin yanı sıra hikâyeler de yazan Tarancı, mektuplarında edebiyat üzerine düşüncelerini ve kişisel dünyasını paylaştı. Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplar, ölümünden sonra 1957’de “Ziya’ya Mektuplar” adıyla yayımlandı. Aynı yıl “Sonrası” adlı kitabı da okurla buluştu.
1951’de Cavidan Tınaz ile evlenen şair, 1954’te geçirdiği ağır rahatsızlığın ardından konuşma ve hareket kabiliyetini büyük ölçüde kaybetti. Tedavi için gittiği Viyana’da 12 Ekim 1956’da hayatını kaybetti ve Ankara’da toprağa verildi. Diyarbakır’da doğup büyüdüğü ev, daha sonra yaşamını ve edebî mirasını anlatan bir müzeye dönüştürüldü.