- İstanbul'daki deprem iddiaları sonrası gözler AFAD ve Kandilli'nin verilerine çevrildi.
- Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara'da deprem riskinin sürdüğünü ancak büyük depremin zamanı ve büyüklüğünün kesin olarak bilinmediğini söyledi.
- Bektaş, deprem korkusu yerine hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı.
30 Haziran'da İstanbul'da deprem olduğu yönündeki iddialar sosyal medyada kısa sürede gündem oldu. Bazı vatandaşlar hissedilen sarsıntıyla ilgili paylaşım yaparken, çok sayıda kişi AFAD ve Kandilli Rasathanesi'nin son deprem verilerini araştırmaya başladı. Deprem iddialarının ardından gözler yeniden Marmara'daki olası büyük depreme çevrilirken, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş'tan dikkat çeken değerlendirmeler geldi.
İstanbul'da deprem iddiası sosyal medyada gündem oldu
30 Haziran günü sosyal medyada yapılan paylaşımların ardından birçok vatandaş, İstanbul'da hissedildiği öne sürülen sarsıntının deprem olup olmadığını araştırmaya başladı.
"İstanbul'da deprem mi oldu?", "Merkez üssü neresi?" ve "Kaç büyüklüğünde meydana geldi?" soruları en çok araştırılan başlıklar arasında yer aldı. Vatandaşlar, yaşanan hareketliliğe ilişkin resmi açıklamalar için AFAD ve Kandilli Rasathanesi'nin yayımladığı son deprem verilerini takip etti.
Prof. Osman Bektaş'tan Marmara depremi değerlendirmesi
İstanbul ve Marmara Bölgesi'nde beklenen olası büyük deprem tartışmaları sürerken, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara'daki deprem tehlikesinin devam ettiğini ancak riskin yalnızca "250 yıllık deprem periyodu doldu" söylemiyle açıklanamayacağını ifade etti.
Bektaş, Marmara Denizi çevresindeki fay hatlarına dikkat çekerek 1766 yılından bu yana yaklaşık 260 yıl geçtiğini hatırlattı.
Ancak batıda 1912 depremi ile 2011-2025 yılları arasındaki deprem dizisi, doğuda ise 1963 ve 1999 depremleri arasında kalan bazı fay segmentlerinin henüz büyük bir deprem üretmediğini belirtti.
Bektaş iki farklı senaryoya dikkat çekti
Prof. Dr. Osman Bektaş'a göre Marmara'da henüz büyük deprem üretmeyen segmentler için iki farklı olasılık bulunuyor. Bektaş'ın ilk senaryosuna göre levha hareketi yalnızca Ana Marmara Fayı boyunca gerçekleşmiyor olabilir.
Hareketin, Çınarcık, Orta Marmara ve Tekirdağ çukurları çevresindeki tali faylar arasında paylaşılıyor olması ihtimali üzerinde duruluyor.
Fay sürünmesi gerilimi azaltıyor olabilir
İkinci senaryoda ise söz konusu segmentlerin tamamen kilitli olmadığı değerlendiriliyor. Bektaş'a göre fay hattı, büyük bir deprem için tüm enerjiyi biriktirmek yerine "fay sürünmesi (creep)" ve orta büyüklükteki depremlerle gerilimin bir bölümünü boşaltıyor olabilir.
Bu nedenle Marmara'daki deprem riskinin yalnızca 1766 yılından bu yana geçen süre dikkate alınarak değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini vurguladı.
"Toplumun ihtiyacı korku değil, doğru bilgidir"
Prof. Dr. Osman Bektaş açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Marmara Denizi'nde önemli bir deprem riski bulunduğu konusunda bilim dünyasında geniş bir görüş birliği vardır. Ancak depremin kesin zamanı, kesin yeri ve kesin büyüklüğü bugün için bilimsel olarak belirlenemez.
Bu nedenle, '250 yıllık deprem periyodu doldu, aynı yerde mutlaka M7,2–7,4 büyüklüğünde deprem olacak' şeklindeki ifadeler kesin bir bilimsel gerçek olarak sunulmamalıdır. Bunlar, belirli bilimsel modellerin yorumlarıdır; Marmara için farklı fay davranışı ve kırılma senaryoları da bilimsel olarak tartışılmaktadır."
"Toplumun ihtiyacı korku değil, doğru bilgidir."
Bektaş, en doğru yaklaşımın belirsizlikleri kabul ederek deprem riskini ciddiye almak, yapı güvenliğini artırmak ve afet hazırlıklarını güçlendirmek olduğunu vurguladı.