23 Temmuz 1939...
Yaklaşık yirmi yıl süren diplomatik mücadelenin ardından Hatay, resmen Türkiye'ye katıldı.
Bu tarih, yalnızca bir sınır değişikliği değil; Cumhuriyet tarihinin savaşsız kazanılmış en önemli diplomatik başarılarından biri olarak kabul edilir.
Lozan'dan Sonra Gündemde Kalan Tek Büyük Mesele
I. Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti'nin dağılmasıyla İskenderun Sancağı, Fransız mandası altındaki Suriye sınırları içinde kaldı.
Mustafa Kemal Atatürk ise Hatay konusunu hiçbir zaman kapanmış bir mesele olarak görmedi.
1936 yılında Fransa'nın Suriye'ye bağımsızlık vermeye hazırlanması üzerine Ankara harekete geçti.
Atatürk, "Hatay benim şahsi meselemdir." diyerek konunun doğrudan takipçisi oldu.
"Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz." sözü ise bu mücadelenin sembolü hâline geldi.
Diplomasi Masasında Kazanılan Zafer
Türkiye, meseleyi askerî güç yerine uluslararası hukuk ve diplomasi yoluyla çözmeyi tercih etti.
Milletler Cemiyeti'nin girişimleriyle bölgede özel bir yönetim sistemi oluşturuldu.
1938 yılında Hatay Devleti kuruldu.
Kendi meclisi, bayrağı ve hükûmeti bulunan bu devlet, yaklaşık on ay varlığını sürdürdü.
Tarihi Karar
29 Haziran 1939'da Hatay Millet Meclisi oy birliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
Kararın ardından Fransa bölgeden çekilmeyi kabul etti.
23 Temmuz 1939 günü Antakya'da düzenlenen törende son Fransız birliği Hatay'dan ayrıldı.
Kışladaki Fransız bayrağı indirilirken yerine Türk bayrağı çekildi.
Böylece Hatay resmen Türkiye Cumhuriyeti'nin bir parçası oldu.
Atatürk Göremedi
Hatay'ın anavatana katılması, Mustafa Kemal Atatürk'ün en büyük dış politika hedeflerinden biriydi.
Ancak bu tarihi günü göremedi.
Atatürk, 10 Kasım 1938'de hayatını kaybetmişti.
Yaklaşık sekiz ay sonra gerçekleşen bu gelişme, onun başlattığı diplomatik mücadelenin bir sonucu olarak tarihe geçti.
Savaşmadan Kazanılan Toprak
Cumhuriyet tarihine bakıldığında Hatay'ın Türkiye'ye katılması, silahlı bir çatışmayla değil; diplomasi, uluslararası hukuk ve halk iradesiyle sonuçlanan ender örneklerden biri olarak öne çıkar.
Bu nedenle 23 Temmuz 1939, yalnızca Hatay'ın değil, Türk diplomasisinin de en önemli dönüm noktalarından biri olarak hatırlanmaktadır.