- Türkiye'de 5-19 yaş grubunda %11,7'ye ulaşan obeziteye "büyüyünce geçer" gözüyle bakılmamalı, kronik hastalık riski nedeniyle erken müdahale edilmelidir.
- Ekran karşısında atıştırma ve geç saatte beslenme engellenmeli; düzenli kahvaltı, su tüketimi ve uyku rutin hale getirilmelidir.
- Çocuklara suçlayıcı veya kırıcı yaklaşılmamalı, sağlıklı beslenme ve hareket alışkanlıkları aile ortamında birlikte uygulanmalıdır.
Türkiye’de çocukluk çağı obezitesi giderek daha önemli bir halk sağlığı sorunu haline geliyor. 5-19 yaş grubunda obezite oranının yüzde 11,7’ye ulaştığını belirten Türk Obezite Cerrahisi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Oktay Banlı, özellikle sağlıksız beslenme, uzun süreli ekran kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzının çocukların sağlığı üzerindeki risklerine dikkat çekti.
Uzmanlar, çocukluk döneminde görülen fazla kilonun yalnızca geçici bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Banlı, ailelerin “Büyüyünce geçer” düşüncesine kapılmaması gerektiğini belirterek erken yaşta sağlıklı beslenme, hareket ve uyku alışkanlıklarının kazandırılmasının önemini anlattı.
Çocuklarda obezite oranı yüzde 11,7’ye ulaştı
Çocukluk çağı obezitesinin Türkiye'de halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Prof. Dr. Oktay Banlı, 5-19 yaş grubundaki obezite oranının yüzde 11,7’ye ulaştığını söyledi.
Banlı, çocukluk dönemindeki obezitenin ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek sağlık sorunları açısından dikkate alınması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün obez olan bir çocuğu yalnızca bugünün sağlık problemi olarak değerlendirmemek gerekiyor. Obezitenin çocukluk döneminde başlaması ve uzun süre devam etmesi, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek metabolik ve kalp-damar hastalıklarının riskini artırıyor. Çocukluk ve ergenlik dönemindeki obezite, insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, kan yağlarında bozulma, karaciğer yağlanması, uyku apnesi ve kas-iskelet sistemi sorunları gibi birçok sağlık problemine zemin hazırlayabiliyor. Çocuğun büyüme ve gelişmesini gözeterek erken dönemde doğru beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, fiziksel aktivitenin artırılması, uyku düzeninin sağlanması ve sağlıklı bir yaşam çevresinin oluşturulması büyük önem taşıyor.”
“Büyüyünce geçer” yanılgısına dikkat
Çocukluk çağı obezitesinin kendiliğinden ortadan kalkacağının düşünülmemesi gerektiğini belirten Banlı, erken müdahalenin önemine dikkat çekti.
Uzman, “Çocukluk çağı obezitesini ‘Nasıl olsa büyüyünce geçer’ şeklinde değerlendirmemeliyiz. Tam tersine, çocuklukta başlayan obeziteyi yaşam boyu devam edebilen kronik bir hastalık sürecinin başlangıcı olarak görmeli ve mümkün olduğunca erken dönemde müdahale etmeliyiz. Çünkü burada amaç yalnızca çocuğun kilosunu değiştirmek değil, çocuğun sağlıklı bir ergenlik ve erişkinlik dönemi geçirmesini, yaşam kalitesini korumasını mümkün olduğunca sağlamak.” dedi.
Okul döneminde kahvaltı ve dengeli beslenme önemli
Yeni eğitim döneminde çocukların güne düzenli bir kahvaltıyla başlamasının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Banlı, beslenme çantasında da dengeli ve çeşitli seçeneklere yer verilmesini önerdi.
Banlı, “Gün içerisinde yeterli protein, süt ve süt ürünleri, sebze-meyve ve kaliteli karbonhidrat kaynaklarının dengeli şekilde tüketilmesi önemli. Beslenme çantası için de çok karmaşık menülere gerek yok. Örneğin peynirli veya tavuklu bir sandviç, ayran ve bir meyve oldukça dengeli bir seçenek olabilir. Burada çeşitlilik ve denge önemli. Ayrıca çocuk susadığında ilk tercihinin su olması gerektiğini küçük yaşlardan itibaren öğretmeliyiz.” ifadelerini kullandı.
Ekran karşısında yemek yeme alışkanlığı bırakılmalı
Çocukluk çağı obezitesinde beslenme kadar günlük yaşam alışkanlıklarının da önemli olduğuna dikkat çekiliyor. Uzmanların ailelere yönelik önerileri arasında uzun süreli ve kontrolsüz ekran kullanımının sınırlandırılması öne çıkıyor.
Çocukların ekran başında yemek yemesinin de önüne geçilmesi gerektiği belirtilirken, özellikle cips, çikolata, bisküvi ve şekerli içecekler gibi yüksek enerji içeren ürünlerin bu sırada tüketilmesinin günlük enerji alımını artırabileceği ifade ediliyor.
Bu nedenle ekran süresinin azaltılması ve çocukların açık havada oyun oynamaya, hareket etmeye yönlendirilmesi öneriliyor.
Geç saatlerde yemek ve düzensiz uykuya dikkat
Çocukların geç saatlere kadar ekran başında kalması uyku düzenini de olumsuz etkileyebiliyor. Uyku saatlerinin gecikmesi, gece geç saatlerde yemek yeme alışkanlığının oluşmasına neden olabiliyor.
Uzmanlar, çocukların düzenli bir uyku saatine sahip olması ve bu rutine mümkün olduğunca uyulması gerektiğini belirtiyor.
Kilo problemi yaşayan çocuğa suçlayıcı yaklaşmayın
Özellikle kilo problemi yaşayan çocuklara yönelik aile tutumunun da sürecin önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor.
Ailelerin çocukları kilo nedeniyle cezalandırmaması, suçlayıcı veya kırıcı bir dil kullanmaması gerekiyor. Sağlıklı beslenme ve hareket alışkanlıklarının aile ortamında desteklenmesi, çocuğun yaşam tarzı değişikliklerine daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olabilir.