- OECD'nin "Turizm Eğilimleri ve Politikaları 2026" raporuna göre Türkiye, küresel ölçekte turist sayısını en çok artıran ülkeler arasında dördüncü sırada yer aldı.
- TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Türkiye'nin zorlu jeopolitik süreçlerde krizleri başarıyla yöneten çok güçlü bir turizm ekosistemine sahip olduğunu belirtti.
- Sektörün yeni vizyonu; yalnızca turist sayısına odaklanmak yerine kişi başına harcamayı, konaklama süresini artırmak ve turizmi on iki aya yaymak olarak açıklandı.
- İstanbul Havalimanı'nın geniş uçuş ağının kruvaziyer limanlarıyla entegre edilmesiyle, yüksek gelir grubu hedefleyen ana liman kapasitesinin artırılması hedefleniyor.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'nün (OECD) yayımladığı son rapora göre Türkiye, küresel krizlere ve jeopolitik gerilimlere rağmen turizmde büyük bir başarıya imza attı. İki bin on dokuz ile iki bin yirmi beş yılları arasında uluslararası turist sayısını yüzde 21 artıran Türkiye, salgın öncesi döneme göre dünyada turist sayısını en çok artıran dördüncü ülke konumuna yükseldi.
OECD 2026 raporu: Türkiye küresel yükselişini sürdürüyor
OECD'nin "Turizm Eğilimleri ve Politikaları 2026" raporuna göre, üye ülkelere yönelik uluslararası turist varışları 2025 yılında rekor kırarak 847 milyona ulaştı. Küresel ölçekte yaşanan bölgesel çatışmalar, ekonomik belirsizlikler ve değişen seyahat alışkanlıkları turizm tercihlerini şekillendirirken, turistler daha güvenli ve fiyat-performans açısından avantajlı destinasyonlara yöneldi.
Bu dönemde uluslararası turist varışlarını en fazla artıran ülkeler arasında Japonya yüzde 34 ile ilk sırada yer alırken, onu sırasıyla Norveç ve Danimarka takip etti. Türkiye ise turist sayısını yüzde 21 artırarak listenin dördüncü sırasına yerleşti ve salgın öncesi döneme kıyasla gücünü en çok artıran ülkelerden biri oldu.
"Krizleri yönetmeyi başaran güçlü bir ekosistemimiz var"
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, turizmin küresel gelişmelerden en hızlı etkilenen sektör olduğunu belirterek Türkiye'nin bu süreçteki dayanıklılığına dikkat çekti. Bağlıkaya, elde edilen bu başarının arkasındaki en dinamik gücün sahada doğrudan faaliyet gösteren seyahat acenteleri olduğunu ifade etti.
Seyahat acentelerinin pazar çeşitlendirmesi, alternatif destinasyon geliştirme ve yeni ürünler sunma konusunda çok tecrübeli olduğunu vurgulayan Bağlıkaya, "Başarı yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, krizlere karşı dayanıklılıkla ölçülür. Türkiye, pek çok bölgesel krizi yönetmeyi başarmış güçlü bir turizm ekosistemine sahiptir" şeklinde konuştu.
Hedef: Yüz milyar dolar gelir ve 12 aya yayılan turizm
TÜRSAB Başkanı, Barselona ve Venedik gibi şehirlerde yaşanan "aşırı turizm" protestolarını örnek göstererek, sadece turist sayısına odaklanan modellerin sürdürülebilir olmadığını belirtti. Türkiye'nin kitle turizmindeki gücünü koruyarak nitelikli büyümeye odaklanması gerektiğini savundu.
Bu kapsamda gastronomi, sağlık, kongre, spor ve inanç turizmi gibi yüksek gelir üreten alternatif turizm ürünlerinin geliştirilmesi planlanıyor. Bağlıkaya, 100 milyar dolarlık turizm geliri hedefine ulaşmak için nitelikli insan kaynağının korunması, seyahat acentelerine SGK prim ve pazarlama desteği sağlanması gerektiğini ifade etti.
Hava ve deniz entegrasyonuyla kruvaziyer turizminde hamle
Kişi başı harcama oranı en yüksek alanlardan biri olan kruvaziyer turizmine de değinen Bağlıkaya, liman kentlerinin yerel esnaftan ulaşıma kadar çok geniş bir sektörel zincire katma değer sağladığını belirtti.
İstanbul Havalimanı'nın dünyadaki en büyük küresel bağlantı noktalarından biri olmasının Türkiye için benzersiz bir fırsat sunduğunu söyleyen Bağlıkaya, "Bu güçlü hava ulaşımı altyapısını kruvaziyer limanlarımızla daha etkin entegre edebilirsek, ülkemizin ana liman kapasitesini önemli ölçüde artırabilir ve daha yüksek gelir gruplarını ülkemize çekebiliriz" dedi.