- Demokratların Kongrenin iki kanadında çoğunluğu kazanması, Trump’ın kalan iki yıllık başkanlık döneminde iç politikadaki hareket alanını daralttı.
- Tahran yönetimi seçim sonuçlarını İran savaşına karşı Amerikan kamuoyunun tepkisi olarak yorumladı. İsrail’de ise Netanyahu hükümetinin ABD ile ilişkilerinin daha da gerilemesinden endişe ediliyor.
- Moskova, Trump’ın Kongre baskısından kurtularak daha kararlı hareket edebileceğini savunurken Avrupa’da ABD’nin Ukrayna ve NATO politikasına ilişkin kaygılar sürüyor.
- Pekin yönetimi seçimleri ABD’nin iç meselesi olarak nitelendirdi. Ancak Demokratların Kongre üzerindeki kontrolünün Tayvan, yapay zekâ ve ihracat kontrolleri konularında Çin’e yönelik baskıyı artırabileceği değerlendiriliyor.
ABD’de 3 Kasım’da düzenlenen ara seçimlerde Demokratların Kongrenin iki kanadında da çoğunluğu kazanması, Donald Trump’ın başkanlığının kalan iki yılına ilişkin uluslararası tartışmaları beraberinde getirdi.
ABD’nin dış politikasını yakından takip eden başkentlerde, seçim sonuçlarının Trump’ın hareket alanını nasıl etkileyeceği değerlendiriliyor. Demokratların Kongre üzerindeki kontrolü, Trump yönetiminin İran politikası, İsrail’e silah satışları, gümrük tarifeleri ve Ukrayna’ya yönelik yardımlar konusunda denetlenmesini kolaylaştırabilir.
Ancak ABD başkanının dış politikada geniş yürütme yetkilerine sahip olması, seçim yenilgisinin Washington’ın uluslararası tutumunu otomatik olarak değiştirmeyeceğine işaret ediyor.
Bu nedenle ABD’nin müttefikleri ve rakipleri, siyasi gücü Kongre karşısında zayıflayan Trump’ın uluslararası alanda daha uzlaşmacı mı yoksa daha sert ve öngörülemez mi davranacağını sorguluyor.
İran seçim sonuçlarını savaşa karşı mesaj olarak yorumladı
İran yönetimi, Cumhuriyetçilerin seçimlerde yaşadığı yenilgiyi ABD kamuoyunun İran savaşına yönelik tepkisinin göstergesi olarak değerlendirdi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Amerikalılar savaşa hayır dedi ve biz bu mesajı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Kalibaf, ABD yönetiminin halkın iradesine aykırı hareket etmesi halinde bunun sonuçları olacağı uyarısında bulundu.
ABD Başkanı Trump ise seçim gecesi yaptığı değerlendirmede, İran savaşının Cumhuriyetçilerin yaşadığı kayıplarda kısmen etkili olduğunu kabul etti ancak sonuçların başkanlığına yönelik bir ret anlamına gelmediğini savundu.
Tahran yönetimi açısından temel soru, seçim yenilgisinin ardından Trump’ın daha önce tehdit ettiği İran’a yönelik yeni saldırılardan vazgeçip geçmeyeceği oldu.
İsrail’de Netanyahu hükümetinin geleceğine ilişkin tartışma
ABD’deki seçim sonuçları, İsrail’de de yakından takip edildi. Demokrat adaylar Abdul El-Sayed ve James Talarico’nun senatörlük yarışlarını kazanması ve İsrail’e silah satışlarının durdurulmasını savunmaları, Tel Aviv’deki siyasi tartışmaları etkiledi.
Her iki isim de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Gazze’de yürütülen askeri operasyonlar nedeniyle eleştirmişti.
İsrail’deki muhalefet temsilcileri, Demokratların Kongre’de güç kazanmasının Netanyahu hükümetinin Washington ile ilişkilerini daha da zorlaştırabileceğini savundu.
İsrail muhalefetinden Yair Lapid, seçim sonuçlarının Netanyahu liderliğinde bir ulusal birlik hükümeti kurulması ihtimalini ortadan kaldırdığını ileri sürdü. Yair Golan ise Netanyahu’nun hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında olumsuz bir konuma geldiğini belirterek İsrail’in uluslararası yaptırımlar ve diplomatik izolasyon riskiyle karşılaşabileceği uyarısında bulundu.
İsrail’de yapılan son seçimlerde Netanyahu’nun iktidara dönüşü için gerekli çoğunluk sağlanamamış, rakibi Gadi Eisenkot’un da hükümet kurması kolaylaşmamıştı. ABD’deki seçim sonuçlarının İsrail’deki koalisyon görüşmelerini de etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Rusya Trump’ın daha bağımsız hareket edebileceğini düşünüyor
Moskova’da ise Demokratların Kongre’de çoğunluğu kazanmasının Trump’ın dış politikadaki tutumunu değiştirebileceği görüşü öne çıktı.
Rus Senatör Konstantin Kosaçev, seçim sonuçlarının ardından yaptığı açıklamada, Ukrayna ve Avrupa ülkelerinin Trump’ın siyasi rakiplerinin zaferine yatırım yaptığını savundu.
Kosaçev, Trump’ın artık seçimleri düşünmek zorunda kalmayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Daha uyumlu ve kısıtlanmış bir Trump elde edemeyecekler. Karşılarında daha kararlı bir Trump bulacaklar”
ABD ile Rusya arasındaki ilişkilerin ve Ukrayna savaşına yönelik müzakerelerin seçim sonuçlarından nasıl etkileneceği belirsizliğini koruyor.
ABD arabuluculuğunda Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında Abu Dabi’de yapılması planlanan görüşmelerin de bu süreçte önem taşıdığı belirtiliyor.
Avrupa Trump’ın daha öngörülemez olmasından endişeli
Avrupa ülkelerinde seçim sonuçları, Trump’ın iç politikadaki hareket alanının daralması bakımından olumlu karşılanırken dış politikada daha sert bir tutum benimseyebileceği endişesi de dile getiriliyor.
Avrupa Parlamentosu üyesi Bernd Lange, zayıflayan Trump’ın daha saldırgan ve öngörülemez hale gelebileceğini belirterek, Avrupa Birliği’nin ABD’ye bağımlılığını azaltması gerektiğini söyledi.
İngiliz hükümetinden bir yetkili de Trump’ın Kongre karşısında kısıtlanmasına rağmen dış politikada önemli yetkilere sahip olmaya devam edeceğini belirtti. Yetkili, Trump’ın Kongre ile yaşadığı gerilim nedeniyle daha değişken bir tutum sergileyebileceği uyarısında bulundu.
Avrupa başkentlerinde özellikle Ukrayna’ya verilen desteğin devam ettirilmesi ve kıtanın savunma kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiği görüşü öne çıkıyor.
Çin politikasında köklü değişiklik beklenmiyor
Pekin yönetimi, ABD ara seçimlerini ülkenin iç meselesi olarak değerlendirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Washington ile iletişimi güçlendirmeye ve farklılıkları yönetmeye hazır olduklarını açıkladı.
Ancak Çinli uzmanlar, Demokratların Kongre’de güç kazanmasının ABD’nin Çin politikasında daha sıkı denetim ve baskı anlamına gelebileceğini belirtiyor.
Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden Zhao Minghao, Demokratların Tayvan, yapay zekâ ve ihracat kontrolleri konularında Çin’e yönelik baskıyı artırabileceğini söyledi.
Washington’daki iki partili Çin politikası uzlaşısının devam etmesi beklendiğinden, ara seçimlerin ABD-Çin rekabetinin genel yönünü değiştirmesinin beklenmediği ifade ediliyor.