- Uzmanlar, YKS tercih sürecinde başarı baskısının gençlerin psikolojisini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
- Psikolog Nisa Şura Varlı, başarının yalnızca sonuçla değil süreç ve çabayla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
- Ailelere, çocuklarını kıyaslamadan ve koşulsuz destekleyerek kendi hedeflerini belirlemelerine alan tanımaları önerildi.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından gözler tercih sürecine çevrildi. Üniversite adayları puanlarına göre geleceklerini şekillendirmeye hazırlanırken, uzmanlar bu dönemde öğrencilerin yaşadığı psikolojik baskının da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Psikolog Nisa Şura Varlı, GDH Dijital'e özel açıklamalarda bulunarak başarı odaklı yaklaşımın gençler üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Derece yapmak her zaman mutluluk anlamına gelmiyor
Türkiye derecesi yapan bazı öğrencilerin dahi elde ettikleri sonucu yeterli görmemesi, sınav sürecinde yaşanan psikolojik baskıyı yeniden gündeme taşıdı. Psikolog Nisa Şura Varlı, tek bir örnek üzerinden tüm gençlere yönelik genelleme yapılamayacağını belirtirken, başarı algısının bazı öğrencilerde sağlıksız bir noktaya taşınabildiğine dikkat çekti.
Varlı şöyle konuştu:
"Türkiye 44'üncüsü olan bir öğrencinin sonucunu yetersiz bulması, tek başına günümüz gençlerinin başarı algısı hakkında kesin bir çıkarım yapmamızı sağlamaz. Bu öğrenci, kendi çalışma performansını ve potansiyelini göz önünde bulundurarak daha yüksek bir sonuç beklemiş olabilir. Ancak elde ettiği başarı ne olursa olsun kendisini sürekli yetersizlik hisseden ve her zaman 'en iyi' olmayı hedefleyen gençlerde farklı bir tabloyla karşılaşabiliyoruz. Bu durumda başarı, bir gelişim göstergesinden çok kişinin kendine verdiği değeri belirleyen bir ölçüte dönüşebiliyor. Kişinin özdeğerini yalnızca sonuçlara bağlaması ise zamanla kaygıyı artırabilir, başarısızlık korkusunu besleyebilir ve psikolojik iyi oluşu olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle ruh sağlığı açısından önemli olan, başarıyı yalnızca ulaşılan sonuçla değil, kişinin gösterdiği çaba, gelişimi ve süreci de değerlendirerek ele alabilmesidir."
Mükemmeliyetçilik başarıyı gölgeleyebiliyor
Uzmanlara göre yalnızca sonuca odaklanan öğrenciler zamanla başarıdan keyif almak yerine sürekli daha iyisini yapmak zorundaymış gibi hissedebiliyor. Bunun da uzun vadede psikolojik yük oluşturabileceğine dikkat çekiliyor.
Varlı, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:
"Yaşam felsefesi başarıya göre kurulmuş çocuklar ne kadar başarılı sonuçlar elde ederlerse etsinler yine de kendilerini tam anlamıyla başarılı hissedemezler. Dikkatlerini daha çok sonuca, puana ya da sıralamaya yönelttikleri için öğrenirken hissettikleri merak, keyif, tatmin veya hayal kırıklığı gibi duyguları fark etmekte zorlanabiliyorlar. Bu durum, başarının kendisinden çok, başarıya ulaşma zorunluluğunun ön plana çıkmasına neden olabiliyor. Oysa psikolojik açıdan sürdürülebilir başarı, sadece sonuca değil, sürece ve o süreçte yaşanan duygulara da alan tanımayı gerektirir."
Varlı, mükemmeliyetçiliğin her zaman olumsuz bir özellik olmadığını ancak belirli noktadan sonra risk oluşturabileceğini belirterek şöyle devam etti:
"Mükemmeliyetçilik ise kişinin kendisini geliştirmesini desteklediği sürece işlevseldir; ancak hata yapmayı kabul edememeye, özdeğerini yalnızca başarı üzerinden tanımlamaya ve yoğun kaygıya neden olmaya başladığında psikolojik bir risk haline gelir."
Uzman isim ailelere de şu tavsiyede bulundu:
"Başarı kadar, süreçte hissedilen duyguların da konuşulduğu bir ortam oluşturmak çocukların psikolojik dayanıklılığını güçlendirir."
Ailelerin farkında olmadan yaptığı baskıya dikkat
Üniversite sınavı sürecinde öğrencilerin motivasyonunun doğru okunmasının büyük önem taşıdığını belirten Psikolog Nisa Şura Varlı, ailelerin çocuklarının hedeflerinin kendi isteklerinden mi yoksa dış baskılardan mı beslendiğini gözlemlemesi gerektiğini söyledi.
Varlı, şu ifadeleri kullandı:
"Bunu anlamanın en önemli yolu, çocuğun motivasyonunu gözlemlemektir. Çocuk, hedeflerinden bahsederken heyecan duyuyor, merak ediyor ve kendi isteklerini ifade edebiliyorsa daha çok içsel motivasyonla hareket ediyor olabilir. Ancak sürekli ailesini hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyor, başarısızlık karşısında yoğun suçluluk hissediyor veya sevgiyi sadece başarılı olduğunda hak ettiğini düşünüyorsa, burada dışsal beklentilerin etkisi artmış olabilir. Anne-babaların koşulsuz kabul ve destek mesajını hissettirmesi bu noktada oldukça önemlidir."
Gençlerin kendi hedeflerini belirleyebilmesinin sağlıklı gelişim açısından önemli olduğunu vurgulayan Varlı, ailelere şu tavsiyede bulundu:
"Çocuğunuzun kendi hayallerini keşfetmesine alan tanıyın, sizin hayallerinizi gerçekleştirmesine değil."
"Çocuğunuzun sadece başarısını değil, kendisini de takdir edin"
Başarı baskısının çoğu zaman kötü niyetle değil, ebeveynlerin iyi niyetli beklentileriyle ortaya çıktığını ifade eden Varlı, farkında olmadan yapılan bazı davranışların çocukların psikolojisini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Varlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Evet, çoğu zaman bu baskı bilinçli değil, iyi niyetli beklentilerle ortaya çıkabiliyor. Sürekli başarıyı konuşmak, çocuğu başkalarıyla kıyaslamak ya da sevgiyi ve takdiri daha çok başarı anlarında göstermek, çocukta 'Değerli olabilmem için başarılı olmalıyım.' inancının gelişmesine neden olabiliyor. Bu da zamanla kaygı, başarısızlık korkusu ve öz güven sorunlarını beraberinde getirebiliyor."
Uzman isim, ailelerin çocuklarına yalnızca elde ettikleri sonuçlar üzerinden değil, gösterdikleri çaba üzerinden de değer verdiklerini hissettirmesi gerektiğini vurgulayarak şu çağrıda bulundu:
"Çocuğunuza sadece başarılı olduğunda değil, çaba gösterdiğinde ve olduğu haliyle de değerli olduğunu hissettirin."
