Şehirler kraliçesine ihanet

Fazıl Ergüt

Yazan: Fazıl Ergüt

· 1 dk okuma

Şehirler kraliçesine ihanet

Bir zamanlar medeniyetin incisi, zarafetin adıydı İstanbul.  

Her sokağında tarih fısıldar, her kıyısında bir dua yükselirdi semaya. 

Fatih’in emanetiydi, Yahya Kemal’in ilhamıydı, Necip Fazıl’ın mısralarına düşen bir sevdalıydı.  Şimdi ne yazık ki şehirler kraliçesi bir bakıma terk edilmiş bir mahzun gibi…  

Artık İstanbul’a ihanet ediliyor, hem de göz göre göre. Sokaklar, kaldırımlar, caddeler çöplerle dolu; denizlerimiz yosunla değil, pislikle, plastikle kaplı; martıların çığlığı umut değil, çare arıyor.

Hava kirli, su kirli, insan ilişkileri dahi kirlenmiş gibi. Liyakatsizlik sokak sokak dolaşıyor, her yere sinmiş bir umursamazlık var.

Çöken metro merdivenleri, sadece bir mühendislik zafiyeti değil bu şehri yöneten zihniyetin çöküşüdür.

İstanbul’a özel yapılan peyzaj çalışmaları bir bir iptal ediliyor; kültürle yoğrulmuş estetik çizgiler yerine, geçici ve kimliksiz uygulamalar getiriliyor.  

Ulaşım desen ayrı bir felaket. Her gün bir faciaya dönüşen metrobüs kazası, yolda kalan, yanan, arızalanan İETT otobüsleri, halkı ortada bırakıp kontak kapatan özel otobüsler… 

Şehir adeta kendi kaderine terk edilmiş durumda.  Ama en büyük ihanet nedir biliyor musun ey ülkem?  

Bu şehir bir deprem gerçeğiyle yaşıyor. Yıllardır bilim insanları uyarıyor, raporlar sunuluyor, çağrılar yapılıyor. Peki İBB ne yapıyor? Hiçbir somut adım atmıyor. 

Kentsel dönüşüm masalları anlatılıyor ama sahada ne bir gerçek dönüşüm var ne de halkı kapsayan bir hazırlık. 

İstanbul, her geçen gün felakete bir adım daha yaklaşıyor ,ama yönetenler ya farkında değil ya da umursamıyor.  

Ve tüm bunların üzerine bir de yolsuzluklar ekleniyor. Makam araçları, danışman kadroları, şeffaf olmayan harcamalar… 

Halka hizmet yerine çıkar odaklı ilişkiler kuruluyor. Belediyecilik, ranta, propagandaya, sosyal medya algısına indirgeniyor.  İstanbul’un itibarı, onun temiz havasında, mis gibi deniz kokusunda, sabah ezanıyla yankılanan semalarında gizliydi. 

Şimdi o itibar, çöken altyapının, duran otobüslerin, ihmallerin ve yolsuzlukların gölgesinde kaybolmuş gibi.  Bu şehir bizim değilmiş gibi davranıyoruz. 

Oysa İstanbul yalnızca bir coğrafya değil, bir emanet, bir medeniyet tasavvuru, bir vicdan muhasebesidir.  

Ey yöneticiler!  Ey İstanbullular! Bu kadim şehre yeniden sadakat borcumuz var. 

Çünkü İstanbul’a ihanet sadece onu kirletmek değil, aynı zamanda geçmişimizi silmek, bugünümüzü ziyan etmek ve geleceğimizi karartmaktır.  

Vesselam

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim