30 Ağustos: 239 yıllık geri çekilişin ardından gelen büyük zafer

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 4 dk okuma

30 Ağustos: 239 yıllık geri çekilişin ardından gelen büyük zafer

Türk tarihinin “zafer ayı” Ağustos, Malazgirt’ten Mohaç’a uzanan büyük askerî başarılarla doludur.

Fakat 30 Ağustos 1922’nin yeri başkadır.

Çünkü 30 Ağustos yalnızca kazanılmış büyük bir meydan muharebesinin tarihi değildir. Türk tarihinin birkaç asırlık serüveni içinde bakıldığında, çok daha büyük bir tarihî kırılmayı temsil eder.

1683’te Osmanlı ordusunun II. Viyana Kuşatması’ndaki başarısızlığından sonra başlayan süreç, 1699 Karlofça Antlaşması'yla büyük toprak kayıplarına dönüştü. Sonraki iki asır boyunca Osmanlı Devleti; Macaristan’dan Balkanlar’a, Kırım’dan Kafkasya’ya uzanan geniş bir coğrafyada geri çekildi.

Bu geri çekiliş bazen savaş meydanlarında, bazen antlaşma masalarında gerçekleşti.

Belgrad kaybedildi.

Kırım kaybedildi.

Yunanistan bağımsız oldu.

Romanya, Sırbistan ve Bulgaristan ayrıldı.

Balkan Savaşları sonunda Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki topraklarının çok büyük bölümü elden çıktı.

1918’de ise Mondros Mütarekesi imzalandı.

Artık geri çekiliş Anadolu’ya kadar ulaşmıştı.

Bu kez kaybedilecek yer Anadolu’ydu

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İstanbul işgal edildi.

İtilaf Devletleri Anadolu'nun çeşitli bölgelerini işgal etmeye başladı.

15 Mayıs 1919'da Yunan ordusu İzmir'e çıktı ve ilerleyen süreçte Batı Anadolu'nun önemli bir bölümünü ele geçirdi.

Bursa düştü.

Kütahya ve Eskişehir kaybedildi.

Yunan ordusu Ankara'nın yaklaşık 80 kilometre yakınına, Sakarya Nehri'nin doğusuna kadar ilerledi.

Artık mesele Balkanlar'daki veya Orta Avrupa'daki bir Osmanlı toprağını kaybetmek değildi.

Mesele doğrudan Anadolu'ydu.

Fakat Sakarya Meydan Muharebesi'nde bu ilerleyiş durduruldu.

Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk ordusu, 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında süren savaşta Yunan ordusunu geri çekilmek zorunda bıraktı.

Sakarya savunmanın zaferiydi.

Fakat ülkeyi kurtarmak için savunmak yetmiyordu.

Taarruz etmek gerekiyordu.

Bir yıl boyunca büyük taarruza hazırlanıldı

Sakarya'dan sonra yaklaşık bir yıl boyunca Türk ordusu büyük bir hesaplaşmaya hazırlandı.

Eksikler tamamlandı.

Birlikler yeniden düzenlendi.

Silah ve mühimmat cepheye taşındı.

Hazırlıklar büyük bir gizlilik içinde yürütüldü.

Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa'nın önündeki mesele açıktı:

Yunan ordusunu yalnızca bulunduğu mevzilerden çıkarmak yeterli değildi.

Ana kuvvetlerini kuşatarak savaşma gücünü ortadan kaldırmak gerekiyordu.

6 Ağustos 1922'de ordulara gizlice taarruza hazırlanma emri verildi. 20 Ağustos'taki komutanlar toplantısında taarruzun 26 Ağustos sabahı başlaması kararlaştırıldı.

Ve 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe'den Türk topçusunun ateşi başladı.

Büyük Taarruz başlamıştı.

Beş gün içinde cephe çöktü

Türk ordusunun asıl taarruzu Afyon'un güneyindeki güçlü Yunan savunma hatlarına yöneldi.

26 Ağustos'ta Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik-Sivrisi gibi kritik noktalar ele geçirildi.

27 Ağustos'ta Afyon kurtarıldı.

28 ve 29 Ağustos'ta Türk birlikleri geri çekilen Yunan kuvvetlerini takip ederken süvari birlikleri düşmanın gerisine sarktı.

Artık amaç yalnızca Yunan ordusunu batıya doğru sürmek değildi.

Onu çevirmekti.

29 Ağustos gecesi Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa harita üzerinde durumu değerlendirdi.

Karar verildi:

Muharebe süratle sonuçlandırılacaktı.

30 Ağustos sabahı Türk ordusu yeniden saldırıya geçti.

Ve 30 Ağustos...

Yunan ordusunun büyük bölümü Dumlupınar-Aslıhanlar-Çalköy bölgesinde kuşatılmıştı.

Mustafa Kemal Paşa muharebeyi bizzat cephe hattına yakın Zafertepe'den yönetiyordu.

Türk birlikleri kuzeyden ve güneyden ilerlerken süvari birlikleri Yunan ordusunun geri çekilme yollarını kesiyordu.

Çember giderek daraldı.

Akşama doğru sonuç artık belliydi.

Yunan ordusunun Anadolu'daki ana kuvvetleri ağır bir yenilgiye uğratılmıştı.

26 Ağustos sabahı başlayan Büyük Taarruz'un belirleyici safhası 30 Ağustos'taki kesin zaferle sonuçlandı.

Bu nedenle savaş Türk askerî tarihine Başkomutan Meydan Muharebesi olarak geçti.

Artık yön batıydı

Ancak savaş henüz tamamen bitmemişti.

Yunan ordusundan geriye kalan kuvvetler hızla Batı Anadolu'ya doğru çekiliyordu.

Mustafa Kemal Paşa onların yeniden toparlanmasına izin vermek istemiyordu.

1 Eylül'de Türk ordusuna Cumhuriyet tarihinin en meşhur askerî emirlerinden birini verdi:

“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!”

Türk ordusu hızla batıya ilerledi.

Uşak kurtarıldı.

Balıkesir kurtarıldı.

Manisa kurtarıldı.

Ve 9 Eylül 1922'de Türk ordusu İzmir'e girdi.

18 Eylül'e gelindiğinde Batı Anadolu'daki Yunan işgali sona ermişti.

1683'ten 1922'ye

30 Ağustos'u tarihimizin diğer büyük zaferlerinden ayıran taraflardan biri tam burada ortaya çıkıyor.

Elbette “1683'te başlayan geri çekilme 30 Ağustos'ta sona erdi” ifadesini matematiksel bir askerî dönemlendirme olarak değil, Türk tarihinin uzun vadeli seyri açısından bir yorum olarak kullanmak gerekir.

Çünkü bu 239 yıl boyunca Osmanlı'nın kazandığı savaşlar, geri aldığı topraklar ve başarılı taarruzları da vardı.

Fakat büyük resme bakıldığında istikamet açıktı:

Viyana'dan Balkanlar'a, Balkanlar'dan Trakya'ya ve nihayet Anadolu'ya doğru bir çekilme.

Nitekim Atatürk Ansiklopedisi'nin Büyük Taarruz değerlendirmesinde de 30 Ağustos, Viyana Kuşatması'ndan itibaren geri çekilen ve savunmada kalan Türklerin yeniden taarruza geçtiği tarihî kırılma olarak ele alınmaktadır.

İşte 30 Ağustos'un tarihî büyüklüğü burada yatmaktadır.

1683'te Viyana önlerinden başlayan uzun geri çekilme çağının sonunda Türk ordusu, 1922'de Anadolu'nun ortasında durdu.

Arkasında gidebileceği başka bir vatan yoktu.

Ve bu defa geri çekilmedi.

Taarruz etti.

Bir savaşın değil, bir milletin kaderi değişti

30 Ağustos Zaferi yalnızca Yunan ordusunun yenilmesi anlamına gelmiyordu.

Askerî zafer, kısa süre sonra siyasi sonuçlarını doğurdu.

Mudanya Mütarekesi geldi.

Ardından Lozan.

İstanbul ve Doğu Trakya savaşılmadan geri alındı.

Ve 29 Ekim 1923'te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi.

Bu nedenle 30 Ağustos, Millî Mücadele'nin askerî bakımdan kesin sonuca ulaştırıldığı büyük dönüm noktasıdır. Genelkurmay askerî tarih belgeleri de Büyük Taarruz'u Millî Mücadele'nin son safhası, 30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi'ni ise bu süreci taçlandıran zafer olarak değerlendirir.

Ama onu yalnızca 1919'da başlayan Millî Mücadele'nin içerisinde değerlendirmek eksik kalır.

Çünkü çok daha uzun bir tarih çizgisinden baktığımızda 30 Ağustos'un anlamı daha da büyür.

1683'te Viyana önlerinde başlayan uzun geri çekilme çağından, 1922'de Dumlupınar'da yeniden kendi kaderini tayin eden bir millete uzanan 239 yıllık bir hikâyedir bu.

Ve o hikâyenin yönünün değiştiği gün:

30 Ağustos 1922'dir.

Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim