Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Osmanlı ordusu, Macar Kralı II. Lajos’un ordusuyla Mohaç Ovası’nda karşı karşıya geldi. Avrupa tarihinin seyrini değiştirecek muharebe, aynı zamanda Osmanlı askerî tarihinin en parlak zaferlerinden biri olacaktı.
Osmanlı neden Macaristan üzerine yürüdü?
Kanuni Sultan Süleyman 1520’de tahta çıktığında Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki en önemli rakiplerinden biri Macar Krallığı’ydı.
Kanuni daha saltanatının ilk yıllarında yönünü Orta Avrupa’ya çevirdi. 1521’de Belgrad’ın alınması, Osmanlılara Macaristan’ın içlerine ilerleyebilecekleri son derece önemli bir kapı açtı.
Ardından 1522’de Rodos fethedildi. Ancak Avrupa’daki siyasi gelişmeler Kanuni’yi yeniden Macaristan’a yöneltti.
Bu sırada Avrupa, Habsburg-Fransa rekabetiyle sarsılıyordu. Fransa Kralı I. François, 1525’te Pavia Muharebesi’nde Kutsal Roma-Germen İmparatoru V. Karl’ın kuvvetlerine yenilmiş ve esir düşmüştü.
Osmanlı Devleti açısından Habsburgların giderek güçlenmesi ciddi bir stratejik meseleydi.
1526 baharında Kanuni ordusunun başında İstanbul’dan hareket etti.
Hedef Macaristan’dı.
İki ordu Mohaç’ta karşılaştı
Osmanlı ordusu uzun bir yürüyüşün ardından Macaristan içlerine ilerledi.
Macar Kralı II. Lajos da Osmanlı ordusunu karşılamak üzere kuvvetlerini topladı.
Macarlar savaş alanı olarak Mohaç Ovası’nı seçmişlerdi.
29 Ağustos 1526 günü iki ordu karşı karşıya geldi.
Macarların en büyük ümidi ağır zırhlı süvarileriydi. Planları güçlü bir süvari hücumuyla Osmanlı merkezini sarsmak ve mümkünse Kanuni’nin bulunduğu bölgeye kadar ulaşmaktı.
Fakat Osmanlı ordusu dönemin en tecrübeli ve disiplinli askerî teşkilatlarından birine sahipti.
Osmanlı ordusunun kademeli savaş düzeni, ateşli silah kullanan yeniçerileri ve güçlü topçusu, savaşın kaderini belirleyecekti.
Macar süvarileri saldırıya geçti
Muharebe öğleden sonra başladı.
Macar ağır süvarileri Osmanlı hatlarına güçlü bir hücum gerçekleştirdi. İlk anda ciddi bir baskı oluşturdular.
Ancak Osmanlı kuvvetlerinin kademeli düzeni ve ateş gücü karşısında saldırının momentumu kırıldı.
Macar kuvvetleri ilerledikçe Osmanlı ateş gücünün etkisine daha fazla maruz kaldı. Yeniçerilerin tüfek ateşi ve toplar savaşın gidişatında önemli rol oynadı.
Ardından Osmanlı kuvvetlerinin karşı taarruzu geldi.
Macar ordusunun düzeni bozuldu.
Bir süre sonra geri çekilme bozguna dönüştü.
Birkaç saat içinde her şey bitti
Mohaç’ı askerî tarih açısından sıra dışı yapan unsurlardan biri, muharebenin çok kısa sürede kesin sonuca ulaşmasıdır.
Çarpışmalar birkaç saat içerisinde Macar ordusunun ağır yenilgisiyle sonuçlandı.
Macar aristokrasisinin önemli bir bölümü savaş meydanında hayatını kaybetti.
Fakat en büyük kırılma kralın başına gelenlerdi.
Henüz 20 yaşındaki Macar Kralı II. Lajos, savaş alanından kaçarken Csele Deresi civarında atından düştü ve boğularak öldü.
Macaristan artık yalnızca ordusunu değil, kralını da kaybetmişti.
Kanuni Budin’e girdi
Mohaç’taki zaferden sonra Osmanlı ordusunun önünde Macar başkentine giden yolu durdurabilecek büyük bir kuvvet kalmamıştı.
Kanuni ilerleyerek Budin’e girdi.
Ancak Mohaç’ın sonuçları yalnızca bir şehrin ele geçirilmesinden ibaret değildi.
II. Lajos’un varis bırakmadan ölmesi, Macar tahtı üzerinde büyük bir mücadele başlattı. Bir tarafta Erdel Voyvodası János Zápolya, diğer tarafta Habsburg Arşidükü Ferdinand vardı.
Böylece Osmanlı-Habsburg mücadelesi yeni ve çok daha büyük bir safhaya geçti.
Macaristan meselesi artık Osmanlı Devleti ile Habsburg Hanedanı arasındaki Orta Avrupa hâkimiyet mücadelesinin merkezine yerleşmişti.
Bu mücadele sonraki yıllarda Kanuni’yi Viyana kapılarına kadar götürecekti.
Mohaç neden bu kadar önemliydi?
Mohaç yalnızca büyük bir askerî zafer değildi.
29 Ağustos 1526, Orta Avrupa’nın siyasi düzeninin kırıldığı tarihlerden biri oldu.
Orta Çağ Macar Krallığı’nın eski siyasi yapısı çöktü. Macar toprakları üzerindeki Osmanlı-Habsburg rekabeti, bölgenin sonraki yaklaşık bir buçuk asırlık tarihini şekillendirdi.
Osmanlı açısından ise Mohaç, Kanuni Sultan Süleyman devrinin askerî kudretinin en çarpıcı göstergelerinden biriydi.
Belgrad’ın fethinden yalnızca beş yıl sonra Osmanlı ordusu artık Orta Avrupa’nın merkezinde belirleyici bir güç haline gelmişti.
29 Ağustos 1526’da Mohaç Ovası’nda kazanılan zafer, yalnızca bir ordunun yenilgisi değildi. Avrupa’nın siyasi dengelerini değiştiren ve Osmanlı-Habsburg mücadelesinde yeni bir çağ açan tarihî bir kırılmaydı.
Türk tarihinin zaferlerle anılan Ağustos ayında; Malazgirt ve Büyük Taarruz’un yanına yazılan bir başka büyük tarih:
29 Ağustos 1526 — Mohaç Zaferi.
Bugün, bu büyük zaferin 500. yılı.