Bakü Fatihi Nuri Paşa - Kafkas İslam Ordusu'nun tarihi zaferi

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 5 dk okuma

Bakü Fatihi Nuri Paşa - Kafkas İslam Ordusu'nun tarihi zaferi

15 Eylül 1918 sabahı Bakü’de dengeler değişiyordu.

Aylar boyunca şehre ulaşmaya çalışan Türk ve Azerbaycan kuvvetleri, son taarruzun ardından Bakü’ye girdi. Kafkas İslam Ordusu’nun komutanı henüz 28 yaşındaki Nuri Paşa’ydı.

Aynı gün Nuri Paşa, Azerbaycan hükûmetine gönderdiği telgrafta Bakü’nün sabah saat 09.00 itibarıyla ele geçirildiğini bildiriyordu.

Zaferin arkasında ise Birinci Dünya Savaşı’nın son aylarında Osmanlı Devleti’nin giriştiği son derece riskli bir Kafkasya harekâtı vardı.

Ve harekâtın merkezinde iki kardeş bulunuyordu:

Enver Paşa ve Nuri Paşa.

1917: Rusya çökerken Kafkasya

1917 Bolşevik Devrimi, Kafkasya’daki siyasi dengeleri altüst etti.

Çarlık Rusyası’nın dağılmasıyla bölgede büyük bir otorite boşluğu doğdu. Gürcüler, Ermeniler ve Azerbaycan Türkleri kendi siyasi geleceklerini belirlemeye çalışırken Bakü'nün önemi giderek arttı.

Bakü yalnızca büyük bir şehir değildi.

Dünyanın en önemli petrol merkezlerinden biriydi.

Bu nedenle şehrin geleceği yalnız Azerbaycanlıları, Ermenileri ve Bolşevikleri ilgilendirmiyordu. Osmanlı Devleti, Sovyet Rusya, Almanya ve İngiltere de Kafkasya’daki güç mücadelesinin içerisindeydi.

1918 baharında Bakü’deki durum daha da ağırlaştı. Bolşeviklerin hâkim olduğu Bakü Sovyeti ile Ermeni Taşnak kuvvetlerinin etkin olduğu ortamda Müslüman nüfus büyük şiddet olaylarıyla karşı karşıya kaldı.

Aynı dönemde Azerbaycan tarihinde yeni bir sayfa açılıyordu.

28 Mayıs 1918: Azerbaycan Cumhuriyeti

28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti.

Fakat yeni devletin çok önemli bir problemi vardı:

Bakü kendi kontrolünde değildi.

Hükûmet Gence’de faaliyet göstermek zorundaydı.

Yeni Azerbaycan devleti askerî bakımdan da oldukça kırılgandı. Bunun üzerine İstanbul ile Bakü arasındaki kaderi belirleyecek temaslar başladı.

4 Haziran 1918’de Osmanlı Devleti ile Azerbaycan arasında dostluk ve karşılıklı yardım antlaşması imzalandı. Antlaşma çerçevesinde Osmanlı Devleti Azerbaycan'a askerî yardım sağlamayı kabul etti.

Enver Paşa'nın kafasında ise bundan daha geniş bir Kafkasya siyaseti vardı.

Enver Paşa kardeşini gönderiyor

Harbiye Nazırı Enver Paşa, Kafkasya'daki harekâtın başına üvey kardeşi Nuri Bey'i getirdi.

Nuri Bey henüz yirmili yaşlarının sonundaydı.

Ancak artık önünde son derece büyük bir görev bulunuyordu.

Kafkasya’ya gidecek, Azerbaycan kuvvetlerinin teşkilatlanmasına yardımcı olacak ve Bakü’ye ulaşmaya çalışacaktı.

Bu amaçla Kafkas İslam Ordusu oluşturuldu.

Adında “ordu” geçmesine rağmen bu yapı klasik anlamda yalnız Osmanlı birliklerinden oluşan bir ordu değildi. Osmanlı askerleriyle Azerbaycanlı birlik ve gönüllüler aynı askerî yapı içerisinde mücadele ediyordu. Nuri Paşa aynı zamanda yeni Azerbaycan askerî teşkilatının oluşturulmasında da rol aldı.

Enver Paşa'nın hedefi yalnız Bakü değildi. Kafkasya ve Dağıstan üzerinden Orta Asya'ya doğru uzanabilecek daha geniş bir stratejik alan düşünüyordu. Bu siyaset Osmanlı Devleti'nin müttefiki Almanya ile dahi ciddi görüş ayrılıklarına yol açacaktı.

Çünkü Bakü demek petrol demekti.

Ve herkes Bakü'yü istiyordu.

Nuri Paşa Gence’de

Nuri Paşa Mayıs 1918'de Gence'ye ulaştı.

Fakat karşılaştığı askerî tablo kolay değildi.

Bakü'deki Bolşevik-Taşnak kuvvetleri Gence yönünde ilerlemeye başlamıştı. Yeni kurulmuş Azerbaycan devletinin varlığı daha ilk haftalarında tehdit altındaydı.

Kafkas İslam Ordusu'nun önündeki ilk büyük sınavlardan biri Göyçay Muharebeleri oldu.

27 Haziran–1 Temmuz 1918 arasındaki çatışmalarda Bakü kuvvetlerinin Gence yönündeki ilerlemesi durduruldu.

Bu zafer yalnız askerî açıdan önemli değildi.

Bakü'ye giden yol açılmaya başlamıştı.

Ardından Kürdemir, Ağsu ve Şamahı yönünde ilerleyen Türk-Azerbaycan kuvvetleri Bakü'ye yaklaştı.

Fakat şehir kolay teslim olmayacaktı.

İngilizler Bakü’ye geliyor

Bakü'deki siyasi yapı da bu sırada değişiyordu.

Bolşevik yönetimin ardından şehirde Sentrokaspi Diktatörlüğü olarak bilinen yönetim kuruldu.

Bu yönetim Osmanlı ilerleyişini durdurabilmek için İngiltere'den yardım istedi.

İngiliz General Lionel Dunsterville komutasındaki ve tarihe “Dunsterforce” adıyla geçen birlik İran üzerinden Bakü'ye ulaştı.

Böylece ortaya Birinci Dünya Savaşı'nın en sıra dışı cephelerinden biri çıktı.

Bir tarafta Nuri Paşa komutasındaki Türk ve Azerbaycan kuvvetleri.

Karşılarında Bakü'deki yerel kuvvetler, Ermeni birlikleri ve onlara destek veren İngiliz askerleri.

Üstelik Osmanlı'nın müttefiki Almanya bile Bakü konusunda İstanbul'la aynı politikayı izlemiyordu.

Bakü artık yalnız bir şehir değildi.

Kafkasya'nın kaderinin düğümlendiği noktaydı.

Bakü önlerinde ilk başarısızlık

Kafkas İslam Ordusu Bakü'ye ulaştığında ilk saldırılar beklenen sonucu vermedi.

Özellikle 5 Ağustos 1918'de gerçekleştirilen taarruz başarısız oldu.

Türk-Azerbaycan kuvvetlerinin mühimmat ve takviye ihtiyacı vardı.

Nuri Paşa Bakü'nün alınabilmesi için kuvvetlerini yeniden düzenledi.

İstanbul'dan ve Osmanlı'nın doğudaki birliklerinden takviyeler gönderildi.

Zaman ise giderek daralıyordu.

Çünkü Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'ndaki genel durumu kötüleşiyordu.

Filistin ve Suriye cephelerinden ağır haberler geliyordu.

Nuri Paşa'nın önünde adeta bir zaman yarışı vardı:

Bakü, Osmanlı savaştan çekilmek zorunda kalmadan önce alınmalıydı.

14 Eylül gecesi

Son taarruz 14 Eylül'e bağlanan gece başladı.

Kafkas İslam Ordusu Bakü savunmasına bütün gücüyle yüklendi.

Çatışmalar şiddetlendi.

Günün sonunda İngiliz General Dunsterville durumun artık sürdürülemeyeceğini gördü. İngiliz kuvvetleri 14 Eylül akşamı gemilerle Bakü'den ayrılarak İran'daki Enzeli'ye çekildi.

Şehrin savunması çözülüyordu.

15 Eylül'deki çatışmalar uzun sürmedi.

Sentrokaspi yönetimi çöktü.

Ve 15 Eylül 1918'de Kafkas İslam Ordusu Bakü'yü ele geçirdi.

Nuri Paşa Bakü’de

Nuri Paşa'nın Azerbaycan hükûmetine gönderdiği zafer telgrafı son derece kısaydı.

Bakü'nün sabah saatlerinde alındığını bildiriyordu.

Fakat birkaç satırlık telgrafın arkasında aylar süren bir askerî harekât bulunuyordu.

16 Eylül'de Türk ve Azerbaycan birliklerinin katıldığı bir zafer geçidi düzenlendi. Törende Nuri Paşa'nın yanı sıra Halil Paşa, Azerbaycanlı General Ali Ağa Şıhlinski ve Azerbaycan hükûmetinin önde gelen isimleri de bulunuyordu.

İki gün sonra siyasi sonuç ortaya çıktı.

17 Eylül 1918'de Azerbaycan hükûmeti Gence'den Bakü'ye taşındı.

Bakü artık yeni Azerbaycan Cumhuriyeti'nin fiilî siyasi merkeziydi.

Bu nedenle 15 Eylül, Azerbaycan tarihindeki anlamını yalnız askerî bir zaferden almıyor.

Bakü'nün alınması, birkaç ay önce kurulmuş bağımsız Azerbaycan devletinin kendi başkentine yerleşebilmesini mümkün kılmıştı.

Zaferin bedeli

Bakü harekâtı ağır kayıplarla kazanıldı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi'nin tarih çalışmasında, Osmanlı ordusunun yalnız Bakü'nün alınmasına yönelik harekâtlarda 1.130 asker kaybettiği belirtiliyor.

Bugün Bakü'deki Türk Şehitliği bu askerlerin hatırasının en önemli sembollerinden biri.

Ancak Nuri Paşa'nın zaferinin dramatik tarafı tam burada başlıyor.

Çünkü Bakü alındığında Osmanlı Devleti'nin savaşı kaybetmesine yalnızca haftalar kalmıştı.

Zaferden 45 gün sonra: Mondros

15 Eylül'de Bakü alınmıştı.

30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalandı.

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'ndan çekiliyordu.

Mütareke şartları Osmanlı kuvvetlerinin Kafkasya'dan çekilmesini gerektiriyordu.

Böylece Nuri Paşa'nın ordusu büyük bedeller ödeyerek ulaştığı topraklardan ayrılmak zorunda kaldı. Kafkas İslam Ordusu'ndaki Osmanlı askerlerinin önemli bölümü Doğu Anadolu'ya çekilerek 15. Kolordu bünyesine katıldı.

Tarihin ironisi çarpıcıydı:

Osmanlı ordusu Bakü'de büyük bir zafer kazanmış, fakat yalnız 45 gün sonra savaştan çekilmişti.

Peki Nuri Paşa kimdi?

Nuri Paşa'nın hikâyesi Bakü'de bitmedi.

Daha sonra Nuri Killigil adıyla Türkiye'nin savunma sanayisinin öncü girişimcilerinden biri hâline geldi. Silah ve mühimmat üretimine yöneldi; İstanbul'da kurduğu fabrika özellikle tabanca, havan ve mühimmat üretimiyle tanındı.

2 Mart 1949'da İstanbul Sütlüce'deki fabrikasında meydana gelen büyük patlamada Nuri Killigil ve çok sayıda çalışan hayatını kaybetti.

Bakü fatihinin hayatı böylece başka bir büyük patlamayla sona erdi.

Fakat Azerbaycan'daki adı unutulmadı.

Osmanlı’nın son zaferlerinden biri

Bakü harekâtını yalnız “Osmanlı ordusu Bakü'yü aldı” cümlesine indirgemek eksik olur.

Ortada yeni kurulmuş bir Azerbaycan devleti vardı.

Bu devlet kendi başkentini kontrol edemiyordu.

Osmanlı Devleti askerî yardım gönderdi.

Azerbaycanlı birliklerle Osmanlı askerlerinden Kafkas İslam Ordusu oluşturuldu.

Göyçay'dan başlayan ilerleyiş Bakü'ye ulaştı.

İngiliz birlikleri şehri terk etti.

15 Eylül'de Bakü alındı.

17 Eylül'de Azerbaycan hükûmeti şehre taşındı.

Ve 45 gün sonra Osmanlı Devleti Mondros'u imzalayarak Kafkasya'dan çekilmek zorunda kaldı.

Bu yüzden 15 Eylül 1918, hem Osmanlı'nın son döneminin hem de modern Azerbaycan tarihinin en sıra dışı kesişme noktalarından biridir.

Savaşın genelini kaybetmek üzere olan bir imparatorluk, yüzlerce kilometre uzakta son büyük askerî hamlelerinden birini gerçekleştiriyordu.

Ordunun başında ise henüz 28 yaşında bir Osmanlı subayı vardı:

Nuri Paşa.

Bakü'de bugün hâlâ hatırlanan adıyla:

Bakü Fatihi Nuri Paşa.

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim