Türkiye'nin ilk yolcu uçağı projesi neden engellendi?

Mehmet Dilbaz

Yazan: Mehmet Dilbaz

· 2 dk okuma

Türkiye'nin ilk yolcu uçağı projesi neden engellendi?

Devlet İstedi, Üretti… Peki Neden Sahip Çıkılmadı?

Cumhuriyet’in erken döneminde Türkiye, stratejik alanlarda dışa bağımlılığı kırmak için ciddi bir sanayileşme hamlesi başlatmıştı. Bu alanların başında ise havacılık geliyordu. İşte bu atmosferde ortaya çıkan en dikkat çekici girişimlerden biri, Nuri Demirağ’ın öncülüğünde kurulan yerli uçak üretim projesiydi.

1930’lu yıllarda devletin öncülüğünde yürütülen bağış kampanyalarında iş insanlarından uçak satın almaları istenirken, Demirağ bu çağrıya farklı bir cevap verdi: “Uçak satın almak değil, üretmek gerekir.” Bu yaklaşım, Türkiye’de özel sektör eliyle havacılık sanayii kurma fikrinin başlangıcı oldu.

Bu doğrultuda Beşiktaş’ta bir uçak fabrikası kuruldu, Yeşilköy’de ise bir uçuş sahası ve eğitim okulu oluşturuldu. Burada geliştirilen Nu.D.36 ve ardından Türkiye’nin ilk yolcu uçağı olan Nu.D.38, sadece birer prototip değil; bir sanayi vizyonunun somut karşılığıydı.

Nitekim Nu.D.38, 1944 yılında İstanbul-Ankara arasında ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Uçak, dönemin standartlarına göre yeterli teknik özelliklere sahipti ve hatta uluslararası havacılık sınıflandırmalarında yer bulduğu ifade edilmektedir.

Ancak asıl mesele üretmek değil, sürdürülebilirlikti. Havacılık gibi yüksek maliyetli bir sektörde, üretimin devamı için en kritik unsur devlet siparişleriydi. Dünyadaki örneklerde de erken dönem uçak sanayii, büyük ölçüde kamu alımlarıyla ayakta tutulmuştur.

Türkiye’de ise süreç farklı ilerledi.

Demirağ’ın ürettiği uçaklar için beklenen siparişler gelmedi. Projenin devamı için gerekli ekonomik zemin oluşmadı ve üretim kısa sürede durma noktasına geldi. Nitekim kaynaklar açık şekilde şunu belirtir:
“Üretimin devamı için gerekli siparişler alınamadı ve proje yarıda kaldı.”

Bu noktada tartışma başlar.

Bazı çalışmalarda, Türk Hava Kurumu’nun yerli üretime yeterince güvenmeyerek siparişleri yabancı firmalara yönlendirdiği ifade edilir.
Bu yaklaşım, “Devlet üretmesini istedi ama satın almadı” şeklinde özetlenen görüşün temelini oluşturur.

Öte yandan resmi anlatımda farklı gerekçeler öne çıkar:

  • Teknik yeterlilik tartışmaları
  • Sertifikasyon sorunları
  • Test süreçlerinde yaşanan kazalar

Bu nedenle devletin temkinli davrandığı savunulur.

Ancak sonuç değişmez.

1944 yılında Demirağ’a ait uçak pisti, fabrika ve tesislerin bulunduğu alan istimlâk edildi.
Böylece sadece bir üretim hattı değil, bir vizyon da fiilen sona erdi.

Daha çarpıcı olan ise sonrasıdır.

Türkiye’nin ilk yolcu uçağı olarak tarihe geçen Nu.D.38, seri üretime geçemediği gibi, yıllar sonra hurdaya ayrılarak ortadan kayboldu.


Sonuç: Bir Başarısızlık mı, Kaçırılmış Bir Fırsat mı?

Nuri Demirağ meselesi bugün hâlâ iki farklı şekilde okunur:

  • Bir görüşe göre:
    Türkiye kendi uçağını üretme fırsatını kaçırdı
  • Diğer görüşe göre:
    Teknik ve kurumsal altyapı henüz yeterli değildi

Ancak tartışmadan bağımsız bir gerçek var:

Demirağ’ın girişimi, Türkiye’de özel sektör öncülüğünde kurulan ilk ciddi havacılık sanayii denemelerinden biri olarak tarihe geçti.

Ve belki de asıl soru hâlâ geçerli:

Türkiye gerçekten bir sanayi hamlesini yarım mı bıraktı, yoksa henüz hazır olmadığı bir alana erken mi girdi?

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim