B. Aziz Yıldırım Fenerbahçe başkanı oldu, transferler yaptı, futbolcular gönderdi, maçlar kazanıldı maçlar kaybedildi; teknik direktör İsmail Kartal istifa etti, Aziz Yıldırım “ben onun büyüğüyüm, gidemez! Aile içinde böyle şeyler olur” dedi, YouTube yayıncılarını eleştirdi… Aziz Yıldırım’a yöneltilen en önemli eleştiri bu süreçte “dünya artık çok değişti, Aziz Yıldırım eski Aziz Yıldırım olarak kaldı, kendisini yenilemedi ve yeni dünyaya intibak edemedi” şeklindeydi. Eskiden belli bir yaştaki yöneticiye yönelik eleştiriler “artık kocadı” şeklinde yapılırdı; “artık yaşlandı, huy-suyu değişti, eskisi kadar güçlü değil, çevresindekilerin oyuncağı oldu…” Aziz Yldırım’a hiçbirini söyleyemedikleri için midir yoksa hakikaten dünyanın değiştiğini inandıkları için midir ayrı bir tartışma konusu, fakat Aziz Yıldırım eleştirisi dünyanın değiştiği kabulü üzerine bina edildi genel olarak.
İtalyan filozof Luciano Floridi yaşadığımız yeni dünyayı anlamlandırmaya çalışırken iki temel ayrım yapıyor: eskiden teknoloji müracaat ettiğiniz anda kullandığınız bir aletten ibaretti. Kullanmadığınız anda teknoloji sizin dışınızda bir şeydi. Bu durumun değiştiği muhakkaktır. Yani artık teknoloji siz onu kullanmazken de hayatınızın içindedir ve bir parçasıdır. İkinci ve daha önemli olan ise, karar mekanizmalarının artık büyük oranda teknolojik varlıklara devredilmiş olmasıdır. İnsan artık bir başka “öteki”ye sahiptir ve sosyalleşirken bu öteki kendisini diğer insanlardan daha fazla etkisi altına alır. Dostluklar, istişare, sosyalleşme çabaları büyük oranda teknoloji tarafından karşılanır ve insan teknoloji ile başbaşa bir yalnızlığa doğru yol alır.
Şu sıralar ev hanımlarının gözdesi olan bir makine var, Thermomix adı. İnatla ve ısrarla satın almamaya çalıştığımız bu makinaya müracaat etmeye alışanların temel anlatıcısı şu şekilde: evde bir miktar yulafım var diyorum makineye, makinede bana şunları şunları ekle ve şu sırayla içime koy ben sana çok güzel bir yemek yapacağım diyor… hangi yemeğin yenileceğini kararını makineye ve yapay zekaya devretmiş olma halidir bu. Bu dünyanın içine doğan gençlerin eski dünya alışkanlıklarını temsil etmiyor oluşları elbette şaşırılmayacak şeydir. Sosyal ilişkileri daha farklı bir zemine gelmiş bu hayatta teknolojinin desteğiyle daha az kusurlu sonuçlar talep ediyor artık insanlar. Kusur artık her zaman olduğundan daha büyük bir kusur olarak görülüyor. Haliyle ego artık bir başka surette karşımıza çıkıyor.
Floridi’nin tarif ettiği bu dünyaya intibak etmek yahut etmemek elbette bir tercihtir. Böyle bir dünyaya intibak edememek gibi bir suçlama açıkçası bana hiç de mantıklı gelmiyor. Sağ ol sadece Aziz Yıldırım’ın anlayamadığı şey şu olabilir bu dönüşüm esnasında: yeni kusursuzluk talebi eski görece daha kolay ikna edilebilir taraftar kitlesi yerine başka bir kitleyi karşımıza çıkardı. Talepler artık anlamsız bir tatminsizlikle karşımıza çıkıyor ve herkesin teknoloji ile olan ilişkisi geniş bir kitlesel talep durumunu ortadan kaldırıp yerini kitlesel olarak tatmin edilmesi mümkün olmayan çok fazla sayıda bireysel talepler çeşitliliğine terk ediyor. Futbolun siyasetinde karşımıza çıkan bu durum ülke siyasetinde de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla eski tip sosyalleşme de olduğu gibi bireyin yüzüne açıkça söylenmesi mümkün olmayan, mümkün olduğu anlarda da belli çekincelerle karşılanacak olan ağır sözler bu yeni dünyanın artık bir parçasıdır. Burada insaf aranmaz, bireylerin tatmin edilme çabası ise yukarıda çizdiğimiz tablo sebebiyle imkansızdır. Şu halde yeni dünyaya ayak uydurmanın tek bir şartı var gibi görünüyor: deriz kalın olacak, hiçbir zaman olmadığı kadar yüksek seviyelerde olan bireysel Legoların ve bu bireysel egolardan meydana gelen kolektif egonun meydan okumalarına karşı durmayı bir şekilde bileceksiniz!