B. Bu yazı yazılmaya başlandığında 49.718.000 izlenmesi vardı, muhtemelen sizler bu yazıyı okurken bu sayı 50 milyona yükselmiştir; Ruhi Çenet’in New York’taki Hasidik cemaati hakkında çektiği video tüm dünyada büyük ilgi gördü. Videonun izlenme sayısının 50 milyonu bulması hata yüksek ihtimalle çok daha yukarılara çıkacak olması, bir Türk YouTuber’ın Türkiye dışında da ciddi izlenme oranına sahip olduğunu bizlere gösteriyor. Şu sıralar video hakkında yapılan yorumlar genel olarak videonun içeriğine yönelik tartışmalardan oluşuyor. Biz bugün bu videonun niye bu kadar ilgi çektiğini tartışalım.
Modern insan, kanunlar ve kurallarla nizama sokulmuş bir hayatı yaşadığına ikna edilmiştir. Kanunların ve kuralların lokal olmaması gerektiği, aksine uluslararası ve tüm dünyada aynı şeyleri söyleyen değerler etrafında şekillenmesi gerektiği ise bu yüzyılın temel kabullerinden birisidir. İnsan hak ve hürriyetleri, doğa, hayvan hakları gibi konularda herhangi bir istisna görmeye alışkın değildir bu zihin. Örneğin “X ülkesinde patronların işçileri dövmesi serbesttir” gibi bir haber okuduğunda doğal olarak “öyle saçma şey mi olur?” diye feveran eder günümüz insanı. Ve bu feveran öyle bir kabulden yola çıkar ki, bütün dünyanın o ülkeye haddini bildirceğini; zira beynelmilel kabullerin böyle bir şeye müsaade etmeyeceğini düşünür günümüz insanı. Öte yandan her şeyin gözünün önünde olduğuna ve özellikle kitle iletişim araçları sayesinde dünyada gizli saklı bir şey kalmadığına o kadar emindir ki kendisini sırlarla dolu bir dünyada yaşarken düşleyemez. Bilim devriminin de temel tezi buydu: Akıl ve bilim her şeyi izah edebilir, inanç ve geleneksel izahlar İnsanoğlunu bilinmezliğe sürükler… buna çok iman etmiş, böyle bir nosyon ile eğitilmiş ulan günümüz insanı eski dünyayı yıkmak için ikna edildiği zeminden uzak yerlere savruldukça sıkıntılar yaşıyor. Bir tarafta kendisini modern değerleri ikna eden ve bu çerçeve içinde tutmak için azami gayret sarf eden Batı dünyasını görüyor; diğer tarafta batının akıttığı kanı, sömürü düzenini, çift standardı, gelir adaletsizliğini görüyor. Rusya-Ukrayna savaşını görüyor bir tarafta diğer tarafta Filistin’de akan kana şahitlik ediyor ve Uluslararası toplumun bu iki Hadise’ye nasıl yaklaştığını anlamlandırmaya çalışıyor. Klasik antisemitizm ithamları, İsrail’in kendini korumaya hakkı var söylemleri Orta Doğu’da akan kanı izah etmeye yetmiyor. Amerika’nın hiç ihtiyacı olmayan bir savaşa sırf İsrail girdi diye girerek İran ile çatışmasının anlamsızlığı tüm dünyanın dikkatini çekiyor. İran’ın nükleer tehdit olduğu izahı da hiç kimseyi ikna etmiyor artık çünkü Amerika benzer argümanları Saddam Hüseyin’e karşı da kullanmıştı ve çok sonraları bunun gerçek olmadığı itiraf edilmişti.
Her şeyi bilmeye muhtaç ve olayları bizzat açıklamaya düşkünüm günümüz insanı bu manzarayı anlamlandırmakta güçlük çekiyor. En fazla film ölçeğinde düşkün olduğu ve gerçek hayatta varlığına tahammül edemediği gizemlerin en büyüğünü açıklamaya çalışıyor günümüz insanı: gerçekten dünyayı yöneten gizli bir el mi var? Bugüne kadar bu konuda yapılmış açıklamaların tek çoğu deli safsata olarak yaftalanmış ve uluslararası arenada hiçbir itibar görmemişken kendisini böyle bir ortamda bulan insan bu tabloyu anlamlı kılmaya çalışıyor. Pre-modern olan her kültürel öge aşağılanırken yüceltilen Asya dinlerini ve felsefelerini bir de Semitik dinlerin modern dünyayla en uyumsuzu olan Yahudiliğin mete dil diye bir ortamda bu ayrımın neye göre yapılacağı komplo teorilerine inanmak istemeyen modern insan için izahı oldukça zor bir paradokstur. Bunu anlayabilmek, anlamlandırabilmek, sürekli hayatına sokulan ancak kendisine o dünyaya girmesi için izin verilmeyen gizemleri keşfetmek talebi var günümüzün insanının. Dünyayı Yahudilerin yönettiği, büyük sermaye sahiplerinin Yahudilerden olduğu ve günümüz dünyasına ait hemen hemen her modern kurumun Yahudiler tarafından yönetildiği algısı bu sebeple hiçbir ispata ihtiyaç duymadan günümüz insanını ikna ediyor. Ruhi Çenet’in videosu tam olarak bu psikolojinin talepleriyle örtüştüğünde büyük ilgi görüyor. Videonun en cazip yanı, sürekli karşınıza çıkan ancak özeline dair çok az şey bilme hakkına sahip olduğunuz bir kitlenin girilemeyen mahremini gösteriyor olmasıdır. Yani sen videoyu izleyenlerin pek çoğu Yahudiler yahut asidikler hakkında teknik bilgiler almak istemiyor; aksine şimdiye kadar hiç görmedikleri patron katını tanımak istiyor. Özetle, kültürel bir meraktan yola çıkarak izlenilmiyor bu video; aksine pek çok kimse aslında kendi hayatına direkt de etki ettiğini düşündüğü gizemli kimseleri tanımak istiyor. Bu merak bir tarafıyla bilim kurgu hevesini andırır. 1970‘lerin ufo heveslilerinin önemli bir kısmı, Erich von Däniken gibi yazarların peşine takılıp bizi yöneten uzaylıları araştırma peşine düşmüştü. Bu heves şimdilerde Yahudileri tanımaya yönelmiş bir heveskarlığa dönüşmüştür. Bu psikoloji, kendilerini sömüren ve yardakçılarına tanıdığı imtiyazlarla eşitsizliği derinleştiren ağaya, patrona, güç sahibine karşı ortaya konulan bir psikolojidir. Evet, videoyu izleyen hiç kimse dünyanın yeraltındaki o sinagogdan yönetildiğini düşünüyor değildir; ancak pek çok kimse dünyayı yönettiğine ve kendi çıkarına bir düzen kurduğuna ikna olduğu bir güce ait gizemi görebildiği için bu kadar heveslidir. Alınan sosyal yardımlar ve tanrının kendilerine ekmek göndereceğine dair söylemler ise bu kanaati ancak besleyen donelerdir. Neticede bu videoya olan merakı kültürel bir merak olarak değil devrim öncesi huzursuzluğun bir alameti olarak görmek gerektir.