Asıl soru güne kaç iş sığdırdığımız değil, yaptığımız işlere ne kadar anlam kattığımızdır.
Bugün bir gencin cebinde, tarihteki hiçbir hükümdara nasip olmamış bir hazine var. Bu cihazla dünyanın bütün kütüphanelerine, derslerine ve ustalarına saniyeler içinde ulaşabiliyor. Aynı cihaz, gencin gününden saatleri de sessizce alıp götürüyor.
Ortada bir çelişki var. Hiçbir nesil zaman kazandıran bu kadar çok araca sahip olmadı. Ama hiçbir nesil de zamanın elinden kayıp gittiğinden bu kadar çok şikâyet etmedi.
Çünkü zaman aldatıcıdır.
Kronos’un saati, Kairos’un anı
Eski Yunanlılar zaman için iki ayrı kelime kullanırdı. Kronos, saatin tik taklarıyla ölçülen ve akıp giden zamandı. Kairos ise doğru anın, anlamla dolan vaktin adıydı. Kronos sayılır, Kairos yaşanır.
Abdullah b. Abbas’ın (r.a.) rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “İki nimet vardır ki insanların çoğu onlarda aldanmıştır: sağlık ve boş vakit.”
(Buhârî, Rikāk, 1; Tirmizî, Zühd, 1; İbn Mâce, Zühd, 15)
Hadisteki “mağbûn” kelimesi, Arapçada alışverişte malını değerinin çok altında elden çıkarıp zarara uğrayan kişiyi anlatır. Demek ki zamanı boşa geçirmek sıradan bir ihmal değildir. Paha biçilmez bir sermayeyi yok pahasına satmaktır.
Zaman elimizdeyken kıymeti görünmez, ancak gittiğinde fark edilir. Bugün ekran süremizi saniyesine kadar ölçüyoruz ama ömrümüzün muhasebesini yapmıyoruz. Oysa asıl ölçü, saate kaç dakika sığdırdığımız değil, o dakikaların bizi kim yaptığıdır.
Kendini inşa etmeye ayrılan vakit
Verimli bir hayat, yapılacaklar listesinden önce bir kimlik inşasıyla başlar. Kim olduğunu bilmeyen bir gencin hızı, onu yalnızca daha hızlı kaybolmaya götürür.
Dinini sağlam kaynaklardan öğrenmeye, tarihini masallardan değil belgelerden tanımaya, dilini en güzel hâliyle konuşmaya vakit ayırmak lüks değil, zorunluluktur. Bu vakti ayırmayan genç bir boşluk bırakır. O boşluğu da başkalarının algoritmaları, başkalarının değerleri ve başkalarının hikâyeleri doldurur. Kimliğini kendisi inşa etmeyen, başkasının inşa ettiği kimliğe razı olur.
Entelektüel olmak: Kökte derinlik, dalda cesaret
Entelektüel olmak çok bilgi biriktirmek değil, bilgiyi hikmete dönüştürebilmektir. Bilgi neyi bildiğimizi, hikmet o bilgiyle ne yapacağımızı söyler. Bugünün dünyası bilgiyle dolu ama hikmete aç.
Kadim değerler için: Medeniyetimizin klasiklerini özetlerden değil, ilk elden okuyun. Bir hocaya talebe olun, çünkü ilim sohbetle ve teslimiyetle olgunlaşır. Kaynak dillere kapı aralayın ve okuduklarınızdan süzdüklerinizi bir hikmet defterinde biriktirin.
Yenilikçi yaklaşımlar için: Yapay zekâyı düşünce ortağınız yapın ama ona asla teslim olmayın. Ürettiği her cevabı sorgulayın ve doğrulayın. Disiplinlerin sınırlarını aşın: Mühendis felsefe, hukukçu veri bilimi okusun. Tüketmekle yetinmeyin; yazın, kodlayın, proje kurun. Dünyanın konuştuğu dilleri öğrenin ve uluslararası masalarda kendi medeniyetinizin sesi olun.
Erdem ve hikmet: Tekrarla yoğrulan karakter
Erdem bir anda kazanılmaz, her gün yeniden seçilir. Verilen söze sadık kalmak, yarım bırakılan kitabı bitirmek, kimse görmezken de doğruyu yapmak... Karakter büyük kahramanlıklarla değil, bu küçük sadakatlerle yoğrulur.
Bu çağın belki de en nadir erdemi odaklanmaktır. Dikkatini koruyan genç, zamanını da korur. Dikkatini her bildirime dağıtan ise ömrünü de dağıtır.
Bayrağı ileri taşıyan bilgi
Kimliğini bilen ama donanımı olmayan bir nesil hamasetle yetinir. Donanımı olup kimliği olmayan bir nesil ise başkasının davasına hizmet eder. Bize ikisini birden taşıyan bir nesil lazım.
Yapay zekâda, yazılımda, biyoteknolojide, savunmada ve enerjide atılacak her adım, bu ülkenin bayrağını biraz daha yükseğe diker. Bayrak sloganla değil, laboratuvarda, kütüphanede ve atölyede geçirilen sabırlı saatlerle dalgalanır.
Kendini planlamayan, başkasının planında figüran olur
Plansızlık masum bir dağınıklık değildir. Kendini planlamayan gencin vaktini birileri mutlaka planlar: bir uygulamanın bildirimleri, bir platformun reklam takvimi ya da başkalarının öncelikleri. Bu yüzden hedeflerinizi zihinde bırakmayın, kâğıda dökün. Önce beş yıl sonra kim olmak istediğinizi yazın, sonra bunu yıllık, aylık ve haftalık adımlara bölün. Ruhunuz, zihniniz, bedeniniz ve hizmet edeceğiniz insanlar için ayrı ayrı hedef koyun. Her akşam kısa bir muhasebe yapın: Bugün hedefime yaklaştım mı, uzaklaştım mı? Hedefi yazılmamış bir ömür, rüzgârın keyfine bırakılmış bir yelkenlidir.
Genç dostlarım! Saatiniz herkesinkiyle aynı: 24 saat. Sizi farklı kılacak olan o saatlere kattığınız anlamdır. Kronos’u saymakla yetinmeyin, Kairos’u yaşayın!
Zaman aldatıcıdır; ama onu anlamla dolduranı asla aldatmaz!