Modern Kuşatmanın Anatomisi

Yusuf Alabarda

Yazan: Yusuf Alabarda

· 4 dk okuma

Modern Kuşatmanın Anatomisi

Geleneksel savaşın çehresi, nükleer çağın getirdiği kısıtlamalar, ekonomik bağımlılıklar ve küresel iletişimin geldiği seviye nedeniyle kökten değişmiştir. Artık bir ülkeyi dize getirmek için sadece zırhlı birlikler yeterli değildir; bunun yerine "Hibrit Savaş" olarak adlandırılan, sivil yaşamın her alanını cepheye dönüştüren çok katmanlı bir doktrin uygulanmaktadır.

Bu durumun farkında olmadan nice idraksiz ekranlarda Venezuela’nın kötü yönetimden dolayı ekonomik sıkıntılar yaşadığını zannetmektedir.

O zaman kuşatılmak istenilen bu ülkeler nasıl bu duruma getiriliyor?

Gelin hep birlikte ‘Modern Kuşatmanın Anatomisini’ çıkartalım.

1. Ekonomik Savaş ve Finansal Boğma: "Mermi Atmadan Çökertmek"

Ekonomik yaptırımlar, modern çağın kuşatma harekâtıdır. Orta Çağ’da kalelerin etrafı sarılıp açlığa mahkûm edilirken, bugün ülkelerin SWIFT sistemine erişimi kesilmekte ve uluslararası piyasalardaki mal varlıklarına el konulmaktadır. Limanları ablukaya alınmakta ve bu ülkeler ile ticaret yapan ülkeler de kuşatma altına alınmaktadır.

  • İran Örneği: İran ekonomisinin can damarı olan petrol ve doğal gaz ihracatına yönelik ABD tarafından uygulanan yaptırımlar sadece ABD’nin değil, İran ile ticaret yapan tüm ülkelerin cezalandırılmasını kapsamaktadır. Bu konuya yönelik bazı istisnalar olmakla beraber bu yaptırımlar en temel sağlık malzemelerinin tedarikini dahi kapsayabilmektedirler. Bu durum haliyle İran parasının devalüasyonuyla sonuçlanarak halkın en temel ihtiyaçlara erişimini dahi zorlaştırmaktadır. Kuşkusuz İran’daki yönetiminde bu türden olayların çıkmasında büyük yönetim hataları vardır lakin İran ekonomisindeki asıl sorun İran’a yönelik uygulanan bu yaptırımlardır.
  • Venezuela Örneği: PDVSA (Venezuela devlet petrol şirketi) üzerine kurulan baskı, petrol üretimini %75 düşürmüştür. Bu durum temel geçim kaynağı petrol olan bir devlet için oldukça sarsıcı bir kuşatmadır.

Geçtiğimiz günlerde İsrail Cumhurbaşkanı olan İsaac Herzog ile Anti-Defamation League (İftira ve İnkarla Mücadele Birliği) denilen kuruluşun başkanlığını yapan Abraham Foxman’ın yaptığı bir röportaj ortaya çıktı.

Röportaj 2009 yılında yapılıyor ve burada Foxman açıkça Venezuela’nın petrol gelirlerini sıfırlamadan mücadelenin zor olacağını söylüyor. Nitekim ABD eliyle ortaya koydukları 16 yıllık çaba bugünlerde sonuç veriyor ve Venezuela’nın petrol gelirleri çok büyük oranda düşüyor.

  • İngiltere Merkez Bankası'ndaki Venezuela altınlarının dondurulması, bir ülkenin kendi öz kaynaklarını halkı için kullanamaması stratejisinin en somut örneğidir.

2. Psikolojik Operasyonlar, Algı Operasyonları ve Medya Manipülasyonu: "Zihinlerin İşgali"

Küresel iletişimin bu denli arttığı günümüzde bir hükümeti devirmek için önce o hükümetin halk nezdindeki ve uluslararası toplumdaki meşruiyet algısını bitirmek çok önemlidir. Bu yüzden ellerinde oldukça önemli stampa kavramlar olan küresel medya ve sistemin patronları bu stampa kavramları dilediklerine diledikleri ölçüde basabilmektedirler.

Tek adam, otoriter rejimler, baskıcı rejimler, İhvancı, Siyasal İslamcı, radikal vs gibi kavramlar bu grubun coğrafyamızda etkili bir şekilde kullandıkları önemli stampa kavramlardır.

  • İran: 1953’te CIA destekli Ajax Operasyonu sırasında yerel gazetelere rüşvet verilerek Başbakan Musaddık aleyhinde haberler yaptırılmıştı. Bugün bu süreç, sosyal medya botları ve uydu kanalları üzerinden "rejim çökmek üzere" algısıyla devam ettirilmektedir. Türkiye’de de bu türden klavyesine kontör atılarak çalıştırılan bilmem kaç medya mensubu vardır?
  • Venezuela: Maduro yönetimi sistematik olarak "haydut devlet" (rogue state) olarak yaftalanmış, ana akım medya üzerinden ülkenin sadece kaos ve sefaletten ibaret olduğu teması işlenmiştir. Bu, dış müdahaleyi uluslararası kamuoyu nezdinde ahlaki bir zorunluluk gibi gösterme çabasıdır. Türkiye’de de Venezuela’nın ABD’nin eyaleti olması gerektiğini söyleyenler işte bu merkezlerin işreti ile kalem oynatan isimlerdir.

3. İç Karışıklık ve Vekalet Grupları: "İçeriden Çürütme"

Doğrudan askeri müdahalenin siyasi maliyeti yüksek olduğundan iç karışıklık için "yerel ortaklar" kullanılır. Bu safhada karışıklık istenilen ülke içerisindeki protestolar fonlanır ve medya aracılığıyla büyütülür.

Küresel medyanın kameraları ile dışarıdan fonlanan medyanın isimleri sahada birleştirilir.

Gezi Parkı eylemleri esnasında bugün ABD eliyle fonlandığını bildiğimiz Ruşen Çakır’ın ve kendisinin sanatçı olduğu iddiasındaki isimlerin sahaya indirilmesi gibi.

Yine bu aşamada yabancı istihbarat servisleri ordu ve bürokrasi içine sızarak "saf değiştirme" görüşmeleri yapar. Hatta daha önceden uzun yıllar ordu ve bürokrasi içerisinde ilmek ilmek dokudukları FETÖ gibi gruplar varsa saf değiştirme konuşulmaz operasyon saati koordine edilir. Adil Öksüz ile Kemal Batmaz’ın 15 Temmuz öncesi son koordineler için birlikte ABD ziyareti yapmaları gibi.

  • İran: Tarihsel olarak Halkın Mücahitleri (MEK) gibi grupların desteklenmesi, ülke içinde huzursuzluk yaratma stratejisinin bir parçası olmuştur. İran’daki mevcut yönetimin kendi evinin içini ihmal ederek, Şii Hilali projesine İran halkının tüm kaynaklarını aktarması ve ortaya kuşatma ile birlikte çıkan ekonomik zorluklar bu protestoları daha da arttırmıştır.
  • Venezuela: 2014 ve 2017’deki "Guarimbas" protestoları sırasında birçok sivil toplum örgütü görünümlü oluşumun dışarıdan fonlandığı BM raporlarına yansımıştır. Juan Guaidó’nun sokak ortasında kendini başkan ilan etmesi bu durumun en belirgin örneği olmuştur.

4. Gizli İstihbarat Operasyonları: "Görünmez Eller"

Gizli operasyonlar demokrasilerin en karanlık yüzüdür ve bugün hala küresel ölçekte uygulanmaya devam etmektedir.

  • İran: Nükleer bilimcilerin suikastlarla öldürülmesi ve Stuxnet gibi siber saldırılarla uranyum zenginleştirme tesislerinin fiziksel olarak sabote edilmesi, modern "örtülü operasyonların" teknolojik boyutunu gösterir. Buna ilaveten 12 gün süren İsrail-İran savaşında İsrail’in İran içinde nasıl istihbarat operasyonları yaparak tüm komuta kademesini öldürdüğü bilinmektedir.
  • Venezuela: 2018’de Maduro’ya yönelik patlayıcı yüklü dronlarla düzenlenen suikast girişimi ve 2020’deki "Gideon Operasyonu" (bir grup paralı askerin deniz yoluyla sızma girişimi), gizli servislerin rejim değişikliği için ne kadar ileri gidebileceğinin kanıtıdır.

5. Bilfiil Müdahale ve "İnsani" Maske

Tüm aşamalar sonuçsuz kalırsa, son çare olarak "insani koridor" veya "demokrasi getirme" adı altında askeri güç masaya sürülür.

  • Venezuela’ya yönelik uygulanan deniz ablukası sonuç vermeyince kapıyı içeriden açan ellerin de desteği ile bizzat ABD Özel Kuvvetler birimleri devreye girdi. Bundan sonra da uzlaşma olmadığı takdirde bizzat hava bombardımanları da görülebilir.
  • İran: İsrail’in öncülüğünde yapılan İran saldırıları keza İran açısından bu safhaya dair önemli örneklerdir. Basra Körfezi'ndeki uçak gemisi varlığı ve "tüm seçenekler masada" retoriği, bilfiil askeri müdahalenin bir "caydırıcılık" değil, bir "çökertme" aracı olarak kullanıldığını gösterir.

Sonuç: Hukukun Sonu mu?

Eğer bir süper güç, BM Şartı’nı bypass ederek ekonomik ve askeri gücünü diğer devletlerin iç işlerine müdahale etmek için kullanmaya devam ederse, uluslararası hukuk kâğıt üzerinde bir metne dönüşür.

Belki de dönüşmüştür bile..

Diğer yazarlar

Podcast

GDH'i Google'da takip edin

Google'un yeni Tercih Edilen Kaynaklar özelliğiyle veya Google Haberler'den GDH içeriklerini doğrudan akışınıza ekleyin.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

Sayfayı Paylaş

GDH'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim