- Yüksek kanama riski nedeniyle ameliyat edilemeyen 15 santimetrelik damarsal kitle, iki aşamalı ablasyon tedavisiyle yüzde 90'ın üzerinde küçültüldü.
- Küçültme işleminin ardından geride kalan az miktardaki doku, risk taşımayan küçük bir cerrahi operasyonla tamamen çıkarıldı.
- Uygulanan yöntemle büyük cerrahi izler ve riskler engellenirken, hastanın uzun yıllardır süren günlük yaşam kısıtlamaları sona erdi.
Kolundaki damarsal kitle nedeniyle yıllardır kıyafet seçimi bile zorlaşan Cevdet Gürsoy, ameliyat riskinin yüksek olması nedeniyle uzun süre tedavi edilemedi. Yaklaşık 15 santimetreye ulaşan ve dirsek eklemine yakın konumlanan kitle için Medipol Sağlık Grubu'nda farklı bir yöntem uygulandı. Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tümay Bekci ve ekibinin gerçekleştirdiği iki aşamalı ablasyon tedavisi sonucunda kitlenin yüzde 90’dan fazlası küçültüldü. Geride kalan küçük doku parçası ise daha sınırlı bir cerrahi işlemle çıkarıldı.
15 yıllık kitle ameliyatı riskli hale getirdi
Cevdet Gürsoy'un kolundaki oluşum yaklaşık 15 yıl önce küçük bir kitle olarak ortaya çıktı. Zaman içerisinde büyüyen damarsal yapı, yaklaşık 15 santimetrelik boyuta ulaştı. Dirsek eklemine yakın bölgede bulunan kitlenin çok sayıda damarla bağlantılı olması, cerrahi müdahaleyi de riskli hale getirdi. Önceki başvurularında ameliyat sırasında ciddi kanama yaşanabileceği değerlendirilerek cerrahi tedavi uygun görülmedi.
Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tümay Bekci, hastanın durumunu şöyle anlattı:
“Hastamız bize yaklaşık bir yıl önce, kolunda büyük boyutlu bir damarsal malformasyonla geldi. Yaklaşık 15 santimetre boyutundaki kitle dirsek eklemine komşuydu ve hareketli bir bölgede yer alıyordu. Çok sayıda damarla bağlantısı bulunan, adeta bir damar yumağı şeklindeki bu yapı nedeniyle kanama riski oldukça yüksekti. Bu nedenle daha önce başvurduğu merkezlerde cerrahi tedavi uygun görülmemişti.”
İki seanslık tedaviyle kitle yüzde 90 küçüldü
Cerrahi müdahalenin taşıdığı riskler nedeniyle alternatif tedavi seçenekleri değerlendirildi. Ekip, farklı kitlelerin tedavisinde kullanılan mikrodalga veya radyofrekans ablasyon yönteminin bu damarsal malformasyonda uygulanmasına karar verdi.
İlk ablasyon seansının ardından kitlenin yaklaşık yüzde 70 oranında küçüldüğü görüldü. İkinci seansın tamamlanmasıyla birlikte küçülme oranı yüzde 90'ın üzerine çıktı.
Prof. Dr. Bekci, tedavi sonucunu şu sözlerle açıkladı:
“Başka kitlelerde kullandığımız mikrodalga veya radyofrekans ablasyon yöntemlerinin bu lezyonda uygulanıp uygulanamayacağını değerlendirdik. Hastamızın da onayıyla ilk seans tedaviyi gerçekleştirdik ve kitlenin yaklaşık yüzde 70 oranında küçüldüğünü gördük. İkinci seansın ardından ise yüzde 90’ın üzerinde küçülme sağlandı ve geride büyük ölçüde fibrotik doku kaldı.”
Büyük kitleden geriye küçük doku kaldı
Ablasyon sonrasında kitlenin büyük bölümü küçülürken geride 3-5 santimetrelik fibrotik doku kaldı. Bu bölüm, ortopedi ekibiyle birlikte planlanan cerrahi müdahaleyle çıkarıldı. Böylece başlangıçta yüksek kanama riski taşıyan 15 santimetrelik kitle, daha sınırlı bir cerrahi işlemle tamamen tedavi edildi.
Prof. Dr. Bekci, hastanın tedavi sonrası durumuna ilişkin şunları söyledi:
“Başlangıçta yaklaşık 15 santimetrelik bir kitleden ve ciddi kanama riskinden söz ediyorduk. Ablasyon sonrasında lezyonun 3-5 santimetrelik bir doku artığına dönüşmesi sayesinde çok daha küçük bir cerrahi işlem gerçekleştirdik. Böylece hem cerrahiye bağlı oluşabilecek büyük bir izin önüne geçtik hem de hastamızın tedavisini tamamladık. Hastamız uzun yıllar boyunca gömlek ve ceket giyemiyordu. Şu anda günlük yaşamına çok daha rahat devam edebiliyor. Takiplerini sürdüreceğiz ancak tedavi açısından geride riskli bir doku bırakmadığımız için hastamızın tamamen iyileştiğini söyleyebiliriz.”
“Artık gömlek giyebiliyorum”
Yaklaşık 15 yıl boyunca farklı sağlık kuruluşlarına başvurduğunu anlatan Cevdet Gürsoy, kitlenin büyümesi nedeniyle tedavi arayışının sürdüğünü belirtti.
Gürsoy, yaşadığı süreci şöyle anlattı:
“Kolumda yaklaşık 15 yıl önce küçük başlayan bir oluşum vardı. Zamanla sürekli büyüdü ve oldukça büyük bir hale geldi. Farklı yerlere ve sağlık kurullarına başvurdum. Ameliyatın çok riskli olduğunu, yapılması halinde ciddi tehlikeler olabileceğini söylediler. Bu nedenle tedavi olamadım.”
Uygulanan iki aşamalı ablasyon ve sonrasındaki cerrahi müdahalenin ardından günlük yaşamının kolaylaştığını belirten Gürsoy, şunları söyledi:
“Yaklaşık bir yıl önce Tümay Hocamla tanıştım. İki seans işlem yapıldı, daha sonra geride kalan küçük bir parça da ameliyatla çıkarıldı. Şu anda çok iyiyim. Gömlek giyebiliyorum, uzun kollu mont giyebiliyorum. Ağrım ve sancım yok. Kontrollerime devam ediyorum. Çok şükür tedavi sürecim güzel geçti.”