- Bilinçsiz tüketilen vitamin ve mineral takviyelerinin, özellikle D vitamininin, fayda yerine ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısı yapıldı.
- Bağışıklık için tekil ürünler yerine bağırsak dostu beslenme, 7-9 saat uyku, düzenli egzersiz ve yeterli su tüketiminin belirleyici olduğu vurgulandı.
- Takviyelerin yalnızca hekim kontrolünde alınması gerektiği belirtilirken risk gruplarına grip aşısı ve hijyen önlemleri hatırlatıldı.
Havaların soğumasıyla birlikte solunum yolu enfeksiyonlarına karşı alınabilecek önlemler yeniden önem kazandı. Bağışıklık sistemini desteklemek isteyen birçok kişi vitamin ve mineral takviyelerine yönelirken, uzmanlar kontrolsüz kullanımın ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği konusunda uyarıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cihadiye Elif Öztürk, sağlıklı beslenmeden düzenli uykuya, fiziksel aktiviteden aşılara kadar bağışıklık sistemini destekleyen 7 önemli noktaya dikkat çekti.
Prof. Dr. Öztürk, “Sonbahar ve kış aylarında bağışıklık sistemini güçlü tutmak, tek bir mucizevi besine veya takviyeye değil, bilimsel olarak kanıtlanmış bütünsel yaşam tarzı değişikliklerine dayanır. Vitamin ve mineral takviyelerini gelişigüzel kullanmak fayda yerine uzun dönemde çok ciddi zararlara yol açabilir.” dedi.
1. Bağırsak sağlığını destekleyen besinler tüketin
Bağırsaklarda bulunan mikroorganizmalar, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde önemli görevler üstleniyor. Prof. Dr. Öztürk, bağışıklık hücrelerinin yaklaşık yüzde 70'inin bağırsaklarla ilişkili olduğunu belirterek probiyotik ve prebiyotiklerin önemine dikkat çekti. Uzmanın aktardığı klinik araştırmalara göre, bu besin bileşenlerinin düzenli tüketimi bazı üst solunum yolu enfeksiyonlarının süresini ve şiddetini azaltmaya katkı sağlayabiliyor.
Ev yapımı yoğurt, kefir ve turşu gibi fermente gıdalar ile soğan, sarımsak, pırasa, muz, lahana ve pancar gibi besinler bağırsak sağlığını destekleyen seçenekler arasında yer alıyor. Ancak bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler başta olmak üzere belirli risk gruplarının probiyotik ürünleri tüketmeden önce doktorlarına danışması gerekiyor.
2. Vitamin ve mineral takviyelerini bilinçsiz kullanmayın
D vitamini, C vitamini, çinko, demir ve B grubu vitaminler bağışıklık sisteminin normal işleyişinde rol oynuyor. Ancak bu vitamin ve minerallerin herkes tarafından takviye şeklinde alınması gerekmiyor. Prof. Dr. Öztürk, özellikle D vitamini olmak üzere gerekli görülen vitamin ve mineral düzeylerinin hekim değerlendirmesiyle belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Eksiklik saptanması halinde uygun takviye ve dozun doktor tarafından planlanması önem taşıyor. Yumurta, balık, baklagiller, kuruyemişler, sebze ve meyveleri içeren dengeli beslenme ise vücudun ihtiyaç duyduğu birçok besin öğesinin karşılanmasına yardımcı oluyor.
3. Her gece 7-9 saat kaliteli uyuyun
Yetersiz ve kalitesiz uyku, bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı verdiği yanıtı olumsuz etkileyebiliyor.
Uyku düzeninin bozulması, stres hormonu kortizolün artmasına ve bağışıklık yanıtında görev alan bazı maddelerin üretiminin etkilenmesine neden olabiliyor. Prof. Dr. Öztürk, yetişkinlerde günlük 7-9 saat kaliteli ve kesintisiz uykunun önemine dikkat çekti. Uzman, özellikle gece 23.00 ile 04.00 saatleri arasında uykuda olmanın biyolojik ritim açısından önemli olduğunu belirtti.
4. Haftada en az 150 dakika hareket edin
Düzenli fiziksel aktivite, genel sağlığın korunmasının yanı sıra bağışıklık sisteminin işleyişini de destekliyor. Prof. Dr. Öztürk, haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılmasının önemini vurguladı.
Haftanın beş günü 30'ar dakika tempolu yürüyüş yapmak, bu hedefe ulaşmak için uygulanabilecek seçeneklerden biri. Egzersizin kişinin yaşına, mevcut hastalıklarına ve fiziksel kapasitesine uygun şekilde planlanması gerekiyor.
5. Soğuk havalarda su tüketimini ihmal etmeyin
Sonbahar ve kış aylarında susama hissinin azalması, günlük sıvı tüketiminin yetersiz kalmasına neden olabiliyor.
Oysa burun ve boğazdaki mukoza dokularının normal işlevlerini sürdürebilmesi için vücudun yeterli sıvı alması gerekiyor. Prof. Dr. Öztürk, özellikle soğuk havalarda su içmenin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Günlük sıvı ihtiyacı yaş, sağlık durumu ve fiziksel aktiviteye göre değiştiğinden herkes için geçerli tek bir miktar bulunmuyor.
6. D vitamini için kontrolsüz takviyeden kaçının
D vitamini üretiminde güneş ışınları önemli bir rol oynuyor. Ancak sonbahar ve kış aylarında güneş ışığının geliş açısının değişmesi, ciltte D vitamini sentezini azaltabiliyor. Prof. Dr. Öztürk, Türkiye'de kış aylarında güneş ışığından yeterli D vitamini elde etmenin güçleşebileceğini belirtti.
Buna karşılık gün ışığına maruz kalmak, vücudun biyolojik saatinin düzenlenmesine ve uyku-uyanıklık döngüsünün korunmasına yardımcı oluyor. Uzman, D vitamini takviyelerinin yüksek dozlarda ve kontrolsüz kullanılmasının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini hatırlatarak doktor değerlendirmesi olmadan takviye alınmaması gerektiğini vurguladı.
7. Grip aşısı ve hijyen önlemlerini ihmal etmeyin
Bağışıklık sistemini destekleyen yaşam alışkanlıklarının yanı sıra enfeksiyonlardan korunmaya yönelik önlemler de önem taşıyor.
Özellikle risk gruplarındaki kişilerin mevsimsel grip aşılarını zamanında yaptırması, influenza enfeksiyonuna bağlı ciddi hastalık riskinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. Kalabalık ortamlarda maske kullanılması, hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması ve el hijyenine dikkat edilmesi de korunma önlemleri arasında bulunuyor.
Prof. Dr. Öztürk, “Sonbahar ve kış aylarında hızla yayılan enfeksiyonlardan korunmak için, risk grupları başta olmak üzere mevsimsel grip aşılarının zamanında yapılması büyük önem taşıyor. Kalabalık yerlerde maske takılması, hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması ve ellerin en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkanması gibi hijyen önlemleri de enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı oluyor.” dedi.
Bağışıklığı güçlendirmek için takviye kullanmak şart mı?
Prof. Dr. Öztürk'e göre sağlıklı bir bağışıklık sistemi için herkesin vitamin veya mineral takviyesi kullanması gerekmiyor. Öncelikle dengeli beslenme, yeterli uyku, düzenli hareket ve enfeksiyonlardan korunmaya yönelik alışkanlıkların sürdürülmesi önem taşıyor.
Vitamin ve mineral eksikliği şüphesi bulunan kişilerin ise gelişigüzel takviye kullanmak yerine hekim değerlendirmesine başvurması gerekiyor.