ABD Kara Kuvvetleri Kontrat Komutanlığı tarafından 8 Eylül'de verilen sözleşme, CIRCM sistemlerinin tam oranlı üretimini kapsıyor ve 30 Eylül 2035'e kadar devam edecek. Sözleşmenin kaç sistem için geçerli olduğu ve yıllara göre finansman dağılımı açıklanmadı.
CIRCM helikopterleri kızılötesi füzelere karşı koruyor
CIRCM, başta omuzdan atılan MANPADS olmak üzere kızılötesi güdümlü füzelere karşı helikopterlerin korunmasını sağlayan lazer tabanlı bir karşı tedbir sistemi olarak görev yapıyor.
Sistem, uçakta bulunan füze ikaz sensörlerinden gelen verileri kullanarak yaklaşan füzeyi tespit ediyor ve lazer enerjisini doğrudan füzenin kızılötesi arayıcı başlığına yönlendiriyor. Bu müdahale, füzenin hedefi doğru şekilde takip etmesini engelleyerek rotasından sapmasını amaçlıyor.
CIRCM'nin merkezinde, birden fazla tehdide karşı kullanılabilen kuantum kademeli lazer bulunuyor. Northrop Grumman'a göre sistem, önceki nesil kızılötesi karıştırma teknolojilerine kıyasla zorlu hava koşullarında daha etkili çalışabilecek şekilde tasarlandı.
Apache, Chinook ve Black Hawk'ta kullanılıyor
CIRCM programı, ABD Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirildi. Northrop Grumman, 2015 yılında sistemin mühendislik ve üretim geliştirme sözleşmesini aldı.
ABD Kara Kuvvetleri ilk CIRCM sistemlerini 2016 yılında teslim aldı. Sistem, daha önce kullanılan Advanced Threat Infrared Countermeasures çözümünün yerini aldı.
CIRCM, ABD Kara Kuvvetlerinin AH-64 Apache, CH-47 Chinook ve UH-60 Black Hawk helikopterlerine entegre edildi. Northrop Grumman, sistemin tam oranlı üretime geçmesinin ardından 500'üncü sistem setinin teslim edildiğini açıkladı.
CIRCM'nin kullanımı müttefik ülkelerde de genişliyor
Northrop Grumman'a göre 2026 itibarıyla yaklaşık 700 CIRCM sistemi dünya genelindeki döner kanatlı hava araçlarına kuruldu ve sistemler 70 binin üzerinde operasyonel uçuş saati gerçekleştirdi.
Şirket, Mart 2026'da Almanya'nın yeni CH-47 Chinook filosu için de CIRCM tedarik edilmesine yönelik ayrı bir anlaşmaya vardı.
Sistemin açık mimarisi ise tehditlerin değişmesi durumunda yeni donanım ve yazılımların mevcut platformlara entegre edilmesine imkan sağlayacak şekilde tasarlandı. Böylece helikopterlerin kendini koruma sistemlerinin tamamen yeniden tasarlanmasına gerek kalmadan yeni tehditlere karşı güncellenebilmesi hedefleniyor.