- ABD Enerji Bakanı Chris Wright, İran'la yeni bir nükleer anlaşma yapılmasının garanti olmadığını söyledi.
- Wright, anlaşmanın ancak İran'da yeni bir yönetim döneminde mümkün olabileceğini belirtti.
- ABD'nin İran'ın nükleer silah geliştirme kapasitesini askeri operasyonlarla zayıflattığını savundu.
- Washington, diplomatik kanalların açık olduğunu belirtse de İran'a yönelik ekonomik baskı, petrol ihracatını kısıtlama ve askeri seçeneği sürdürüyor.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin geleceğine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Wright, ABC News'e verdiği röportajda “Bir nükleer anlaşma olmayabilir. Belki de mesele, bunu yapma kapasitelerini yok etmek olacaktır” dedi.
ABD'li bakan, olası bir anlaşmanın mevcut İran yönetimiyle değil, “İran'daki bir sonraki yönetimle” yapılabileceğini söyledi. Wright, “Bunun ne zaman olacağını bilmiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Washington askeri seçeneği masada tutuyor
Wright'a, ABD'nin İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için yeni saldırıları sürdürüp sürdürmeyeceği de soruldu.
ABD Enerji Bakanı, Washington'ın askeri operasyonlarla İran'ın nükleer kapasitesini “zayıflattığını” savundu. ABD'nin İran'ın nükleer silah geliştirme ve bunları kullanabilecek kapasiteye ulaşma imkanlarını gerilettiğini öne sürdü.
Bununla birlikte Wright, Trump yönetiminin diplomatik çözüm ihtimalini tamamen terk etmediğini de vurguladı. CBS'ye verdiği röportajda “Her zaman bir anlaşmaya açığız” diyen Wright, Başkan Donald Trump'ın hedefinin müzakere edilmiş bir çözüm olduğunu, askeri yöntemin ise ancak gerekli olması halinde kullanılacağını belirtti.
Haziran anlaşması çökmüştü
ABD ve İran arasında haziran ayında, daha geniş kapsamlı bir barış anlaşmasının önünü açması beklenen bir ateşkes ve mutabakat imzalanmıştı.
Ancak söz konusu anlaşmanın ardından taraflar arasında kapsamlı bir nükleer anlaşmaya yönelik ilerleme sağlanamadı. Çatışmaların yeniden başlamasıyla diplomatik süreç de daha da zorlaştı.
Washington, İran'ın nükleer faaliyetlerinin yanı sıra bölgedeki askeri kapasitesini ve petrol gelirlerini de hedef alan daha geniş bir baskı politikası uyguluyor.
Hürmüz Boğazı da müzakerelerin merkezinde
İran'la yaşanan gerilim yalnızca nükleer programla sınırlı değil. Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği de ABD ile Tahran arasındaki çatışmanın önemli başlıklarından biri haline geldi.
Wright, ABD donanmasının bölgedeki varlığının ticari gemilerin güvenli şekilde geçişini sağlamak açısından önem taşıdığını söyledi. Ancak boğazın ABD donanması tarafından eskort sağlanmadan tamamen güvenli olduğunu ilan etmekten kaçındı.
Dünya petrol taşımacılığı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan çatışmalar öncesinde günde yaklaşık 9 milyon varil petrol geçiyordu. Bölgedeki askeri gerilim nedeniyle deniz trafiğinin önemli ölçüde yavaşladığı bildiriliyor.
ABD'nin İran'a ekonomik baskısı sürüyor
Washington aynı zamanda İran'ın petrol gelirlerini azaltmaya yönelik yaptırımlarını ve petrol ihracatını engelleme politikasını sürdürüyor.
Wright, ABD'nin bölgedeki askeri varlığının önemli görevlerinden birinin İran petrolü ve petrol ürünlerinin ihracatını engellemek olduğunu söyledi.
İran ise ABD'nin ekonomik ve askeri baskısına karşılık vermeye devam ediyor. Tahran yönetimi, yeni saldırılar olması halinde vereceği karşılığın “daha hızlı, daha ağır ve daha acı verici” olacağını açıklarken, Hürmüz Boğazı yakınlarında yeni bir kısıtlı bölge oluşturulabileceği mesajını verdi.
“Yeni yönetim” ifadesi dikkat çekti
Wright'ın açıklamalarındaki en dikkat çekici noktalardan biri, olası bir nükleer anlaşmanın “İran'da bir sonraki yönetimi” bekleyebileceğini söylemesi oldu.
Bu ifade, Washington'ın mevcut İran yönetimiyle diplomatik çözüm konusunda beklentilerinin azaldığı şeklinde yorumlanabilir. Ancak Wright, Trump yönetiminin müzakere kanallarını kapatmadığını da açıkça belirtti.
Böylece ABD'nin önündeki tablo iki seçenek etrafında şekilleniyor: İran'la yeni bir nükleer anlaşmaya ulaşmak veya Tahran'ın nükleer kapasitesini askeri ve ekonomik baskıyla daha fazla zayıflatmak.