- Pekin, savaş öncesinde İran’dan günde yaklaşık 1,4 milyon varil petrol ithal ediyordu.
- Trump yönetimi, İran’la ekonomik ilişkilerini sürdüren ülke ve şirketleri de yaptırım tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor.
- ABD, Çin’in büyük devlet bankalarını ve büyük petrol rafinerilerini henüz doğrudan hedef almadı.
- Çin’e yönelik kapsamlı yaptırımların Washington ile Pekin arasındaki ticaret ateşkesini ve Trump-Xi Jinping görüşmelerini tehlikeye atabileceği değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran üzerindeki ekonomik baskıyı şimdiye kadarki en kapsamlı seviyeye çıkarmaya hazırlanıyor.
Hazine Bakanı Scott Bessent’in “Operation Economic Outcast” adı verilen kampanya kapsamında açıkladığı yeni yaptırımların hedefi, İran’ın petrol gelirleri başta olmak üzere ekonomisini ayakta tutan finansal kanalları kesmek.
Washington’ın mesajı açık: İran'la ekonomik ilişkilerini sürdüren ülkeler ve şirketler de ABD yaptırımlarının hedefi olabilir.
Ancak bu stratejinin önünde çok büyük bir sorun bulunuyor: İran petrolünün en büyük müşterisi Çin.
Çin'i İran ekonomisinden koparmadan Tahran'ın ekonomik damarlarını tamamen kesmek son derece zor görünüyor.
Çin, İran petrolünün başlıca müşterisi
Çin, yıllardır İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda.
The Guardian'ın aktardığı verilere göre savaş öncesinde Çin'in İran'dan petrol ithalatı yaklaşık günde 1,4 milyon varil seviyesindeydi.
ABD'nin İran limanlarına yönelik yeniden uygulamaya koyduğu abluka ise bu akışı önemli ölçüde azalttı.
İran'ın Çin'e petrol sevkiyatının günlük yaklaşık 1,57 milyon varilden şubat ayında 534 bin varile kadar gerilediği belirtiliyor. Buna rağmen Çinli bağımsız rafineriler İran petrolünü almaya devam ediyor.
Çinli “teapot” rafinerileri yaptırımları deliyor
İran petrolünün Çin'e ulaşmasında özellikle küçük ve bağımsız rafineriler önemli rol oynuyor.
Çin'de “teapot” olarak adlandırılan bu rafinerilerin, İran petrolünü zaman zaman Malezya veya Endonezya petrolü olarak göstererek satın aldığı ve ödemelerde ABD doları yerine Çin yuanını kullandığı aktarılıyor.
Bu yöntem, ABD'nin küresel finans sistemi üzerindeki yaptırım gücünü aşmayı kolaylaştırıyor.
Büyük ve devlet kontrolündeki Çinli petrol şirketleri ise ABD finans sistemine erişimlerini riske atmamak için İran petrolünden daha fazla uzak duruyor.
Washington Çin’e yaptırım uygulamaktan neden çekiniyor?
Trump yönetimi, İran'ın ekonomik olarak tamamen izole edilmesini istiyorsa Çin'e daha ağır yaptırımlar uygulamak zorunda kalabilir.
Ancak bu adımın ciddi bir bedeli olabilir.
Çin'in büyük bankalarını veya petrol şirketlerini hedef alan yaptırımlar, Pekin'in misilleme yapmasına ve ABD-Çin ticaret ilişkilerinde yeni bir krizin başlamasına yol açabilir.
Üstelik Trump yönetimi, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in eylül ayında Washington'a yapması beklenen ziyaret öncesinde Pekin'le ilişkileri yeniden istikrara kavuşturmaya çalışıyor.
Dolayısıyla Washington bir ikilemle karşı karşıya:
İran'ı ekonomik olarak boğmak için Çin'e baskı yapmak mı, yoksa Çin'le daha büyük bir ekonomik çatışmayı önlemek mi?
“Hiç kimse yaptırımlardan muaf değil”
Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin'in İran'la ticareti konusunda Washington'ın sınırlarını açıkça ortaya koydu.
Bessent, İran petrolünün para haline dönüştürülmesine yardımcı olan ve bu ekonomik ekosistemin parçası olan şirketlerin yaptırımların hedefi olabileceğini söyledi.
Washington'ın yeni kampanyası kapsamında Çin ve Hong Kong merkezli bazı şirketler de yaptırım listesine alındı.
Ancak Çin'in büyük devlet bankaları ve büyük petrol rafinerileri şimdilik doğrudan hedef alınmadı.
Bu durum, Trump yönetiminin Çin konusunda daha temkinli hareket ettiğinin en önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Pekin: “ABD ekonomik savaş yürütüyor”
Çin ise Washington'ın yaklaşımına sert tepki gösteriyor.
Pekin, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını yasa dışı olarak nitelendiriyor ve Çin ile İran arasındaki ticari ilişkilerin uluslararası hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü savunuyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin İran'la ticari ilişkileri nedeniyle Çin'e baskı uygulamasına karşı çıkarken, Pekin'in kendi hak ve çıkarlarını korumak için gerekli adımları atacağını bildirdi.
Bu açıklamalar, Çin'in İran konusunda Washington'ın taleplerine tamamen boyun eğmeyeceğini gösteriyor.
Yaptırımlar İran petrolünü durdurabilir mi?
Washington'ın yaptırım stratejisinin İran'ın petrol gelirlerini önemli ölçüde azaltması mümkün.
Nitekim İran'ın Çin'e yönelik petrol sevkiyatında ciddi düşüş yaşanmış durumda.
Ancak İran petrolünün tamamen piyasadan çıkarılması çok daha zor.
Çinli bağımsız rafinerilerin alternatif ödeme yöntemleri kullanması, tankerlerin izlerini gizlemesi ve petrolün başka ülkelerin menşeiymiş gibi gösterilmesi, yaptırımların etkinliğini sınırlıyor.
Bu nedenle ABD'nin İran'ın petrol gelirlerini tamamen sıfırlaması için Çin'in finansal sisteminin çok daha geniş bir bölümünü hedef alması gerekebilir.
İran için Çin neden hayati önemde?
İran ekonomisinin ABD yaptırımlarına rağmen ayakta kalmasında Çin'in rolü kritik.
Pekin, İran'ın yalnızca en büyük petrol müşterisi değil, aynı zamanda önemli ticaret ortaklarından biri.
Bu nedenle Çin'in İran'la ekonomik ilişkilerini sürdürmesi, Washington'ın Tahran'ı tamamen ekonomik izolasyona alma planının en büyük açığı olarak ortaya çıkıyor.
İran yönetimi de Çin ve Rusya gibi ülkelerin ABD baskısına karşı duracağını savunuyor. Tahran, Washington'ın yaptırımlarını “ekonomik savaş” olarak nitelendiriyor ve karşılık vereceğini belirtiyor.
Washington için asıl risk: İran’dan çok Çin
Trump yönetimi açısından mesele artık yalnızca İran'a yönelik yaptırımlar değil.
Washington, İran'a yönelik ekonomik savaşını genişlettikçe Çin'le doğrudan karşı karşıya gelme riskini artırıyor.
Çin'e yönelik kapsamlı yaptırımlar, Pekin'in ABD'ye karşı kritik mineraller, ticaret ve finans alanlarında misilleme yapmasına neden olabilir.
Bu nedenle Washington'ın önündeki en zor denklem şu:
İran'a maksimum ekonomik baskı uygulamak, Çin'le minimum çatışma yaşamak.
Ancak iki hedefin aynı anda gerçekleştirilmesi giderek zorlaşıyor.
İran yaptırımları ABD-Çin ilişkilerini yeniden şekillendirebilir
Trump yönetimi İran'ı ekonomik olarak çökertmek istiyor. Fakat İran'ın en büyük petrol müşterisi Çin olduğu sürece bu hedefin önünde Pekin bulunuyor.
Washington'ın Çin'e yönelik yaptırımları genişletmesi halinde konu İran'dan çıkıp doğrudan ABD-Çin ekonomik savaşına dönüşebilir.
Öte yandan Çin'in İran petrolü ticaretini sürdürmesi halinde Trump yönetimi, kendi yaptırım politikasının güvenilirliğini korumak için daha sert adımlar atmak zorunda kalabilir.
Bu nedenle İran'a yönelik yeni yaptırım kampanyasının başarısı yalnızca Tahran'ın tepkisine değil, Pekin'in ne kadar ileri gitmeye hazır olduğuna da bağlı.
Şimdilik Washington en ağır seçeneği uygulamaktan kaçınıyor. Ancak Trump yönetimi İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırdıkça, Çin ile karşı karşıya gelme ihtimali de büyüyor.