- ABD, AB'yi Çin'den gelen malların üçüncü ülkeler üzerinden ABD tarifelerinden kaçırılmasına imkan sağlamakla itham etti.
- ABD'nin AB Büyükelçisi Andrew Puzder, Avrupa'nın şirketlerin tedarik zincirlerine ilişkin çevre ve insan hakları kurallarını ABD-AB ticaret anlaşmasıyla uyumlu hale getirmesini istedi.
- Avrupa Komisyonu, ABD ile görüşmelerin sürdüğünü ancak AB'nin "düzenleyici özerkliğinin" müzakereye açık olmadığını bildirdi.
- Washington, AB'nin karbon sınır vergisini de "iklim politikası etiketi altında bir tarife" olarak değerlendirirken, Brüksel ABD'nin suçlamalarını görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.
ABD ile AB arasında geçen yıl varılan ticaret anlaşmasına rağmen iki taraf arasındaki gerilim yeniden yükseldi.
ABD yönetimi bu kez Avrupa Birliği'ni, Çin'in ABD'nin uyguladığı tarifelerden kaçmasına imkan sağlayan bir ticaret ortamı oluşturmakla suçladı.
Washington'ın hedefindeki temel konu, Çin'de üretilen malların doğrudan ABD'ye gönderilmek yerine üçüncü ülkeler üzerinden geçirilerek daha yüksek Amerikan tarifelerinden kaçırılması olarak tanımlanan "yasa dışı aktarma" uygulaması.
ABD yönetimi ayrıca AB'nin şirketlere yönelik çevre ve insan hakları düzenlemelerinin Amerikan şirketleri açısından rekabet dezavantajı yarattığını savunuyor.
"Şimdi sıra AB'de"
ABD'nin AB Büyükelçisi Andrew Puzder, Avrupa Birliği'nin iki önemli sürdürülebilirlik düzenlemesine ilişkin Washington'ın itirazlarını açıkladı.
Puzder, AB'nin büyük şirketlerin tedarik zincirlerinde insan hakları ve çevre standartlarına uymasını öngören düzenlemelerini geçen yılki ABD-AB ticaret anlaşmasıyla "uyumlu hale getirmesi" çağrısında bulundu.
ABD hükümeti tarafından hazırlanan belgede, söz konusu düzenlemelerin Amerikan şirketlerine AB pazarında ek maliyetler yüklediği savunuldu.
Washington, AB'nin taleplerini karşılamaması halinde ABD ticaretine yönelik "makul olmayan yükleri" gidermek için gerekli adımları atacağı uyarısında bulundu.
"Düzenleyici özerkliğimiz müzakereye açık değil"
Avrupa Komisyonu ise ABD'nin baskısına rağmen çevre ve insan hakları mevzuatında geri adım atılmayacağı mesajını verdi.
Avrupa Komisyonu Sözcüsü Arianna Podesta, AB ile ABD arasında hem tarifeler hem de tarife dışı ticaret konularında görüşmelerin sürdüğünü ve sürecin "yapıcı" olduğunu söyledi.
Ancak Podesta, Brüksel'in pozisyonunu da net biçimde ortaya koydu:
"Ne düzenleyici çerçevemizin ne de düzenleyici özerkliğimizin müzakereye açık olmadığı konusunda çok net ve tutarlı olduk."
Bu açıklama, Washington ile ticaret müzakerelerinin sürdüğü ancak AB'nin kendi çevre ve şirket düzenlemelerinin ABD tarafından değiştirilmesine izin vermeyeceği anlamına geliyor.
Hedefte iki önemli AB düzenlemesi var
ABD'nin itiraz ettiği düzenlemelerden ilki Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi (CSDDD).
Bu düzenleme, büyük şirketlerin küresel tedarik zincirlerinde ortaya çıkan insan hakları ihlalleri ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri tespit etmesini ve bunları gidermesini öngörüyor.
İkinci düzenleme ise Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD).
CSRD kapsamında şirketlerden iklim üzerindeki etkileri, emisyonları ve bunları azaltmak için attıkları adımlar hakkında raporlama yapmaları isteniyor.
Washington ise bu düzenlemelerin özellikle sınır ötesi uygulanmasının Amerikan şirketlerine ek maliyet ve bürokratik yük getirdiğini savunuyor.
AB düzenlemeleri zaten gevşetilmişti
Brüksel, yalnızca ABD'nin değil, Avrupa'daki şirketlerin de baskısıyla söz konusu düzenlemelerin kapsamını daha önce daraltmıştı.
AB, uygulamayı erteledi ve daha küçük şirketlerin düzenlemelerin kapsamı dışında kalmasını sağladı.
Ancak Washington, bu değişikliklerin yeterli olmadığını düşünüyor.
Dolayısıyla ABD yönetimi, Avrupa'nın sürdürülebilirlik mevzuatında daha fazla değişiklik yapılmasını talep ediyor.
Karbon vergisi de Washington'ın hedefinde
ABD'nin AB'ye yönelik eleştirileri yalnızca şirketlerin tedarik zincirleriyle sınırlı değil.
ABD'nin AB Büyükelçisi Puzder, bir gün önce Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'na (CBAM) da tepki göstermişti.
Puzder, CBAM'ın "iklim politikası" adı altında uygulanmasına rağmen özünde bir tarife olduğunu savundu.
CBAM, AB'ye ithal edilen ve üretiminde yüksek miktarda karbon salımı bulunan ürünlere karbon maliyeti getiren mekanizma olarak biliniyor.
Washington ise uygulamanın ABD'li üreticiler açısından ek ticaret maliyeti oluşturabileceğini savunuyor.
Washington bu kez Çin'i de dosyaya ekledi
Gerilimin bir diğer boyutu ise Çin. ABD yönetiminin perşembe günü yayımladığı bir raporda AB, Çin'den yapılan "yasa dışı aktarmalar" açısından risk taşıyan ticaret ortakları arasında gösterildi.
Washington'a göre Çin'den gelen ürünler, Trump yönetiminin uyguladığı yüksek tarifelerden kaçınmak amacıyla üçüncü ülkeler üzerinden ABD'ye gönderilebiliyor.
Raporda bu tür uygulamaların tespit edilmesi için gelecekte yapay zekadan yararlanılacağı da belirtildi.
Brüksel suçlamayı tamamen reddetmedi
Avrupa Komisyonu, ABD'nin suçlamalarına doğrudan karşı çıkmak yerine gümrük sahtekarlığıyla mücadele konusunda Washington ile aynı hedefi paylaştığını açıkladı.
Komisyon Sözcüsü Podesta, AB'nin ABD raporunun Avrupa açısından muhtemel sonuçlarını anlamak için Washington ile görüşmeler yürüttüğünü söyledi.
Ancak Brüksel, ABD'nin raporundaki iddiaların geniş kapsamlı ve meşru ticaret akışlarının içine gömülü risklerden söz ettiğine de dikkat çekti.
Ticaret anlaşmasına rağmen gerilim sürüyor
ABD ve AB arasındaki mevcut gerilim, geçen yıl üzerinde anlaşmaya varılan ticaret düzenlemesinin iki taraf arasındaki sorunları tamamen ortadan kaldırmadığını gösteriyor.
Washington, Avrupa pazarındaki düzenlemeleri Amerikan şirketlerinin rekabet gücü açısından değerlendirirken, Brüksel kendi çevre ve insan hakları standartlarının korunmasını AB'nin egemen düzenleme yetkisinin bir parçası olarak görüyor.
Çin faktörü ise anlaşmazlığı daha da karmaşık hale getiriyor.
ABD, Pekin'in tarifelerden kaçınmasını engellemek isterken AB'nin Çin ile ticari ilişkilerinin ABD'nin talep ettiği ölçüde sınırlandırılmasını istemiyor.
Washington-Brüksel hattında yeni ticaret savaşı riski
ABD'nin son suçlamaları, Washington ile Brüksel arasındaki anlaşmazlığın artık yalnızca gümrük tarifeleriyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
ABD bir yandan Çin mallarının üçüncü ülkeler üzerinden Amerikan pazarına ulaşmasını engellemek, diğer yandan AB'nin çevre ve sürdürülebilirlik kurallarının Amerikan şirketleri üzerindeki yükünü azaltmak istiyor.
Brüksel ise Washington ile müzakereleri sürdürürken kendi düzenleyici özerkliğinden taviz vermeyeceğini vurguluyor.
Bu nedenle ABD-AB ticaret ilişkilerinde önümüzdeki dönemde Çin'e yönelik tarifeler, CBAM ve şirketlerin sürdürülebilirlik yükümlülükleri başlıca anlaşmazlık başlıkları olmaya devam edecek.