- Magdeburg’da yaklaşık 120 göçmen ve göçmen kökenli işletmeci, 10.00-15.00 saatleri arasında dükkanlarını kapatarak protesto düzenledi.
- 6 Eylül’deki Saksonya-Anhalt seçimleri öncesinde AfD yaklaşık yüzde 41-43 oyla birinci sırada gösteriliyor; CDU ise yaklaşık yüzde 22-24 seviyesinde.
- Eylemciler, ırkçılık ve faşizme karşı dayanışma çağrısı yaptı.
- Ekonomistler, göçmen iş gücünün özellikle gıda üretimi, inşaat, gastronomi ve lojistikte önemli olduğunu belirterek AfD politikalarının eyalet ekonomisini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde seçim atmosferi sertleşirken, göçmen ve göçmen kökenli esnaf dikkat çekici bir protesto düzenledi.
Eyaletin başkenti Magdeburg’da yaklaşık 120 işletmeci, AfD’nin yükselişine ve ülkede göçmenlere yönelik siyasi söylemlere tepki göstermek amacıyla beş saat boyunca kepenk indirdi. Eylem 10.00-15.00 saatleri arasında gerçekleştirildi.
Protestocuların yayımladığı ilanlarda eylemin “ırkçılık ve faşizme” karşı düzenlendiği belirtildi. Eylem sonrasında ise protesto gösterisi düzenlendi.
“Yarın özgür ve demokratik topluma kapılar kapanmasın”
Göçmen esnaf tarafından yayımlanan çağrıda, dükkanların geçici olarak kapatılmasının siyasi bir mesaj taşıdığı vurgulandı.
Eylemciler, “Bugün dükkanlarımızı, yarın özgür ve demokratik bir topluma kapıların kapanmaması için kapatıyoruz” mesajını verdi.
Göçmen işletmeciler ayrıca yerlerinden edilmelerine izin vermeyeceklerini belirterek toplumdan dayanışma istedi.
Saksonya-Anhalt Mülteci Konseyi de protestoya destek verdi.
Konsey üyesi Saaeid Saaeid, göçmen toplumunda kendilerine yönelik düşmanca tavırlardan duyulan endişenin giderek arttığını söyledi.
AfD yüzde 40’ın üzerinde
Protestonun düzenlendiği Saksonya-Anhalt, Almanya’daki aşırı sağın yükselişinin en yakından takip edildiği eyaletlerden biri.
6 Eylül’de gerçekleştirilecek eyalet seçimleri öncesindeki son anketlerde AfD yüzde 40’ın üzerinde seyrediyor.
Reuters’ın 23 Ağustos tarihli haberine göre Infratest dimap araştırmasında AfD yüzde 41, Başbakan Friedrich Merz’in partisi CDU ise yüzde 24 seviyesinde ölçüldü.
Bu sonuçlar AfD’nin seçimde açık ara birinci parti olabileceğine işaret ediyor.
AfD’nin eş başkanı Alice Weidel de partisinin Saksonya-Anhalt’ta hükümeti kuracağı konusunda iddialı konuşarak tek başına çoğunluk elde edebileceklerini savundu.
Ancak AfD’nin birinci parti olması, tek başına hükümet kurabileceği anlamına gelmiyor.
“Yangın duvarı” tartışması
Almanya’da ana akım partilerin AfD ile koalisyon kurmaması yönündeki siyasi ilke “Brandmauer”, yani “yangın duvarı” olarak adlandırılıyor.
CDU da AfD ile işbirliğini reddediyor.
Bu nedenle AfD’nin seçimde birinci çıkması halinde dahi hükümet kurma süreci oldukça karmaşık olabilir. Özellikle CDU’nun AfD ile işbirliğini dışlaması, seçim sonrasında farklı koalisyon veya azınlık hükümeti seçeneklerini gündeme getirebilir.
Göç politikası neden endişe yaratıyor?
Göçmenlerin protestosunun arkasındaki temel nedenlerden biri AfD’nin göç politikasındaki sert tutumu.
Parti, daha sıkı sınır kontrolleri ve daha sert göç politikası talep ediyor.
Saksonya-Anhalt’taki AfD ise göçmen ve göçmen kökenli kişilerin ülkelerine geri gönderilmesini öngören “remigration/tersine göç” söylemini savunuyor.
Göçmen toplumundan gelen tepkiler, bu politikaların yalnızca yeni göçmenleri değil, Almanya’da uzun yıllardır yaşayan göçmen kökenli insanları da etkileyebileceği endişesine dayanıyor.
Magdeburg’da gerilim hâlâ hissediliyor
Protestocuların endişelerinde Magdeburg’da 2024 yılında Noel pazarında meydana gelen saldırının da etkili olduğu belirtiliyor.
Mülteci Konseyi temsilcisi Saaeid, saldırının ardından kentte “gergin ve zehirli bir iklim” oluştuğunu savundu.
Saaeid’e göre göç geçmişine sahip insanların toplu olarak sınır dışı edilmesi ve dışlanması yönündeki talepler giderek daha normal karşılanıyor.
Göçmen esnafın protestosuyla verilmek istenen mesaj ise göçmenlerin kentin ekonomik ve sosyal hayatının ayrılmaz bir parçası olduğu yönünde.
“Göçmenler olmadan ekonomi zorlanır”
Tartışmanın yalnızca siyasi ve toplumsal boyutu bulunmuyor.
Leibniz Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Reint Gropp, AfD’nin iktidara gelmesinin Saksonya-Anhalt ekonomisi açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Gropp, göç sayesinde büyüyen eyalet ekonomisinin AfD’nin yabancı karşıtı politikalarından zarar görebileceğini belirterek ekonomik büyümenin yıllık yaklaşık 0,5 ila 1 puan azalabileceği tahmininde bulundu.
Özellikle gıda üretimi, inşaat, gastronomi ve lojistik sektörlerinde göçmen çalışanların oranının yüzde 33 ila 40 arasında olduğu aktarıldı.
Doğu Almanya’da demografik kriz
Almanya’nın doğusundaki demografik yapı da göç tartışmasını ekonomik açıdan önemli hale getiriyor.
Alman Ekonomi Enstitüsü'ne göre 1995-2025 arasında doğu Almanya'da çalışma çağındaki yetişkin nüfus 10 milyondan 7,74 milyona geriledi.
Ekonomistler, göçmen iş gücünün olmaması halinde bölgedeki iş gücü açığının daha da büyüyeceği ve özellikle hizmet sektörünün sürdürülebilirliğinin zorlaşacağı uyarısında bulunuyor.
AfD’nin yükselişi Almanya geneline uzanabilir
Saksonya-Anhalt seçimi yalnızca eyalet siyaseti açısından önem taşımıyor.
AfD, bu seçimi Almanya genelinde iktidar hedefinin önemli bir basamağı olarak görüyor.
Partinin eş başkanı Weidel, Saksonya-Anhalt’taki olası bir seçim zaferinin gelecekte federal düzeyde iktidar mücadelesi açısından önemli bir dönüm noktası olacağını açıkça ifade ediyor.
Eylül ayında Saksonya-Anhalt’ın ardından Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’da da eyalet seçimleri yapılacak.
Dolayısıyla önümüzdeki haftalarda Almanya’da AfD’nin yükselişi, göç politikası ve ana akım partilerin “yangın duvarı” stratejisi daha da yoğun biçimde tartışılacak.
Sandık yaklaşırken gerilim yükseliyor
Magdeburg’daki kepenk kapatma eylemi, AfD’nin yükselişine karşı göçmen toplumunun verdiği en görünür tepkilerden biri oldu.
Bir tarafta göç ve güvenlik politikalarında daha sert adımlar isteyen ve anketlerde yüzde 40’ın üzerinde destek gören AfD bulunuyor.
Diğer tarafta ise bu politikaların ırkçılığı ve dışlanmayı normalleştireceğinden endişe eden göçmenler, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler yer alıyor.
6 Eylül’deki seçim, bu siyasi gerilimin sandığa nasıl yansıyacağını gösterecek.