- “Hanover Institute for Public Policy” adlı kuruluş, bağımsız bir Amerikan politika kuruluşu gibi görünmesine rağmen İsrail hükümeti tarafından finanse edildi.
- 9 günde 124 rapor ve 560 binden fazla kelime yayımlanarak içeriklerin yapay zekâ sistemleri tarafından kaynak olarak kullanılmasının sağlanması amaçlandı.
- Finansman, İsrail hükümetinin reklam ajansı üzerinden Havas Media aracılığıyla ABD'li yüklenicilere aktarıldı; bunlar arasında eski Trump kampanya yöneticisi Brad Parscale'in şirketi de bulunuyor.
- İsrailli bir yetkili Ynet'e, operasyon için “çok para ödendiğini” ancak İsrail açısından durumun daha da kötüleştiğini söyledi.
The Guardian’ın araştırmasına göre operasyonun dikkat çekici yönü, geleneksel sosyal medya propagandasından farklı olarak doğrudan üretken yapay zekâ sistemlerinin bilgi kaynaklarını etkilemeye odaklanması.
Hanover Institute adıyla oluşturulan internet sitesi, kendisini ABD merkezli bağımsız bir düşünce kuruluşu gibi konumlandırdı. Ancak kuruluşun İsrail hükümeti tarafından finanse edildiği ve çalışmanın daha geniş bir İsrail propaganda kampanyasının parçası olduğu ortaya çıktı.
Operasyonun temel mantığı, internette çok sayıda içerik üretip bunları arama motorları ve yapay zekâ sistemlerinin karşısına çıkarmaktı.
Böylece bir kullanıcı ChatGPT, Claude veya Perplexity'ye İsrail-Gazze savaşı hakkında soru sorduğunda, Hanover Institute'un içeriklerinin cevapların oluşturulmasında dikkate alınması hedeflendi.
Başlıklar doğrudan yapay zekâ kullanıcılarını hedefledi
Hanover Institute'un yayımladığı içeriklerin başlıkları da operasyonun yöntemine ilişkin önemli ipuçları taşıyor.
Örneğin kuruluş, doğrudan bir kullanıcının yapay zekâ sohbet botuna sorabileceği biçimde başlıklar hazırladı:
“İsrail Gazze'de soykırım mı yapıyor?”
Bu soruya verilen yanıtlar ise İsrail'e yönelik eleştirileri yumuşatacak ve tartışmayı farklı hukuki ve siyasi çerçevelere taşıyacak şekilde kurgulandı.
Dolayısıyla amaç yalnızca internette İsrail lehine propaganda yapmak değildi.
Asıl hedef, yapay zekânın kullanıcıya vereceği cevabın dayandığı bilgi ortamını değiştirmekti.
Dokuz günde 560 bin kelime
Guardian'a göre Hanover Institute, faaliyetlerinin ilk döneminde olağan dışı bir içerik üretim hızına ulaştı.
Kuruluş sadece dokuz gün içinde 124 rapor yayımladı.
Bu raporların toplam uzunluğu ise 560 bin kelimeyi aştı.
Bu ölçekteki içerik üretiminin doğal bir akademik araştırma faaliyetinden ziyade arama motorları ve yapay zekâ sistemlerinin bilgi toplama biçimine göre tasarlanmış bir operasyon olduğu değerlendiriliyor.
Bu yöntem, son dönemde ortaya çıkan “generative engine optimisation” (GEO) yaklaşımının propaganda amacıyla kullanılmasına örnek oluşturuyor.
Site yapay zekâlar için “güvenilir” görünmek üzere tasarlandı
Hanover Institute'un internet sitesinin teknik altyapısı da dikkat çekti.
Site, içeriklerin yapay zekâ sistemleri tarafından daha güvenilir ve ilgili olarak değerlendirilmesini sağlayacağını vadeden bir platform kullanılarak oluşturuldu.
Bu durum, operasyonun yalnızca içerik üretmekle sınırlı olmadığını gösteriyor.
İçerikler aynı zamanda Google ve yapay zekâ sistemlerinin bilgi arama ve sıralama mekanizmalarına uygun biçimde hazırlanıyordu.
Böylece propaganda içeriğinin doğrudan kullanıcıya gösterilmesinden ziyade, yapay zekânın cevabının içine girmesi hedeflendi.
On milyonlarca dolarlık finansman
Guardian'ın haberine göre operasyon İsrail hükümetinin geniş kapsamlı propaganda ve kamu diplomasisi faaliyetlerinin bir parçası olarak finanse edildi.
Para, İsrail hükümetinin reklam ajansı üzerinden Avrupa merkezli reklam grubu Havas Media aracılığıyla ABD'deki çeşitli şirketlere ve yüklenicilere aktarıldı.
Operasyon kapsamında on milyonlarca dolarlık bir bütçenin kullanıldığı bildirildi.
Bu şirketler arasında eski ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim kampanyasının yöneticilerinden Brad Parscale tarafından işletilen bir firma da yer aldı.
Hanover Institute'un İsrail hükümeti adına faaliyet gösterdiği de ABD'deki Foreign Agents Registration Act (FARA) kapsamındaki açıklamalarda belirtildi.
“Çok para ödedik ama durum daha da kötüleşti”
Operasyonun İsrail açısından beklenen sonucu verip vermediği ise ayrı bir tartışma konusu.
İsrailli bir yetkili Ynet'e yaptığı değerlendirmede operasyon için “çok para ödendiğini”, ancak İsrail'in uluslararası kamuoyundaki durumunun daha da kötüleştiğini söyledi.
Bu değerlendirme, İsrail'in özellikle Gazze savaşı konusunda uluslararası kamuoyunda giderek artan eleştirilerle karşı karşıya kaldığı bir dönemde geldi.
Guardian'ın aktardığı araştırmaya göre operasyonun etkisi konusunda da sınırlamalar bulunuyor. Araştırmacıların ve medya kuruluşlarının Hanover Institute'un arkasındaki yapıyı ortaya çıkarmasının ardından bazı yapay zekâ sistemleri kuruluşun içeriklerine karşı daha temkinli davranmaya başladı.
Yapay zekâ çağında yeni propaganda yöntemi
Hanover operasyonunun önemi, yalnızca İsrail-Gazze tartışmasıyla sınırlı değil.
Yapay zekâ sistemleri artık milyonlarca insan tarafından haber, tarih, siyaset ve güncel olaylar hakkında bilgi edinmek için kullanılıyor.
Bu nedenle internette çok sayıda sahte veya yönlendirilmiş “uzman” içerik oluşturulması, gelecekte yapay zekâların bilgi kaynaklarını manipüle etmek için kullanılabilecek yeni bir yöntem olarak görülüyor.
Özellikle birden fazla internet sitesinin aynı anlatıyı tekrar etmesi, bir içeriğin akademik görünümlü bir kurum tarafından yayımlanması ve çok sayıda bağlantıyla desteklenmesi, yapay zekâ sistemleri açısından içeriğin güvenilirliğini değerlendirmeyi zorlaştırabiliyor.
Nitekim akademik araştırmalar da yapay zekâ destekli bilgi erişim sistemlerinin yanlış veya manipüle edilmiş belgelerle karşılaşmasının “knowledge poisoning” olarak adlandırılan bir risk oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Propagandanın hedefi artık insan değil, yapay zekâ
Geleneksel propaganda yöntemlerinde hedef doğrudan insanlardı.
Sosyal medya gönderileri, televizyon yayınları, gazete ilanları ve siyasi reklamlarla kamuoyu şekillendirilmeye çalışılıyordu.
İsrail'in AI propagandası daha geniş bir çerçevenin parçası
Bu gelişme, İsrail'in yapay zekâ teknolojileriyle ilişkisine dair daha geniş tartışmaların ortasında yaşanıyor.
Guardian daha önce İsrail ordusunun Gazze'deki hedef belirleme süreçlerinde “Gospel” ve “Lavender” gibi yapay zekâ destekli sistemlerden yararlandığına ilişkin araştırmalar yayımlamıştı. Bu sistemlerin askeri istihbarat ve hedef belirleme süreçlerinde kullanıldığına dair iddialar uluslararası ölçekte tartışmalara yol açmıştı.
Hanover Institute vakası ise yapay zekânın savaş alanında değil, kamuoyu ve bilgi alanında kullanılmasına ilişkin yeni bir boyut ortaya çıkarıyor.
Asıl mücadele: Yapay zekânın “gerçek” dediği bilgi
Hanover Institute örneği, gelecekte propaganda savaşının önemli bir bölümünün yapay zekâların bilgi kaynaklarını etkileme mücadelesine dönüşebileceğini gösteriyor.
Bir devlet veya siyasi aktör, doğrudan milyonlarca insana ulaşmak yerine yapay zekâların erişebileceği internet ortamını değiştirmeye çalışabilir.