- Mecklenburg-Vorpommern’da AfD oyların yaklaşık yüzde 38’ini alarak ilk sıraya yerleşti; SPD yaklaşık yüzde 35,5 ile ikinci oldu.
- Merz’in CDU’su Mecklenburg-Vorpommern’da yaklaşık yüzde 5 oy aldı. Bu sonuç, partinin 1949’dan bu yana bir eyalet seçimindeki en düşük performansı oldu.
- Başkent Berlin’de Sol Parti yüzde 25,3 ile birinci olurken CDU ikinci sırada kaldı. AfD ise yaklaşık yüzde 16 oyla önemli bir artış kaydetti.
- AfD’nin birinci çıktığı Mecklenburg-Vorpommern’da diğer büyük partiler AfD ile koalisyon kurmayı reddettiği için partinin eyalet hükümetini oluşturması şu aşamada mümkün görünmüyor.
Almanya’da iki eyalette yapılan seçimler, Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki CDU açısından ciddi bir siyasi sınav olurken, AfD’nin doğu Almanya’daki yükselişini sürdürdüğünü ortaya koydu.
20 Eylül’de Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin’de gerçekleştirilen eyalet seçimlerinde AfD, Mecklenburg-Vorpommern’da birinci parti oldu. Berlin’de ise Sol Parti ilk sıraya yerleşirken AfD başkentte de oylarını artırdı.
Seçimlerin sonuçları, Merz’in federal hükümetinin ekonomi, göç ve diğer reform başlıklarında karşılaştığı siyasi baskıyı artırırken, Almanya’nın geleneksel merkez partilerinin özellikle doğu eyaletlerinde oy kaybettiğini gösterdi.
Mecklenburg-Vorpommern’da AfD birinci oldu
Baltık Denizi kıyısındaki Mecklenburg-Vorpommern’da AfD yaklaşık yüzde 38 oyla seçimi ilk sırada tamamladı. Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yaklaşık yüzde 35,5 oy aldı.
Merz’in CDU’su ise yaklaşık yüzde 5 seviyesinde kaldı. Reuters'a göre bu sonuç doğrulandığında CDU’nun 1949’dan bu yana herhangi bir eyalet seçimindeki en kötü sonucu olacak.
AfD’nin yükselişi özellikle eski Doğu Almanya olarak bilinen bölgelerde daha belirgin hale geldi. Mecklenburg-Vorpommern da Almanya’nın doğusundaki eyaletlerden biri ve ekonomik eşitsizlik, göç ve federal hükümetin politikalarına yönelik memnuniyetsizlik seçim kampanyasının temel başlıkları arasında yer aldı.
CDU’da tarihi gerileme
Seçimin en dikkat çekici sonuçlarından biri Merz’in partisi CDU’nun performansı oldu.
CDU, Mecklenburg-Vorpommern’da yüzde 5 civarında oy alarak eyalet parlamentosuna girebilmek için gerekli yüzde 5 barajının hemen üzerinde kaldı. Associated Press, yaklaşık yüzde 4,9’luk sonucu CDU’nun İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en düşük eyalet seçim sonucu olarak nitelendirdi.
Merz, sonuçların ardından CDU açısından durumun bir “felaket” olduğunu kabul etti ancak görevini bırakmayacağını ve hükümetinin ekonomik reform programını sürdüreceğini söyledi.
Merz’in gündeminde vergi, emeklilik ve ekonomik düzenlemelere ilişkin reformlar bulunuyor. Seçim sonuçlarının ardından CDU içinde liderlik tartışmalarının yeniden gündeme gelmesi beklenirken, parti içerisinden bazı isimler Merz’in görevine devam etmesi gerektiğini savundu.
Berlin’de Sol Parti birinci
Başkent Berlin’de ise seçim sonucu Mecklenburg-Vorpommern’dan farklı bir tablo ortaya çıktı.
Sol Parti yüzde 25,3 oyla birinci oldu. CDU ikinci sırada kalırken AfD yaklaşık yüzde 16 oy aldı. Reuters’a göre Sol Parti’nin başarısında özellikle konut fiyatları ve konut politikası önemli rol oynadı. Partinin başbakan adayı Elif Eralp, özel konut şirketlerinin kamulaştırılmasına yönelik daha önceki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Berlin’de AfD’nin oy oranı da dikkat çekti. Geleneksel olarak daha sol eğilimli kabul edilen başkentte partinin yaklaşık yüzde 16 seviyesine ulaşması, AfD’nin yalnızca kırsal veya doğu Almanya’daki seçmenlerle sınırlı olmayan bir taban oluşturmaya çalıştığını gösteren gelişmelerden biri olarak değerlendirildi.
AfD birinci olsa da hükümet kuramıyor
AfD’nin Mecklenburg-Vorpommern’da birinci çıkması, partinin eyalet hükümetini otomatik olarak kurabileceği anlamına gelmiyor.
Almanya’daki koalisyon sistemi nedeniyle bir partinin en fazla oyu alması ile hükümeti oluşturması farklı süreçler. Mecklenburg-Vorpommern’da diğer büyük partiler AfD ile koalisyon yapmayacaklarını açıkladı. Bu nedenle AfD’nin eyalet yönetimine geçebilmesi için mevcut siyasi dengeleri değiştirecek bir koalisyon veya başka bir parlamento desteği bulması gerekiyor.
Bu durum, iki hafta önce Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimlerde de ortaya çıkmıştı. AfD yüzde 43,8 oyla açık ara birinci olmasına rağmen 83 sandalyeli eyalet parlamentosunda 39 sandalye kazanarak tek başına çoğunluğun üç sandalye gerisinde kaldı. Diğer partiler AfD ile koalisyona karşı olduklarını açıkladı.
AfD’nin yükselişi Merz üzerindeki baskıyı artırıyor
Eylül ayındaki eyalet seçimleri, Almanya’daki siyasi dengelerin son dönemde nasıl değiştiğini ortaya koydu.
Saksonya-Anhalt seçimlerinde yüzde 43,8'e ulaşan AfD, Mecklenburg-Vorpommern’da da birinci oldu. Berlin’de de oylarını artıran parti, ulusal siyasette CDU/CSU'nun karşısındaki en önemli rakiplerden biri haline geldi.
AfD’nin yükselişi özellikle göç politikası, ekonomik sorunlar ve doğu-batı arasındaki ekonomik farklılıklar üzerinden şekilleniyor. Parti, düzensiz göçe karşı daha sert politikaları savunurken, ekonomik sorunların çözümünü de kampanyasının merkezine yerleştiriyor.
Merz’in CDU’su ise AfD ile işbirliği yapmama politikasını sürdürüyor. Almanya’daki ana akım partilerin büyük bölümü, AfD ile koalisyon veya hükümet ortaklığını reddeden “Brandmauer” olarak adlandırılan siyasi çizgiyi koruyor.
Seçim sonuçları federal hükümeti de etkileyebilir
Eyalet seçimleri doğrudan federal hükümeti değiştirmiyor ancak Berlin’deki siyasi dengeleri etkileyebiliyor.
Merz hükümeti önümüzdeki dönemde emeklilik, sağlık sistemi, vergi düzenlemeleri ve bütçe gibi başlıklarda reformları ilerletmeye çalışıyor. Eyaletlerde CDU ve SPD'nin aldığı sonuçlar, federal koalisyonun bu politikaları uygulama kapasitesi üzerindeki siyasi baskıyı artırabilir.
Öte yandan dış ve güvenlik politikasında kısa vadede büyük bir değişiklik beklenmediği, asıl etkinin hükümetin iç politika ve ekonomik reform gündeminde görülmesinin daha olası olduğu değerlendiriliyor.
Son seçimler böylece Almanya'da aynı anda iki farklı siyasi eğilimin güç kazandığını gösterdi: Doğu Almanya'da AfD'nin yükselişi ve Berlin'de Sol Parti'nin birinci çıkması. Merz açısından ise özellikle CDU'nun Mecklenburg-Vorpommern'daki tarihi düşük sonucu, federal düzeydeki siyasi tartışmayı daha da yoğunlaştırdı.