Suudi Arabistan merkezli Arab News'de, bir yılı aşkın süredir devam Ukrayna savaşının geleceği ve Türkiye'nin Rusya ile olan olumlu ilişkilerinin savaşa etkisine dair bir analiz yayımlandı.
Başta ABD olmak üzere NATO üyelerinin Rusya'ya karşı baskıyı artırmasının sonucu değiştirmediği tespiti yapılan analizde, Türkiye'nin Rusya ile olan ilişkilerinin NATO'ya bir nefes aldırılabileceği belirtilirken, Türkiye'nin Batı ve Doğu arasındaki güç dengesinde daha da kritik hale geleceği öngörüsünde bulunuldu.
İşte Arab News'de yayımlanan analizin tamamı:
ABD ve Almanya, Rusya üzerindeki baskıyı sürdürmek için ellerinden geleni yapıyor, ancak şu ana kadar sonuca gidecek bir atılım görünmüyor.
Başta ABD olmak üzere NATO üyeleri, Moskova'ya baskıyı artırmaya devam edeceklerine dair güçlü mesajlar gönderiyor. Ancak Rusya'nın sonunda teslim olup olmayacağı henüz belli değil.
NATO kendisini bir savunma ittifakı olarak tanımlasa da, dünyadaki krizlerin sorumluluğunu paylaşmak için ABD'nin bir aracı olduğuna inanan analistler var. Ukrayna krizi tüm hızıyla devam ederken ittifakın dayanışması kesinlikle artacak ve Rusya tehdidi olduğu sürece bu dayanışmanın devam etmesi de muhtemel.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg geçen haftalarda, ittifakın Ukrayna'ya şimdiye kadar dokuz iyi eğitimli zırhlı tugayı donatmaya yetecek kadar silah teslim ettiğini duyurdu. Ukraynalılar ise haklı olarak bunun ihtiyaç duyduklarından daha az olduğuna inanıyor. Nitekim Rus ordusunun büyüklüğü ile karşılaştırıldığında, bu sadece göstermelik bir çaba olabilir.
Geride kalan bir yılı aşkın sürede, Rusya'nın savunma alanında eksiklikleri olduğu gösterildi. Ancak bu onun uzun süreli bir savaşı sürdüremeyeceği anlamına gelmiyor.
Başlangıçta Rusya'nın hedeflerinin ne olduğunu kimse bilmiyordu. Moskova'nın ilk anlatıları, Donetsk ve Luhansk'ı ilhak edip orada duracağı izlenimini veriyordu. Çünkü Rusya, bu iki eyalette Rusça konuşan güçlü bir azınlık olduğunu ve Rusya'ya bağlanmak istediklerini iddia ediyordu. Ancak Ukrayna rakamlarına göre, Luhansk ve Donetsk'te halkın yalnızca yüzde 38'i ana dili olarak Rusça kullanıyor.
24 Şubat 2022'de büyük bir saldırı başlatan Rusya, Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 27'sini işgal etti. Ancak daha sonra birkaç eyaletten çekilmek zorunda kaldı. Rusya işgali altındaki Ukrayna toprakları şimdi Kırım dahil yüzde 17'ye düşürüldü.
Ancak Rusya'yı Donetsk ve Luhansk gibi bazı bölgelerden çıkarmak kolay olmayabilir. Savaş ne kadar sakinleşirse, Rus kuvvetlerini sökmek de o kadar zor olabilir. Bu nedenle Rusya, mevcut durumun devam etmesine izin vermeyi tercih edebilir.
Rusya'nın çöküşün eşiğinde olduğunu varsaymak gerçekçi değil. Rusya, uçsuz bucaksız bir coğrafyayı kapsıyor ve çok büyük miktarda doğal kaynağa sahiptir. Gerekirse insanları zorlayarak veya ikna ederek kemer sıkma politikaları uygulayabilir.
Türk-Rus ilişkileri ise, NATO-Rusya ilişkilerinde bir nefes alma alanı sunabilir ve bu ilişkilerin boğulmasını önleyebilir.
Finlandiya'nın NATO üyeliği zaten tamamlandı. Türkiye'nin İsveç'in NATO üyeliğine itirazı büyük olasılıkla Ankara'nın ABD baskısına boyun eğmesiyle çözülebilir. Güçlü savunma sanayisine sahip İsveç, elbette ittifak için önemli bir varlık olacaktır. Ancak Rusya'nın İsveç'in NATO üyeliği ve Finlandiya'nın Rusya ile olan 1.500 km'lik sınırı nedeniyle yaşadığı tedirginlik, Doğu-Batı ilişkilerinde rahatsız edici bir faktör olabilir. Tüm bu faktörler, yeni Avrupa savunma mimarisinde önem kazanacak.
Bölgedeki mevcut güç dengesi yeniden şekillendiğinde Karadeniz bölgesinde tansiyonun artması muhtemeldir. Doğu ile Batı arasındaki eski rekabet bölgeye geri dönebilir. Romanya ve Bulgaristan'ın 2004'te NATO üyesi olmasının ardından denge Batı'ya kaydı. Gürcistan'ın AB üyelik hedefi yavaş ilerliyor. Tiflis NATO'ya girecek kadar ileri giderse Rusya'nın Karadeniz'deki tedirginliği daha da artacaktır.
Doğu-Batı güç dengesinde Türkiye, Rusya ile farklı bir ilişki tarzına sahip olduğu için daha kritik hale gelecek. NATO üyesi arkadaşlarının Rusya'ya yönelik yaptırımlarında yer almadı. Ukrayna ile savunma sanayii alanındaki işbirliğinden dolayı Moskova ile sorunları var. Rusya ile başka konularda da işbirliği yapıyor ama bu sorun yaratıyor. Bu tuhaf bir durum, ancak Türk-Rus ilişkileri NATO-Rusya ilişkilerinde bir nefes alma alanı sunabilir ve bu ilişkilerin boğulmasını önleyebilir.
1936 Montrö Sözleşmesi ile Karadeniz'de hakim olan güç dengesi, 80 yılı aşkın bir süre büyük ölçüde Türkiye ve Rusya'nın katkılarıyla korunmuştur. Bulgaristan ve Romanya'nın NATO'ya katılmasından bu yana ittifakın Karadeniz'deki üstünlüğü arttı. Bu, Avrupa'daki yeni savunma mimarisinde hesaba katılması gereken bir başka faktördür.
Rusya-Ukrayna savaşı er ya da geç sona erecek, ancak ancak on binlerce genç erkek öldürüldükten, milyonlarca sivil her türlü zorluğa maruz kaldıktan ve Rusya'da büyük hasarlar verildikten sonra sona erecek.