Türkiye’de bakım sorumluluğu, milyonlarca kişinin çalışma hayatını ve aile bütçesini doğrudan etkiliyor. Çocukların, yaşlıların, hastaların ve engellilerin bakımını üstlenen kişiler, iş yaşamını sürdürmekte zorlanırken profesyonel bakım hizmetlerinin yüksek maliyeti de aileler üzerindeki yükü artırıyor.
10 kişiden 4'ü bakım üstleniyor
TÜİK’in 2025 yılı İş ve Aile Yaşamının Uyumu araştırmasına göre, 18-74 yaş grubundaki 59 milyon 127 bin kişinin yüzde 43,1’i düzenli bakım sorumluluğu taşıyor. Bu oran yaklaşık 25 milyon 484 bin kişiye karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle çalışma çağındaki her 10 kişiden 4’ünden fazlası, işinin yanında bir başkasının bakımını da üstleniyor.
Bakım sorumluluğu kadınlarda daha fazla
Araştırma, 15 yaşın altındaki çocuk ve torunların yanı sıra hasta, engelli veya bakıma ihtiyaç duyan yetişkinlere verilen düzenli desteği de kapsıyor. Bakım sorumluluğu taşıyanların oranı kadınlarda yüzde 45,6, erkeklerde ise yüzde 40,6 olarak hesaplandı.
Bakım sorumluluğu çalışma hayatını zorluyor
Bakım yükü, çalışanların iş yaşamını sürdürmesini de güçleştiriyor. İstihdamda olup bakım sorumluluğu taşıyanların yüzde 70,1’i herhangi bir zorluk yaşamadığını belirtirken, 4 milyon 303 bin kişi iş ve bakım sorumluluğunu birlikte yürütmekte zorlandığını bildirdi.
Zorluk yaşayanların yüzde 38,4’ü uzun çalışma saatlerini, yüzde 26,9’u işin yorucu veya zahmetli olmasını, yüzde 8,9’u ise ev ile iş arasındaki ulaşım süresinin uzunluğunu gerekçe gösterdi.
536 bin kadın bakım nedeniyle işinden ayrıldı
Bakım sorumluluğu, özellikle kadınların çalışma hayatına katılımını etkileyen faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
TÜİK’in 2026 yılı ilk çeyrek iş gücü verilerinden yapılan derlemeye göre, iş gücüne dahil olmayan kadınların 536 bini çocuk veya yetişkin bakımı nedeniyle son işinden ayrıldı.
Bu veri, bakım hizmetlerinin yalnızca aile bütçesi üzerinde değil, kadınların istihdamda kalabilmesi üzerinde de etkili olduğunu ortaya koyuyor.
Bakıcı ücretleri 80 bin TL’ye kadar çıkıyor
Profesyonel bakım hizmetlerinin maliyeti, ailelerin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri. İstanbul'da 2026 yılı piyasasında tam zamanlı gündüzlü çocuk bakıcısı ücretleri aylık 35 bin TL ile 50 bin TL arasında değişiyor. Yatılı çocuk bakıcılarında bu tutar 45 bin TL ile 60 bin TL seviyesine çıkıyor.
Yaşlı bakımında ise ücretler daha yüksek. Gündüzlü yaşlı bakım hizmeti 45 bin TL ile 65 bin TL arasında değişirken, yatılı bakım ücretleri 60 bin TL ile 80 bin TL'ye kadar ulaşıyor.
Bu rakamlar, özellikle tek maaşla geçinen aileler için ciddi bir maliyet oluşturuyor. Bakım hizmetinin bedelinin aile bireylerinden birinin aylık gelirini aşması, bazı durumlarda aileden bir kişinin işini bırakıp bakım sorumluluğunu üstlenmesine yol açıyor.
Aile içindeki ücretsiz emek profesyonel bakımın yerini alıyor
TÜİK araştırmasına göre, istihdamda olup çocuk bakım sorumluluğu taşıyanların yüzde 83’ü profesyonel bakım hizmeti kullanmıyor. Bu kişilerin yüzde 17,6’sı hizmet almama gerekçesi olarak yüksek maliyeti gösteriyor.
Yetişkin bakımında da benzer bir tablo bulunuyor. Profesyonel hizmet kullanmayanların oranı yüzde 79,3 seviyesinde. Bu grupta hizmet alınmamasının nedenleri arasında yüzde 17,9 ile yüksek maliyet, yüzde 5,3 ile erişilebilir mesafede hizmet veya boş kontenjan bulunmaması öne çıkıyor.
Çocuk bakımında profesyonel hizmet kullanmayan çalışanların yüzde 50,8’i bakım işini kendisinin veya eşinin yürüttüğünü belirtiyor. Böylece profesyonel bakım hizmetlerinin yerine çoğu zaman aile bireylerinin ücretsiz emeği geçiyor.
Bakım krizi dünya genelinde de büyüyor
Bakım sorunu yalnızca Türkiye'ye özgü değil. Farklı ülkelerde uygulanan sistemler ve bakım maliyetleri, yaşlanan nüfusla birlikte daha fazla gündeme geliyor.
ABD'de Medicare, uzun süreli yaşlı bakımını genel olarak kapsamıyor. Bu nedenle aileler bakım masraflarının önemli bölümünü kendileri karşılıyor. Almanya'da ise 1995 yılından bu yana zorunlu uzun süreli bakım sigortası uygulanıyor.
Japonya'da her yıl yaklaşık 100 bin kişi aile bireylerine bakım verebilmek için işinden ayrılıyor. Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı, bu sorunun 2030 yılına kadar 9,1 trilyon yenlik ekonomik kayba yol açabileceğini hesaplıyor.
İngiltere'de ise 5,8 milyon kişi yakınlarına ücretsiz bakım sağlıyor. Bu emeğin yıllık ekonomik değeri 184 milyar sterlin olarak hesaplanıyor.
Yaşlı nüfus arttıkça bakım ihtiyacı da büyüyor
Bakım ihtiyacının artmasında nüfusun yaşlanması da önemli rol oynuyor. TÜİK verilerine göre 65 yaş ve üzerindeki nüfus, 2025 yılında 9 milyon 583 bin 59 kişiye ulaştı. Son beş yılda yüzde 20,5 artan yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 11,1'e yükseldi.
Bu oranın 2030 yılında yüzde 13,5'e, 2040 yılında ise yüzde 17,9'a çıkması bekleniyor.
Yaşlı nüfusun hane yapısındaki ağırlığı da artıyor. 2025 yılında 7 milyon 46 bin 560 hanede en az bir yaşlı fert bulunuyor. Bu sayı, toplam hanelerin yüzde 26,1'ine karşılık geliyor.
Tek başına yaşayan 65 yaş ve üzerindeki kişi sayısı ise 1 milyon 836 bin 496'ya ulaştı. Bu kişilerin yüzde 73,5'ini kadınlar oluşturuyor.
Ortaya çıkan tablo, bakım ihtiyacının yalnızca aynı evde yaşayan aile bireyleriyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Farklı şehirlerde yaşayan çocuklar da anne ve babalarının bakımını organize etmek zorunda kalırken, yaşlanan nüfusla birlikte bakım hizmetlerine duyulan ihtiyacın önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor.