- Modern tıbbın tanı süreçlerinde hayati rol üstlenen radyoloji; MR, bilgisayarlı tomografi ve mamografi gibi yöntemlerle hastalıkların erken evrede ve doğru tespit edilmesini sağlıyor.
- Tanı koymanın ötesine geçen girişimsel radyoloji sayesinde, açık cerrahiye gerek duyulmadan küçük tümörlerin tedavisi ve hayati iç kanamaların damar yoluyla durdurulması mümkün oluyor.
- Görüntüleme sistemlerine entegre edilen yapay zekânın, binlerce taramayı kısa sürede analiz ederek hekimlerin tanı koyma süresini hızlandıracağı ve doğruluk payını artıracağı belirtildi.
Baş ağrısının altında yatan nedenlerin araştırılması, kalp damarlarının görüntülenmesi ve meme kanserinin erken teşhisi gibi birçok alanda radyolojik yöntemler kullanılıyor. Günümüzde bu teknolojiler yalnızca hastalıkların belirlenmesine değil, uygun hastalarda tümörlere müdahale edilmesine ve bazı iç kanamaların durdurulmasına da olanak sağlıyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Erol, 8 Kasım Dünya Radyoloji Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, görüntüleme teknolojilerinin modern tıptaki önemine dikkat çekerek yapay zekânın tanı süreçlerini hızlandırabileceğini belirtti.
Radyoloji hastalıkların erken teşhisinde önemli rol oynuyor
X-ışınlarının 1895 yılında keşfedilmesiyle başlayan radyoloji alanı, geçen 131 yılda önemli teknolojik gelişmeler kaydetti. Başlangıçta röntgen ve anjiyografi cihazlarıyla yürütülen görüntüleme işlemleri, zaman içerisinde ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) gibi yöntemlerle çeşitlendi. Prof. Dr. Cengiz Erol, bu teknolojilerin hastalıkların belirlenmesinde ve tedavi süreçlerinin değerlendirilmesinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.
Erol, “Röntgen ve anjiyografi cihazlarına zamanla ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme yöntemleri eklendi. Bugün bu teknikler sayesinde modern tıbbın tanı aşamasında hastalarımıza hizmet veriyoruz. Radyoloji, günümüz modern tıbbının gören gözüdür demek yanlış olmaz.” dedi.
Baş ağrısı ve göğüs ağrısında hangi görüntüleme yöntemleri kullanılıyor?
Radyolojik incelemeler, hastanın şikâyetlerine ve klinik değerlendirme sonuçlarına göre farklı yöntemlerle gerçekleştirilebiliyor. Prof. Dr. Erol, gerekli görülen durumlarda baş ağrısının nedenini araştırmak için beyin MR'ından, göğüs ağrısının değerlendirilmesinde koroner BT anjiyografiden yararlanılabildiğini belirtti.
Karın ağrısına yol açabilecek sorunların incelenmesinde ise ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabiliyor. Meme kanserinin erken tespitinde mamografi önemli bir rol üstlenirken, çeşitli görüntüleme teknikleri tümörlerin belirlenmesi ve hastalığın evresinin değerlendirilmesinde de kullanılıyor.
Girişimsel radyolojiyle ameliyatsız müdahale mümkün olabiliyor
Görüntüleme teknolojilerindeki gelişmeler, radyolojinin yalnızca tanı koymaya yönelik bir alan olmanın ötesine geçmesini sağladı. Girişimsel radyoloji adı verilen uygulamalarla, görüntüleme cihazlarının rehberliğinde vücudun belirli bölgelerine küçük giriş noktalarından ulaşılabiliyor.
Prof. Dr. Erol, “Görüntüleme yöntemleriyle artık sadece tanı koymuyoruz. Bu yöntemleri kullanarak hastalarımızın tedavisinde de müdahalelerde bulunuyoruz. Buna girişimsel radyoloji diyoruz. Girişimsel radyoloji, günümüz modern tıbbında bir iğne deliğinden girerek hem tanıda hem de tedavide kullanılabiliyor.” şeklinde konuştu.
İç kanamalar damar yoluyla durdurulabiliyor
Girişimsel radyolojinin kullanım alanları arasında tümörlerden biyopsi alınması, damar tıkanıklıklarına müdahale edilmesi ve bazı kanamaların kontrol altına alınması bulunuyor. Prof. Dr. Erol, uygun hastalarda karaciğer, akciğer ve böbrekte bulunan bazı küçük tümörlere ısı temelli yöntemlerle müdahale edilebildiğini aktardı. Özellikle bazı karaciğer tümörlerinde damar yoluyla hedef bölgeye ulaşılarak tümörün kanla beslenmesinin azaltılabildiğini ve tedavi edici partiküllerin uygulanabildiğini belirtti.
Bunun yanı sıra karın içindeki bazı kanamaların, açık cerrahiye ihtiyaç duyulmadan damar içinden gerçekleştirilen girişimlerle durdurulabildiğini ifade etti. Erol, bu işlemlerin her hasta için uygun olmadığını, tedavi seçiminin hastalığın özelliklerine göre yapıldığını vurguladı.
Yapay zekâ radyolojide tanı süreçlerini hızlandırabilir
Radyoloji alanındaki teknolojik dönüşümün devam ettiğini belirten Prof. Dr. Erol, yapay zekâ destekli sistemlerin görüntüleme sonuçlarının değerlendirilmesinde giderek daha fazla rol üstlenebileceğine dikkat çekti. Yapay zekânın çok sayıda tıbbi görüntüyü kısa sürede analiz ederek radyoloji uzmanlarına yardımcı olabileceğini ifade eden Erol, bu teknolojilerin tanı süreçlerine katkı sunabileceğini söyledi.
Prof. Dr. Erol, “Hayatımıza entegre olmaya başlayan yapay zekânın radyolojide de çok yakın bir gelecekte kullanım alanı olacak. Binlerce görüntüyü çok hızlı bir şekilde değerlendirerek radyoloğun tanısına katkıda bulunacak veriler sunabilecek. Bu da tetkik süreçlerinin hızlanmasına ve daha doğru tanıların konulmasına yardımcı olabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.