- Aşı tereddüdü ve azalan bağışıklık oranları nedeniyle kızamık vakalarında ciddi artış yaşandığı bildirildi.
- Enfeksiyonun zatürre ve körlüğün yanı sıra yıllar sonra gelişen ölümcül nörolojik hastalık SSPE'ye yol açabildiği vurgulandı.
- İki doz KKK aşısının koruyucu olduğu, temas halinde ise ilk 72 saatteki aşı uygulamasının hastalığı önleyebileceği kaydedildi.
Dünya genelinde yeniden gündeme gelen kızamık vakaları, çocukluk çağı aşılarının önemini ve hastalığın oluşturabileceği sağlık risklerini bir kez daha ortaya koydu. Yüksek bulaşıcılığıyla bilinen kızamık, özellikle aşılanmamış bireylerde hızla yayılabilirken zatürre, beyin iltihabı ve kalıcı nörolojik hasar gibi ciddi sonuçlara neden olabiliyor.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu, gdh'a yaptığı özel açıklamalarda kızamığın yeniden yayılma nedenlerini, ilk belirtilerini, çocuklar ve yetişkinler açısından oluşturduğu riskleri ve aşılamanın önemini değerlendirdi.
Kızamık vakaları neden yeniden artıyor?
Kızamığın aşılama programları sayesinde uzun yıllar kontrol altında tutulmasına rağmen yeniden gündeme gelmesini değerlendiren Ramazanoğlu, özellikle toplumdaki bağışıklık boşluklarına dikkat çekti. Hastalığın son derece bulaşıcı olduğunu belirten uzman, aşı tereddüdü, eksik dozlar ve pandemi döneminde yaşanan sağlık hizmeti aksamalarının yayılım riskini artırdığını ifade etti.
Ramazanoğlu, kızamık vakalarındaki artışın nedenlerini şu sözlerle anlattı:
"Kızamık vakalarında hem küresel ölçekte hem de ülkemizde gözlemlenen artış, halk sağlığı açısından oldukça kritik ve yakından takip edilmesi gereken bir tablodur. Kızamık, bulaşıcılığı son derece yüksek bir virüstür; enfekte tek bir birey, bağışıklığı olmayan yaklaşık 12 ila 18 kişiye virüsü bulaştırabilmektedir. Bu yüksek bulaşıcılık nedeniyle, toplumda yayılımı tamamen kesebilmek için toplumsal bağışıklık eşiğinin (aşılanma oranının) en az %95 seviyesinde tutulması şarttır. Aşıyla tam kontrol altına alınmış bir hastalığın yeniden hortlaması, "toplumsal bağışıklık düzeyinde" eksikler oluştuğunu gösterir.
Bu durumun ortaya çıkmasındaki temel dinamikler şunlardır:
- Aşı Tereddüdü ve Aşı Reddedişindeki Artış
Son yıllarda (özellikle pandemi sonrasında) sosyal medyada yayılan bilim dışı iddialar, yanlış bilgilendirmeler ve dezenformasyon, ailelerde aşı tereddüdüne yol açmaktadır. Çocukluk çağı aşılarını reddeden veya erteleyen ebeveyn sayısının artması, virüsün kendine kolayca konak bulabileceği duyarlı bir çocuk nüfusu biriktirmektedir.
- Eksik Doz (Aşı programına tam uyulmaması) Sorunu
Kızamık aşısının (KKK - Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak) tek dozu koruyuculuk sağlasa da, %100 bağışıklık yanıtı elde etmek ve bağışıklık sapmasını engellemek için iki dozun da zamanında yapılması elzemdir. İlk dozu yaptırıp ikinci dozu aksatan çocuklarda zamanla bağışıklık penceresi açılmakta ve salgınlarda bu grup da risk altına girmektedir.
- Pandemi Dönemi Sağlık Hizmeti Aksamaları
COVID-19 pandemisi sürecinde tüm dünyada rutin çocukluk çağı aşılamalarında ve birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimde geçici aksamalar yaşandı. O dönemde aşı takviminde meydana gelen gecikmeler, dünya genelinde milyonlarca çocuğun aşı kapsayıcılığının dışında kalmasına yol açtı.
- Düzensiz Göç Hareketleri ve Seyahatler
Kızamık virüsü sınır tanımaz. Aşı kapsayıcılığının düşük olduğu veya iç savaş/krizler nedeniyle sağlık sistemlerinin çöktüğü bölgelerden yaşanan nüfus hareketleri, bağışıklanmamış bireylerin dolaşımını artırmaktadır. Aşısız popülasyonların yoğunlaştığı alanlarda tek bir ithal vaka bile hızla yerel salgınlara dönüşebilmektedir.
- Yetersiz Rutin Taramalar ve Bağışıklık Boşlukları
Erişkin nüfusta çocuklukta aşılanmamış veya tek doz aşılanmış bireyler ile bebeklik döneminde henüz aşı yaşı gelmemiş (9-12 aydan küçük) bebekler en hassas halkayı oluşturmaktadır. Toplum genelindeki aşı oranı %95'in altına düştüğünde virüs, bu hassas gruplara ulaşarak ağır klinik tablolara ve komplikasyonlara (zatürre, ensefalit vb.) yol açabilmektedir."
Kızamık salgınlarına karşı üç kritik önlem
Kızamığın yeniden yayılmasını önlemek için aşılama çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu, özellikle eksik aşı dozlarının tamamlanması, aşı tereddüdünün giderilmesi ve vaka görülen bölgelerde temaslı takibinin artırılmasının önemine dikkat çekti. Salgın riskini azaltmak için uygulanması gereken üç temel önlemi sıralayan Ramazanoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Kızamık, tıbbi olarak koruyuculuğu ve güvenilirliği kanıtlanmış iki doz KKK aşısı ile tamamen önlenebilir bir hastalıktır. Mevcut salgın riskini bertaraf etmek için:
- Eksik Aşıların Tamamlanması: Aile hekimlikleri ve sağlık kuruluşları vasıtasıyla eksik/kaçırılmış doz tespiti yapılarak hızla tamamlanmalıdır.
- Şeffaf Bilgilendirme: Aşı reddi ve tereddüdü ile mücadelede bilimsel veriler şeffaflıkla toplumla paylaşılmalı, ebeveynlerin kaygıları doğru tıbbi bilgiyle giderilmelidir.
- Sürveyans ve Yoğun Aşılama: Vaka görülen bölgelerde temaslı takibi sıkılaştırılmalı ve riske açık popülasyonlarda ek doz (saha) aşılamaları yürütülmelidir."
Kızamık nasıl bulaşıyor, ilk belirtileri neler?
Kızamık virüsünün bulaşma özelliklerine ve hastalığın erken dönemde nasıl fark edilebileceğine değinen Ramazanoğlu, özellikle yüksek ateş, öksürük, burun akıntısı ve gözlerde kızarıklığın önemine işaret etti. Uzman, döküntülerin ortaya çıkmasından önce de hastalığa özgü belirtilerin görülebileceğini belirterek klinik tabloyu şöyle açıkladı:
"Kızamık (measles), solunum yoluyla bulaşan, kuluçka süresi ortalama 10–14 gün olan ve tipik bir klinik seyir izleyen viral bir enfeksiyondur. Klinik tablo genellikle kataral dönem ile başlar ve ardından karakterize döküntülerin belirmesiyle devam eder.
Hastalığın seyri iki ana evrede incelenir:
- Erken Dönem (Kataral / Prodromal Evre)
Döküntüler ortaya çıkmadan önceki 2–4 günlük süreçtir:
Yüksek Ateş: Aniden yükselen ve 39-40 dereceye varan ateş.
Üç "C" Belirtisi: Cough (Öksürük): Kuru ve inatçı öksürük. Coryza (Nezle/Burun Akıntısı): Yoğun burun akıntısı ve hapşırma. Conjunctivitis (Göz İltihabı): Gözlerde kızarıklık, sulanma ve ışığa karşı hassasiyet (fotofobi).
Koplik Lekeleri (Patognomonik Belirti): Döküntülerden 1–2 gün önce ağız içinde, azı dişlerinin hizasındaki yanak mukozasında beliren, etrafı kırmızı, ortası beyaz-mavi tuz taneciklerini andıran lekelerdir.
- Döküntü Dönemi (Ekzantem Evresi)
Koplik lekelerinden kısa bir süre sonra tipik makülopapüler (hafif kabarık, kırmızı) döküntüler başlar:
Başlangıç ve Yayılım: Döküntü önce kulak arkası, saç çizgisi ve yüzden başlar; ardından boyun, gövde, kollar ve bacaklara doğru aşağı yönlü (sefalokodal) bir seyir izler.
Karakteristik Özellik: Döküntüler birbiriyle birleşme (konflüans) eğilimindedir. Baskı uygulandığında solarlar.
İyileşme: Döküntüler ortaya çıkış sırasına göre soldan sağa, yukarıdan aşağıya doğru hafif kepeklenme ve kahverengimsi lekelenme bırakarak kaybolur."
Kızamık yetişkinlerde daha ağır seyredebilir
Kızamığın yalnızca çocukluk döneminde görülen bir hastalık olmadığına dikkat çeken Ramazanoğlu, özellikle 5 yaş altındaki çocuklar, 20 yaş üzerindeki yetişkinler, gebeler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde komplikasyon riskinin arttığını belirtti. Hastalığın bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini ve oluşturabileceği ciddi sağlık sorunlarını anlatan Ramazanoğlu, şu bilgileri paylaştı:
"Kızamık basit bir döküntülü çocukluk çağı hastalığı olmayıp, bağışıklık sistemini geçici olarak baskılaması (immün amnezi) ve farklı organ sistemlerini tutabilmesi nedeniyle ciddi komplikasyon riskleri taşıyan bir enfeksiyondur.
Komplikasyonlar sıklıkla 5 yaş altı çocuklarda, 20 yaş üstü erişkinlerde, gebelerde ve immün yetmezliği olan bireylerde daha ağır seyreder.
- Sık Görülen (Erken Dönem) Komplikasyonlar:
Kulak ve Solunum Yolu Enfeksiyonları:
Otitis Media (Orta Kulak İltihabı): En sık rastlanan komplikasyonlardan biridir; işitme kayıplarına yol açabilir.
Laringotracheobronşit (Krup) ve Trakeit: Hava yollarının daralmasına ve solunum güçlüğüne neden olur.
Gastrointestinal Sistem: Şiddetli diyare (ishal) ve buna bağlı dehidratasyon (vücudun susuz kalması).
- Ağır ve Ölümcül Komplikasyonlar
Pnömoni (Zatürre): Kızamığa bağlı ölümlerin en yaygın nedenidir. Hem virüsün kendisi doğrudan viral pnömoniye yol açabilir hem de ikincil bakteriyel enfeksiyonlar akciğer tablosunu ağırlaştırabilir.
Akut Post-İnfeksiyöz Ensefalit: Yaklaşık 1.000 vakada 1 görülür. Enfeksiyondan günler veya haftalar sonra gelişen, kalıcı nörolojik hasara veya ölüme yol açabilen akut beyin iltihabıdır.
Göz Komplikasyonları: Kornea ülserasyonu ve A vitamini eksikliği ile birleştiğinde körlüğe (keratomalazi) kadar giden hasarlar.
Gebelikte: Erken doğum, düşük ve düşük doğum ağırlıklı bebek riski."
Kızamıktan yıllar sonra ortaya çıkan SSPE tehlikesi
Kızamığın en ciddi komplikasyonlarından biri olan Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) hakkında da bilgi veren Ramazanoğlu, bu hastalığın kızamık enfeksiyonundan yıllar sonra gelişebildiğine dikkat çekti.
Özellikle erken yaşta kızamık geçiren çocuklarda riskin daha yüksek olduğunu belirten uzman, SSPE'nin gelişim sürecini ve belirtilerini ayrıntılı biçimde anlattı:
"SSPE, kızamık enfeksiyonunun en korkulan, geç ortaya çıkan, yavaş seyirli fakat tamamen ölümcül nörolojik komplikasyonudur.
Virüsün Mutasyonu: Doğal kızamık enfeksiyonu sırasında kızamık virüsü merkezi sinir sistemine yerleşir. Bazı bireylerde virüs, beyin hücreleri içinde hatalı/mutasyona uğramış bir formda (özellikle M proteini eksikliği ile) yıllarca latant (uyur) halde kalır.
Yavaş Yıkım: Enfeksiyondan ortalama 7 ila 10 yıl sonra (2–15 yıl arası değişebilir) virüs yeniden aktive olarak beyin dokusunda (ak ve gri maddede) yavaş ve geri dönüşsüz bir iltihabi yıkıma (panensefalit) yol açar.
Klinik Evreler ve Belirtiler
1. Evre (Kişilik ve Davranış Değişiklikleri): Okul başarısında düşme, unutkanlık, sinirlilik, mizaç değişiklikleri.
2. Evre (Miyoklonik Sıçramalar ve Nöbetler): Vücutta ani, ritmik kasılmalar (miyoklonus), denge kaybı, sık düşmeler.
3. Evre (Nörolojik Gerileme): Demans, konuşma kaybı, görme bozuklukları, spastisite ve yatağa bağımlılık.
4. Evre (Vejetatif Durum): Koma ve otonom sinir sistemi bozuklukları sonucu ölüm.
Risk Faktörleri ve Önleme
Erken Yaşta Geçirilen Kızamık: Kızamık enfeksiyonunu özellikle 2 yaşından önce (özellikle 1 yaş altında) geçiren çocuklarda SSPE gelişme riski belirgin şekilde yüksektir.
Kesin Tedavisinin Olmaması: SSPE'nin bilinen etkili bir tedavisi yoktur; uygulanan destekleyici ve antiviral tedaviler yalnızca süreci yavaşlatmaya yöneliktir.
Tek Korunma Yolu Aşıdır: Aşı virüsü (zayıflatılmış canlı aşı) SSPE'ye yol açmaz. SSPE'yi engellemenin tek yolu, çocukların zamanında aşılanarak doğal kızamık enfeksiyonundan korunmasıdır."

Kızamık aşısı yetişkinlerde gerekli mi?
Çocukluk döneminde yapılan kızamık aşılarının yetişkinlikteki koruyuculuğuna ilişkin soruları yanıtlayan Ramazanoğlu, bağışıklık durumunun kişinin doğum yılına, hastalık geçmişine ve aşı kayıtlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Özellikle sağlık çalışanları, uluslararası seyahat edenler ve toplu yaşam alanlarında bulunan kişilerin aşı durumlarının önem taşıdığını vurgulayan uzman, şu açıklamayı yaptı:
"Erişkinlerde bağışıklık durumu doğum yılı, geçmiş hastalık öyküsü ve aşı kayıtlarına göre değerlendirilir:
- Doğum Yılına Göre Bağışıklık Kabulü
1980 Öncesi Doğanlar: Genellikle çocukluk döneminde doğal kızamık enfeksiyonunu geçirmiş kabul edilirler ve bağışık sayılırlar (Ancak sağlık çalışanları veya yüksek riskli grupta iseler serolojik test önerilir).
1980 ve Sonrası Doğanlar: Türkiye'de kızamık aşısının uygulanma biçimi zaman içinde değiştiği için eksik doz kalmış olma ihtimalleri yüksektir. En az bir doz veya gerekiyorsa iki doz KKK aşısı almış oldukları belgelenmelidir.
- Yüksek Riskli Erişkin Grupları (İki Doz Aşılanması Gerekenler)
Aşağıdaki gruplarda 4 hafta arayla yapılmış toplam 2 doz KKK belgesi aranır; belge yoksa aşı tamamlanır:
Sağlık Çalışanları: Doğum yılına bakılmaksızın tüm sağlık personeli (kanıtlanmış hastalık veya pozitif anti-Measles IgG yoksa 2 doz aşılanmalıdır).
Uluslararası Seyahat Edenler: Bulaş riskinin yüksek olduğu ülkelere seyahat edecekler.
Toplu Yaşam Alanında Bulunanlar: Üniversite öğrencileri, kışlalardaki askerler ve yurtta kalanlar.
Kontrendikasyon Uyarıları: KKK aşısı canlı zayıflatılmış bir aşıdır. Gebelere ve ağır bağışıklık baskılanması (immün yetmezliği) olan bireylere kesinlikle uygulanmaz. Aşı yapılan kadınların en az 1 ay gebe kalmamaları önerilir."
Kızamık hastasıyla temas edenler için kritik süre
Kızamık tanısı alan biriyle temas edilmesi durumunda erken değerlendirmenin önemine değinen Ramazanoğlu, temas sonrası koruma yöntemlerinin geçen süreye ve kişinin bağışıklık durumuna göre değiştiğini söyledi.
Uzman, ilk 72 saat ile sonraki günlerde uygulanan koruyucu yaklaşımları şöyle anlattı:
"Kızamık vakası ile temas etmiş duyarlı (bağışıklığı olmayan veya bilinmeyen) kişilere temasın üzerinden geçen süreye göre iki temel profilaksi seçeneği uygulanır:
Temas Sonrası İlk 72 Saat (3 Gün İçinde): KKK Aşısı
Temastan sonraki ilk 72 saat içinde uygulanan KKK aşısı, enfeksiyonu tamamen engelleyebilir veya klinik seyri belirgin şekilde hafifletir.
- Uygulama: 12 aydan büyük duyarlı çocuklara ve gebe/immünsüpresif olmayan tüm duyarlı erişkinlere 1 doz KKK aşısı hızla yapılır.
- Bebekler (6–11 Ay): Salgın veya temas durumunda 6–11 aylık bebeklere temas sonrası ilk 72 saatte 1 doz KKK uygulanır (Bu doz erken yapıldığı için rutin 12. ay dozunun yerine geçmez).
Temas Sonrası 3. ile 6. Günler (72–144 Saat Arası): İmmünoglobulin (IVIG / SCIG / IMIG)
Canlı aşı uygulanamayan hassas gruplara veya temasın üzerinden 72 saatten fazla geçmiş ancak 6 günü geçmemiş durumlarda pasif bağışıklama sağlamak amacıyla Standart İmmünoglobulin (IG) verilir:
- Gebelere: Geçirilmiş hastalık veya aşı kanıtı yoksa IVIG/IMIG uygulanır.
- Ağır Bağışıklık Yetmezliği Olanlara: Aşı geçmişine bakılmaksızın tüm immünsüprese temaslılara verilir.
- 6 Ayın Altındaki Bebeklere: Anneleri kızamık geçirmemiş veya aşılanmamışsa duyarlı kabul edilir ve IG verilir.
İzolasyon ve Karantina Önlemleri
- İndeks Vaka (Hasta Kişi): Döküntünün başlamasından itibaren 4 gün boyunca izolasyona alınır (Solunum ve temas izolasyonu).
- Temaslı Bireyler: Aşılanmamış duyarlı temaslılar, virüsün kuluçka süresi göz önüne alınarak temastan sonraki 21 gün boyunca duyarlı kişilerle temas etmemeli ve semptom takibi yapılmalıdır."
Türkiye'de kızamık aşısı kaçıncı aylarda yapılıyor?
Kızamığa karşı korunmada çocukluk dönemi aşı takviminin önemini vurgulayan Ramazanoğlu, Türkiye'de uygulanan KKK aşısının zamanlamasına ilişkin de bilgi verdi.
Uzman, rutin takvim ile salgın dönemlerinde gündeme gelebilen ek doz uygulamasını şu sözlerle açıkladı:
"Türkiye'de kızamık aşısı, KKK (Kızamık - Kızamıkçık - Kabakulak) karma aşısı şeklinde Sağlık Bakanlığı'nın Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında ücretsiz olarak uygulanmaktadır.
- Doz 12. Ay (1 Yaş Sonu): Aile Sağlığı Merkezlerinde rutin olarak uygulanır.
- Doz 48. Ay (4 Yaş Sonu): Eski takvimdeki ilkokul 1. sınıf uygulaması yerine, okul öncesi döneme (48. aya) çekilmiştir.
- Salgın veya Risk Dönemleri (Özel Durum): Kızamık vakalarının veya salgın riskinin arttığı dönemlerde Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü kararıyla, henüz rutin aşı yaşı gelmemiş 9–11 aylık bebeklere "ek doz" (0. doz) KKK aşısı uygulanabilmektedir. Bu ek doz, 12. ayda yapılacak rutin 1. dozun yerini tutmaz; rutin şema aynen devam ettirilir."
Kızamık tedavisinde hangi yöntemler uygulanıyor?
Kızamık hastalığının tedavisinde kullanılan yöntemlere de değinen Ramazanoğlu, enfeksiyona yönelik özel bir antiviral tedavinin bulunmadığını, tıbbi yaklaşımın destekleyici bakım ve komplikasyonların yönetimine dayandığını belirtti.
A vitamini uygulaması ve hastane içi izolasyonun önemini anlatan uzman, tedavi sürecine ilişkin şu bilgileri verdi:
"Kızamık enfeksiyonunda spesifik bir antiviral tedavi bulunmamaktadır; bu nedenle tıbbi yaklaşımın temelini destekleyici tedavi, komplikasyonların önlenmesi ve yönetimi, WHO onaylı A vitamini uygulaması ve sıkı hastane içi izolasyon protokolleri oluşturur.
- Tıbbi Yaklaşım ve Destek Tedavisi
Kızamık hastasının takibinde temel amaç, vücudun immün yanıtını desteklemek ve ikincil (sekonder) gelişebilecek komplikasyonları erken fark edip müdahale etmektir:
Sıvı-Elektrolit ve Beslenme Desteği: Yoğun ateş, iştahsızlık, diyare ve ağız içi lezyonlar (stomatit/Koplik) nedeniyle sıvı kaybı yüksektir. Bol sıvı alımı ve yaşa uygun beslenme desteği sağlanmalıdır.
- Ateş ve Ağrı Yönetimi:
Parasetamol veya ibuprofen kullanılır.
Aspirin Kontrendikedir: Kızamık veya suçiçeği gibi viral enfeksiyonlar sırasında çocuklarda aspirin kullanımı Reye Sendromu (ağır karaciğer ve beyin hasarı) riskini tetiklediği için kesinlikle verilmez.
Göz ve Cilt Bakımı: Fotofobi (ışık hassasiyeti) için oda loş tutulmalı; göz içi çapaklanmalar ve konjonktivit için serum fizyolojik ile göz temizliği yapılmalıdır.
Antibiyotik Kullanımı: Kızamık bir viral enfeksiyon olduğu için rutin antibiyotik verilmez. Antibiyotikler yalnızca ikincil bakteriyel enfeksiyon geliştiğinde (örn. otitis media, bakteriyel pnömoni) tedaviye eklenir.
- A Vitamini Desteği (WHO Protokolü)
Kızamık virüsü vücutta A vitamini depolarını hızla tüketerek hücre bütünlüğünün bozulmasına ve geçici immün yetmezliğe yol açar. World Health Organization (WHO) ve T.C. Sağlık Bakanlığı, kızamık tanısı alan tüm çocuklara tanı anında A vitamini desteği verilmesini önermektedir.
A vitamini tedavisi hem epitel dokuların (akciğer ve göz) bütünlüğünü korur hem de kızamığa bağlı körlük (keratomalazi) ve ölüm (pnömoni) riskini belirgin şekilde azaltır.
- Dozlama Protokolü (Ağızdan / Oral)
Tanı konduğu an 1. Doz verilir, ertesi gün 2. Doz tekrarlanır.
Hastada zaten önceden bilinen A vitamini elsikliği varsa 3. doz tekrarı yapılabilir."