- Yargıtay, eşlerden birinin sürekli "Seninle evlendiğime pişmanım" demesini duygusal şiddet ve onur kırıcı davranış sayarak boşanma sebebi olduğuna hükmetti.
- Davacı kadın, eşinden psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğünü, çocuğuyla ilgilenmediğini ve sürekli aşağılandığını öne sürdü.
- Aile Mahkemesi, erkeği ağır kusurlu bularak tarafların boşanmasına karar verdi.
Yargıtay’ın emsal kararlarına bir yenisi daha eklendi. Yargıtay, eşlerden birinin diğerine sürekli, 'seninle evlendiğime pişmanım' demesini duygusal şiddet ve onur kırıcı olarak değerlendirdi ve boşanma sebebi olduğuna hükmetti.
Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan genç çift, Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı.
Davacı-karşı davalı kadın, psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğü için evi terk ettiğini ve ailesiyle birlikte yaşadığını, evliliğin başından beri tartışmalar yaşandığını ve artmaya devam ettiğini, davalının borsa bağımlılığının olduğunu, bu sebeple zamanını telefon başında geçirdiğini ve ailesiyle ilgilenmediğini öne sürdü.
Çocuğunu da darbetmiş
Eşinin sürekli ‘Seninle evlendiğime pişmanım’ dediğini aktaran genç kadın, eşinin ailesine karşıda saygısız tutumunun olduğunu, davalının kendi ailesinin etkisinde kaldığını, bir defasında davalının babasının davacıyı darbettiğini ve ortak çocuğu yere attığını, ortak çocuğun FMF hastası olduğunu, davalının ilgilenmediğini dile getirdi.
Davalının "çocuğa bakmak istemiyorum, bakarsam üzerimde kalır" dediğini, davacı hamile kaldıktan sonraki 1,5 yıl boyunca taraflar arasında cinsel birliktelik yaşanmadığını, ortak çocuğun bütün ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığını söyledi.
Davalı erkek: Eşim öfkeli ve narsist
Davalı- karşı davacı erkek ise davacının öfkeli ve narsist olduğunu, davacının iş arkadaşlarının davacıyı "despot Rus generali" diye nitelendirdiklerini, evliliğin başından beri davacının bencil ve baskıcı olduğunu öne sürdü.
Aile Mahkemesi, davacı kadının erkeğe fiziksel şiddet uyguladığı, davalı erkeğin, kadına ve annesine küfür ve hakaret ettiği, evlendiğine pişman olduğunu söylediği, farklı odada yatmasından dolayı yatağı ayırdığı, kadının az, erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle; asıl davanın ve karşı davanın kabulüne hükmetti.