- İsrail'in altı büyük deniz suyu arıtma tesisinden beşi, Akdeniz'deki yaklaşık 100 kilometre uzunluğundaki mikroalg yoğunluğu nedeniyle günlerce devre dışı kaldı ve tesisler halen düşük kapasiteyle çalışıyor.
- İsrailli çevre kuruluşu Zalul, Gazze'den denize ulaşan arıtılmamış kanalizasyonun nitrojen ve fosfor gibi besin maddeleri taşıyarak alg ve siyanobakteri patlamasını şiddetlendirmiş olabileceğini belirtiyor.
- BM verilerine göre Gazze'deki altı atık su arıtma tesisinin tamamı çalışmıyor ve kanalizasyon pompa istasyonlarının yüzde 70'i devre dışı. Her gün 150 bin metreküpten fazla arıtılmamış atık su çevreye bırakılıyor.
- Gazze'de ağustos başında yapılan değerlendirmede hanelerin yüzde 91'i orta veya yüksek düzeyde su güvensizliği yaşarken, yaklaşan yağış mevsimiyle sel ve hastalık riskinin daha da artmasından endişe ediliyor.
İsrail, Gazze'deki savaşın bölgedeki su ve kanalizasyon altyapısında yarattığı tahribatın etkilerini sınırın diğer tarafında da yaşamaya başladı.
The Guardian'ın haberine göre İsrail'in altı büyük deniz suyu arıtma tesisinden beşi, Akdeniz'de oluşan olağan dışı mikroalg yoğunluğu nedeniyle günlerce kapalı kaldı. Tesislerin yeniden çalışmaya başlamasına rağmen normal kapasiteye henüz dönmediği bildirildi.
Yaklaşık 100 kilometre boyunca uzanan alg yoğunluğunun arıtma tesislerinin filtrelerini tıkadığı belirtiliyor. İsrailli çevre kuruluşu Zalul ise Gazze'den denize akan arıtılmamış kanalizasyonun bu süreci daha da ağırlaştırmış olabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.
“Kirlilik siyasi sınırları tanımıyor”
Zalul Çevre Derneği, Gazze'den denize bırakılan arıtılmamış atık suyun İsrail kıyılarındaki deniz suyu arıtma tesislerini etkileyen krize katkıda bulunduğunu belirtti.
Kuruluşa göre kanalizasyonun içerdiği nitrojen ve fosfor gibi maddeler mikroalgler ve siyanobakteriler için besin kaynağı oluşturuyor. Bu maddelerin denizdeki alg yoğunluğunu artırabileceği ve arıtma tesislerinin su alma sistemlerini olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.
Washington Post'un daha önce aktardığı bilimsel değerlendirmelerde ise alg yoğunluğunun ana kaynağının Nil Deltası olduğu, ancak Gazze'den denize ulaşan kanalizasyonun alglerin büyümesini destekleyen besin maddelerini artırarak krizi ağırlaştırmış olabileceği belirtilmişti.
Gazze'de kanalizasyon sistemi çöktü
Gazze'deki su ve sanitasyon altyapısının durumu ise çok daha ağır.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) eylül başındaki raporuna göre Gazze'deki altı atık su arıtma tesisinin tamamı çalışmıyor. Kanalizasyon pompa istasyonlarının yaklaşık yüzde 70'i de devre dışı durumda.
Bu nedenle Gazze'de her gün 150 bin metreküpten fazla arıtılmamış atık suyun çevreye bırakıldığı tahmin ediliyor. UNICEF ve diğer yardım kuruluşları, hasar gören Şeyh Ajlin atık su arıtma tesisini yeniden çalıştırmaya çalışıyor. Tesis savaş öncesinde yaklaşık 700 bin kişiye hizmet veriyordu.
Arıtma tesisinin çalışmaması nedeniyle kanalizasyonun bir bölümü, yağmur suyunu toplamak için kullanılan Şeyh Rıdvan Lagünü'ne akıyor.
Gazze'de suya erişim de kritik seviyede
Kanalizasyon krizine, içme suyu sıkıntısı da eşlik ediyor.
OCHA'nın aktardığı WASH Cluster verilerine göre ağustos ayının başında Gazze'deki hanelerin yüzde 91'i orta veya yüksek düzeyde su güvensizliği yaşadığını bildirdi. Bu oran temmuzda yüzde 90, haziranda ise yüzde 84'tü.
Su toplama noktalarındaki yoğunluk, temiz içme ve kullanma suyuna erişimde en önemli sorunlardan biri olarak öne çıktı.
Ağustos sonunda İsrail'deki deniz suyu arıtma tesislerinde yaşanan geçici duruşun da İsrail şebekesine bağlı yaklaşık 1 milyon Gazellinin su erişimini azalttığı bildirildi. Yardım kuruluşları alternatif kaynaklarla açığı kısmen kapatmaya çalıştı.
Su arıtma tesisi saldırı sonrası kullanılamaz hale geldi
Gazze'deki su altyapısının karşı karşıya olduğu sorunlardan biri de doğrudan tesislerin hasar görmesi.
OCHA, 24 Ağustos'ta Deyr el-Belah'taki J32 kuyusunda bulunan ters ozmoz ünitesinin bir hava saldırısında hasar gördüğünü bildirdi. Tesisin onarılmasının ardından yeniden çalıştırıldığı ve yaklaşık 100 bin kişinin içme suyu ihtiyacına katkı sağladığı belirtildi.
El Cezire ise 24 Ağustos'ta Gazze'nin Şeyh Rıdvan bölgesindeki yeni bir tuzdan arındırma tesisinin vurulduğunu ve tamamen kullanılamaz hale geldiğini aktardı. Tesisten yaklaşık iki ay boyunca 17 barınma merkezi ve toplu yaşam alanına ücretsiz su sağlandığı belirtildi.
Kanalizasyon taşmaları halk sağlığını tehdit ediyor
Gazze'deki kanalizasyon altyapısının çökmesi, yalnızca su erişimini değil halk sağlığını da tehdit ediyor.
Birleşmiş Milletler, yaklaşan yağış mevsimi öncesinde aşırı kalabalık yerinden edilme alanlarında yaşayan milyonlarca kişinin sel ve hastalık riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Altyapının yetersiz olması nedeniyle yağışların kanalizasyon taşmalarını ve kirli suyla temas riskini artırmasından endişe ediliyor.
Reuters'ın eylül başındaki görüntülerinde de Gazze'de kanalizasyon suyunun yollar ve yerinden edilmiş insanların kaldığı çadırların çevresinde biriktiği görülüyordu.
Kriz İsrail'e de yansıyor
İsrail'deki mevcut su krizinin yalnızca Gazze'den kaynaklandığı söylenmiyor. Bilimsel değerlendirmeler, Nil Deltası kaynaklı alg yoğunluğunun krizin temel nedenlerinden biri olduğunu gösteriyor.
Ancak uzmanlar, Gazze'deki kanalizasyon sisteminin çökmesiyle Akdeniz'e büyük miktarda arıtılmamış atık su ulaşmasının, alg patlamasını besleyen koşulları ağırlaştırmış olabileceğine dikkat çekiyor.
Böylece savaş sırasında Gazze'de başlayan su ve sanitasyon krizinin çevresel etkileri, deniz akıntıları ve ekosistem üzerinden İsrail'in su altyapısını da etkileyen bölgesel bir soruna dönüşmüş durumda.
Gazze'deki altyapının yeniden işler hale getirilmemesi halinde, yaklaşan yağış mevsiminin hem sel hem de kanalizasyon kaynaklı çevre ve halk sağlığı sorunlarını daha da büyütebileceği belirtiliyor.