- GKRY, Türkiye-KKTC doğal gaz boru hattını BM Genel Sekreteri Guterres’e şikayet etti.
- Rum yönetimi projeyi “yasa dışı” ve “geçersiz” olarak nitelendirdi.
- Oruç Reis ve diğer araştırma gemilerinin faaliyetleri de BM’ye taşındı.
- GKRY, Guterres’ten projenin durdurulması için Türkiye’ye müdahale etmesini istedi.
GKRY’nin BM Daimi Temsilcisi Maria Michael, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e gönderdiği mektupta, Türkiye ile KKTC arasında deniz altından kurulması planlanan doğal gaz boru hattına ilişkin 10 Temmuz 2026 tarihli mutabakatı şikayet etti.
Michael, KKTC’yi “tanınmayan ayrılıkçı oluşum” olarak tanımlarken, projenin "Kıbrıs Cumhuriyeti’nin" egemenliğini ihlal ettiğini ileri sürdü.
Rum temsilci ayrıca Türkiye’nin KKTC ile ana kara arasındaki bağlantıyı kalıcı hale getirecek stratejik bir altyapı oluşturmaya çalıştığını savundu.
Oruç Reis de mektupta yer aldı
Rum yönetimi, 21 Temmuz’da yayımlanan NAVTEX kapsamında Oruç Reis ile Denar Explorer, Denar Pathfinder ve Denar Surveyor gemilerinin proje kapsamında ön araştırmalarda görevlendirilmesini de BM’ye taşıdı.
Mektupta, çalışmaların ilk aşamasının Türk karasularında yürütüldüğü belirtilirken, projenin ilerleyen aşamalarında GKRY’nin kendi karasuları, münhasır ekonomik bölgesi ve kıta sahanlığı olarak gördüğü alanların etkilenebileceği iddia edildi.
Guterres’ten müdahale talebi
GKRY, BM Genel Sekreteri Guterres’ten Türkiye’nin projeden vazgeçmesi ve ilgili faaliyetlerin durdurulması için girişimde bulunmasını istedi.
Rum yönetimi ayrıca mektubun BM Genel Kurulu belgesi olarak dağıtılmasını, BM Okyanus İşleri ve Deniz Hukuku Bölümü’nün internet sitesinde yayımlanmasını ve Law of the Sea Bulletin’in bir sonraki sayısında yer almasını talep etti.
Türkiye-KKTC arasında enerji bağlantısı
Planlanan proje, Türkiye ile KKTC arasında deniz altından çift yönlü doğal gaz iletim hattı kurulmasını öngörüyor. Projeyle iki taraf arasındaki enerji altyapısının güçlendirilmesi ve doğal gaz akışında karşılıklı bağlantı kurulması hedefleniyor.
GKRY ise bu hattın Türkiye ile KKTC arasındaki altyapısal bütünleşmeyi kalıcı biçimde artıracağını savunuyor. Rum yönetimi, projeye ilişkin itirazlarını ayrıca Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne dayandırıyor; Türkiye ise söz konusu sözleşmeye taraf değil.