- İngiltere’nin, Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen mallara yaptırım uygulamaya hazırlandığı bildirildi.
- İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, olası yaptırımların İsrail’deki 27 Ekim seçimlerine müdahale anlamına geleceğini savundu.
- Herzog, yaptırım ve boykotların “çıkmaz sokak” olduğunu söyleyerek çözümün diyalog olduğunu ileri sürdü.
- İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise E1 yerleşim projesini uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirerek yaptırım seçeneklerinin değerlendirildiğini açıklamıştı.
Batı Kudüs’teki Cumhurbaşkanlığı Konutu’nda düzenlenen törende konuşan Herzog, İngiltere’nin olası yaptırım kararını eleştirdi. Herzog, yaptırım ve boykotların “çıkmaz sokak” olduğunu savunarak sorunların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.
Herzog’un açıklamaları, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki politikalarına yönelik uluslararası baskının arttığı bir dönemde geldi.
İngiltere’nin, Batı Şeria’daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerinde üretilen malların ticaretini yasaklamasının ve yerleşim faaliyetlerinde rol alan şirketlere yaptırım uygulamasının gündemde olduğu bildirildi.
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband daha önce İsrail’in Doğu Kudüs’ü izole ederek Batı Şeria’nın kuzey ve güneyini birbirinden ayıracağı belirtilen E1 yerleşim projesini “uluslararası hukukun açık ihlali” olarak nitelendirmişti.
Miliband, Filistin topraklarının gasbedilmesine karşı İngiltere hükümeti ve müttefikleriyle birlikte atılabilecek adımları değerlendirdiklerini açıklamış, konuya ilişkin daha fazla bilginin ilerleyen haftalarda paylaşılacağını belirtmişti.
Olası yaptırımın kapsamı
Uluslararası basına yansıyan haberlere göre İngiltere’nin gündemindeki olası tedbirler arasında:
- Yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen malların ticaretinin yasaklanması,
- Yerleşimlerin inşasında faaliyet gösteren şirketlere yaptırım uygulanması,
- Batı Şeria’daki yerleşim politikalarına yönelik ekonomik baskının artırılması bulunuyor.
İngiltere’nin böyle bir karar alması, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim politikalarına karşı Avrupa’dan gelen ekonomik ve diplomatik baskının daha da güçlenmesi anlamına gelecek.