gdh digital

İstanbul'un tarihi yapıları arasında saklı kalan binek taşları

İstanbul'un gündelik hayatından zamanla çekilen küçük mimari unsurlardan "binek taşları", Osmanlı döneminde işlevsel çözümlerden biri olarak kentin ulaşım kültüründe önemli yer tuttu.

Yazan: Mehmet Dilbaz

· Güncellendi: · 4 dk okuma

İstanbul'un tarihi yapıları arasında saklı kalan binek taşları

gdh'i Google'da takip edin

gdh'i Google'da Tercih Edilen Kaynaklar'a ekleyin veya Google Haberler'de takip edin.

Genellikle atların eyerlerindeki üzengilerle aynı yüksekliğe yerleştirilen bu taşlar, padişahlar, hanedan mensupları ve devlet erkanının kullandığı güzergahlardan eşrafa ait konutların önüne kadar farklı noktalarda kent yaşamının parçası haline geldi.

Atın prestijin, gücün ve statünün simgesi olduğu Osmanlı'da yaygınlaşan binek taşlarının İstanbul'daki örnekleri, özellikle devlet erkanı ve hanedan mensuplarının kullandığı güzergahlarda konumlandı.

Aya İrini, Babüsselam, Eyüp Sultan Camisi, Cülus Yolu, Fatih Camisi ile Süleymaniye Camisi Türbeler Kapısı, Pertevniyal Valide Sultan Camisi'nin girişi, Sultan 1. Abdülhamid Türbesi, Şehzade Mehmed Camisi Hünkar Mahfili ve Üsküdar Kara Davud Paşa Camisi'nin önündeki taşlar, kentte günümüze ulaşan başlıca örnekler arasında yer alıyor.

Bazıları basamaklı, bazıları yekpare taş veya sütun parçası biçimindeki küçük mimari unsurlar, tramvay ve tren gibi yeni ulaşım araçlarının yaygınlaşmasıyla işlevini yitirdi.

Çeşitli tahribatların da etkisiyle sayıları giderek azalan binek taşları, bugün İstanbul'un kalabalığı içinde çoğu zaman fark edilmeden Osmanlı'nın kent yaşamının gündelik ihtiyaçlar için ürettiği pratik çözümlerin izlerini taşımayı sürdürüyor.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Arş. Gör. Dr. Kubilay Arpacı, AA muhabirine, bu taşların insanların binek hayvanlarına veya at arabalarına kolayca binebilmesini sağlayan işlevsel bir mimari öge olduğunu söyledi.

Binek taşlarının genellikle atların eyerlerindeki üzengilerle aynı seviyede yapıldığını belirten Arpacı, bu sayede ata binme ve attan inmenin daha pratik hale getirildiğini anlattı.

"Atlar iktidarın, prestijin ve otoritenin simgesi olmuştur"

Arpacı, Osmanlı döneminde binek taşlarının ön plana çıkmasında atlara verilen değer ile kent içi ulaşım ihtiyacının etkili olduğunu kaydederek, "Osmanlı toplumunda atlara verilen değerle birlikte kent içindeki ulaşım ağına fonksiyonel bir çözüm getirilmiştir. Padişahlar, hanedan mensupları ve devlet ricali için atlar önem arz eden hayvanlardır. İktidarın, prestijin ve otoritenin simgesi olmuştur. Öyle ki Sultan 2. Osman ya da bir başka ifadeyle Genç Osman, ölen atı 'Sisli Kır' için Üsküdar'da mezar taşı dahi yaptırmıştır. Payitaht İstanbul'da binek taşları genellikle devlet erkanının geçtiği güzergahlar üzerinde yapılmıştır. Bunun temel nedeni devlet erkanının ulaşımını kolay sağlamasıdır." diye konuştu.

Eyüp Cülus Yolu, Eyüp Sultan Camisi, Babüsselam, Fatih ve Süleymaniye Camisi'ndeki Türbeler Kapısı ile Üsküdar Kara Davud Paşa Camisi önündeki binek taşlarının kentte öne çıkan örnekler olduğunu dile getiren Arpacı, Cülus Yolu'ndaki taş gibi birçok örneğin binmeyi kolaylaştırmak amacıyla basamaklı yapıldığını ifade etti.

Arpacı, binek taşlarının yalnızca basamaklı formda inşa edilmediğine dikkati çekerek, Anadolu'daki örneklerde sütun parçalarının veya yerden yükseltilmiş taşların da aynı amaçla kullanıldığını vurguladı.

Taşların belirgin ve standart bir formunun bulunmadığını, devlet erkanına hizmet eden Cülus Yolu gibi güzergahlardaki örneklerin ise daha sistematik biçimde inşa edildiğini aktaran Arpacı, bunların yalnızca İstanbul'a özgü olmadığını, Eskişehir ve İzmir gibi Anadolu kentlerinde de örneklerine rastlandığını söyledi.

Arpacı, "Bu taşlar çoğunlukla yöre eşrafının evlerinin önündedir. Atların aynı zamanda prestij kaynağı olması nedeniyle bunlar yöre eşrafının zenginlik göstergesidir." dedi.

Binek taşları dekoratif bir mimari unsur olarak nitelendirilse de işlevsel yönünün ön planda olduğunun altını çizen Arpacı, hanım ve valide sultanların yanı sıra paşalar, sadrazamlar ile padişahların bu taşları atlarına veya at arabalarına binmek amacıyla kullandıklarına işaret etti.

Arpacı, bu örneklerin Osmanlı kent mimarisinde gündelik hayatı kolaylaştırmaya yönelik sistematik yaklaşımın bir parçası olduğunu, Cülus Yolu'ndaki binek taşının da padişahların cülus törenlerinde kullanılan güzergah üzerinde yer aldığını anlattı.

Kentin içinde artık fark edilmiyorlar

Modernleşmeyle birlikte binek taşlarının gündelik yaşamdaki işlevini kaybettiğine dikkati çeken Arpacı, günümüze oldukça az sayıda örneğin ulaşabildiğini vurguladı.

Tren ve tramvay gibi ulaşım araçlarının yaygınlaşmasının binek taşlarının kullanım dışı kalmasında etkili olduğundan bahseden Arpacı, "Günümüze oldukça az sayıda binek taşı ulaşmıştır. Bunun nedeni yavaş yavaş modernleşen kent çerçevesinde işlevselliğini kaybetmesi, tahribat ve çeşitli nedenlerle yok olmasıdır. Binek taşları Osmanlı mimarisinin fonksiyonel yapısının ve detay canlılığının bir yansımasıdır. Osmanlı kent dokusunun dekoratif bir mimari unsurudur." diye konuştu.

Arpacı, bazı binek taşlarının bugün kent içinde fark edilmesinin dahi güçleştiğini dile getirdi.

Eyüp Sultan Camisi ile Üsküdar Kara Davud Paşa Camisi önündeki örneklerin belirgin formları nedeniyle daha kolay görülebildiğini kaydeden Arpacı, Babüsselam ve Fatih Camisi Türbeler Kapısı'ndaki taşların ise mimari yapıyla bütünleştiği için gözden kaçabildiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: gdh haber merkezi

Podcast

Yapay Zekâ Özeti

İstanbul'un tarihi yapıları arasında saklı kalan binek taşları

  • Osmanlı döneminde ulaşım kültürünün önemli bir parçası olan binek taşları, at ve at arabalarına binişleri kolaylaştırmak amacıyla kullanılan işlevsel mimari unsurlar olarak öne çıkıyor.
  • Genellikle üzengi seviyesinde inşa edilen bu taşlar, padişahlar ve devlet ricalinin yanı sıra yerel eşrafın konutlarının önünde de statü sembolü olarak yer alıyordu.
  • Günümüzde İstanbul'da Eyüp Sultan Camisi, Cülus Yolu ve Fatih Camisi gibi tarihi güzergahlarda örnekleri bulunan bu yapılar, basamaklı veya yekpare sütun parçası şeklinde farklı formlarda görülebiliyor.
  • Modern ulaşım araçlarının yaygınlaşması ve kent dokusundaki değişimlerle birlikte zamanla işlevini yitiren bu taşların birçoğu çeşitli tahribatlar nedeniyle yok oldu.
  • Uzmanlar, binek taşlarının Osmanlı kent yaşamındaki pratik zekayı ve estetik yaklaşımı yansıtan değerli miraslar olduğunu vurguluyor.

Bu özet yapay zekâ tarafından oluşturulmuştur. Doğruluk için haberin tamamını okuyunuz.

Yazı Boyutu

Haberin görünümü bu boyutta görünücek. Göz yorgunluğu olmadan rahat okuma.

Haberi Paylaş

gdh gündem bülteni

Gündemin nabzını her sabah gelen kutunuzda yakalayın.

Türkiye ve dünyadan öne çıkan haberleri, arka plan analizleriyle birlikte doğrudan e-posta adresinize gönderiyoruz.

Ücretsiz · İstediğiniz an iptal

Gündem bültenine katılın

Kayıt ücretsiz; istediğin an abonelikten çıkabilirsin.

Tüm bültenleri gör

Şehrini seç

Haberi Paylaş

gdh'yi bir arkadaşınıza tavsiye etme ihtimaliniz 0-10 skalasında kaç olur?

Hiç tavsiye etmezdimKesinlikle tavsiye ederim