- İsrail’in yakın müttefiki Aleksandar Vucic’in desteklediği ittifak, 25 Ekim’deki erken genel seçimleri öğrencilerin desteklediği listeye karşı kaybetti. Bu sonuç, iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin geleceğini belirsizleştirdi.
- Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’nın Flavio Bolsonaro karşısında kazanması, İsrail’in Brezilya ile ilişkileri yeniden yakınlaştırma beklentisini boşa çıkardı.
- 27 Ekim’deki parlamento seçimleri hükümet kurmaya yetecek bir çoğunluk ortaya çıkarmadı. Ülkede koalisyon görüşmelerinin aylar sürebileceği değerlendirildi.
- Demokratların Kongre’nin iki kanadında da çoğunluğu kazanması, İsrail’e askeri yardım ve silah satışları konusundaki tartışmaların Washington’da daha fazla gündeme gelmesi ihtimalini artırdı.
İsrail’in diplomatik konumunu etkileyen seçim sürecinin 25 Ekim’de Sırbistan’da başladığı belirtildi. İsrail’in yakın müttefiki Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, cumhurbaşkanlığından ayrılarak başbakanlık için yarışırken desteklediği ittifak, yolsuzluk karşıtı protesto hareketinden doğan ve öğrencilerin desteklediği liste karşısında seçimi kaybetti.
Analizde, Vucic’in İsrail’le yakın ilişkileri nedeniyle değil, ülkedeki iç siyasi sorunlar nedeniyle yenilgiye uğradığına dikkat çekildi. Ancak bu sonucun iki ülke arasındaki ilişkileri etkileyebileceği vurgulandı.
Sırbistan, 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail’in mühimmat taleplerine yanıt veren ülkeler arasında yer aldı. İsrail’in talebi üzerine Sırbistan’dan 155 milimetrelik top mermilerinin İsrail’e gönderildiği aktarıldı.
İki ülke arasındaki askeri iş birliği karşılıklı olarak da gelişti. Sırbistan, Ağustos 2025’te İsrail yapımı insansız hava araçları, uzun menzilli füzeler ve elektronik harp sistemlerini kapsayan 1,6 milyar dolarlık anlaşma imzaladı. Ayrıca Belgrad’da İsrail tasarımı insansız hava araçlarının montajı için fabrika açıldı.
Seçimi kazanan Öğrenci Listesi, çatışma bölgelerine silah ihracatını durdurmayı vadetti. Listenin seçim bildirgesinde İsrail’in Gazze’deki politikalarına ilişkin de sert ifadeler yer aldı. Analizde, bu taahhüdün İsrail’e yönelik silah ticaretini kapsayıp kapsamayacağının ve ortak insansız hava aracı projesinin geleceğinin belirsiz olduğu kaydedildi.
Brezilya’da Lula’nın zaferi İsrail’in beklentilerini boşa çıkardı
İsrail açısından ikinci gelişme Brezilya’da yaşandı. Sol görüşlü Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, İsrail’e yakın politikaları savunan sağcı Flavio Bolsonaro’yu mağlup etti.
İsrail yönetiminin, Bolsonaro’nun kazanması halinde Brezilya ile ilişkilerde yeni bir yakınlaşma yaşanmasını beklediği belirtildi. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, seçimlerin ilk turunda Lula’nın önünde yer alan Bolsonaro’yu tebrik ettiği ve iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin yeniden geliştirilmesinin hedeflendiği açıklanmıştı.
Flavio Bolsonaro’nun zaferinin, babası Jair Bolsonaro’nun İsrail yanlısı politikalarının devamını sağlayabileceği değerlendiriliyordu. Jair Bolsonaro döneminde Brezilya, Kudüs’te ticaret ofisi açmış, İsrail ile savunma ve istihbarat iş birliğini geliştirmişti.
Lula yönetimi ise İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını sert biçimde eleştirmiş, Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açtığı davayı desteklemiş ve Tel Aviv Büyükelçisi’ni geri çağırmıştı. Lula’nın yeniden seçilmesiyle İsrail’in Brezilya ile ilişkileri yakınlaştırma beklentisinin karşılıksız kaldığı ifade edildi.
İsrail seçimleri hükümet çıkmazıyla sonuçlandı
Üçüncü seçim yenilgisinin İsrail’in kendi parlamento seçimlerinde yaşandığı belirtildi. 27 Ekim’de yapılan seçimlerde Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok, parlamentoda hükümet kurmak için gereken çoğunluğa ulaşamadı.
Netanyahu, Likud Partisi’nin en fazla sandalyeyi kazanmasına ve kendi siyasi blokunun muhalefet bloğunun önünde yer almasına dikkat çekebilirken, muhalefet de Arap partileri dahil Netanyahu karşıtı partilerin parlamentoda çoğunluğu elde ettiğini savunuyor.
Ancak iki taraf da tek başına hükümet kurabilecek sandalye sayısına ulaşamadı. Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, hükümeti kurma görevini vereceği ismi belirlemek üzere siyasi parti temsilcileriyle görüşmelere başladı.
Analizde, İsrail’in 7 Ekim saldırılarının ardından karşı karşıya kaldığı güvenlik ve diplomasi sorunları nedeniyle güçlü ve istikrarlı bir hükümete ihtiyaç duyduğu belirtildi. Buna karşın koalisyon görüşmelerinin aylar sürebileceği, kurulacak hükümetin ortakları arasında yapılacak tavizlerin de meşruiyet tartışmalarına yol açabileceği ifade edildi.
ABD’de Demokratların zaferi İsrail politikasını tartışmaya açtı
Son seçim yenilgisinin ABD’deki Kongre ara seçimlerinde yaşandığı kaydedildi. Demokratlar, 3 Kasım’da yapılan seçimlerde hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluğu elde etti.
Yeni Kongre’de Michigan’dan senatör seçilen Abdul El-Sayed’in de bulunacağı hatırlatılan analizde, İsrail’e yönelik eleştirilerin Demokrat Parti içinde daha fazla destek bulabileceği belirtildi. Özellikle ABD’nin İsrail’e askeri yardımları, silah satışları ve Washington yönetiminin Tel Aviv politikası üzerindeki Kongre denetiminin gündeme gelebileceği ifade edildi.
Analizde, İsrail’e yönelik eleştirilerin yalnızca Demokratlarla sınırlı olmadığına da dikkat çekildi. Cumhuriyetçi Parti içinde bazı isimlerin seçim yenilgisinden İran savaşını ve İsrail’le ilişkileri sorumlu tuttuğu aktarıldı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, seçimlerin ardından yaptığı paylaşımda, 2024’te Donald Trump’a oy verip bu seçimlerde Demokratları destekleyen seçmenlerin gerekçeleri arasında İran savaşının sona erdirilmesi, hayat pahalılığına odaklanılması, “Önce Amerika” yaklaşımının benimsenmesi ve ABD’nin İsrail’le ilişkilerinin değiştirilmesinin bulunduğunu belirtmişti.
Analizde, Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinden sorumlu arayışında İsrail’in de hedef gösterilebileceği değerlendirmesi yapıldı.
İsrail, Washington ile ilişkilerde yeni bir dönemle karşı karşıya
Analizin yazarı Herb Keinon, ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’da iki yıl daha görev yapacak olmasına rağmen İsrail’in Demokratların kontrolündeki Kongre karşısında Washington ile ilişkilerini savunmak zorunda kalabileceğini belirtti.
Yeni Kongre’nin 3 Ocak’ta göreve başlayacağı hatırlatılan yazıda, İsrail’de hükümet kurma sürecinin bu tarihe kadar tamamlanamaması halinde Tel Aviv’in siyasi belirsizlik sürerken ABD ile ilişkilerin geleceğine dair tartışmalarla karşı karşıya kalabileceği ifade edildi.
Keinon, İsrail’in yeni hükümetini mümkün olduğunca hızlı kurmasının, Washington’da başlayacak olası tartışmalarda ülkenin yeni yönetiminin söz sahibi olabilmesi açısından önem taşıdığını kaydetti.