- Kabızlık yağ yakımını doğrudan engellemez; aksine yetersiz lif, su ve aşırı kısıtlayıcı diyetlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar.
- Kahvaltıyı atlamak ve sebze-baklagil tüketimini kesmek, bağırsak hareketlerini tetikleyen gastro-kolik refleksi olumsuz etkiler.
- Kilo verme sürecinde sadece tartıya değil, bağırsak sağlığını destekleyen lifli beslenmeye ve düzenli fiziksel aktiviteye odaklanılmalıdır.
Kilo verme sürecinde kabızlık yaşayanların merak ettiği sorulardan biri de bu durumun yağ yakımını etkileyip etkilemediği. Dr. Ayça Kaya, kabızlığın doğrudan yağ yakımını engellediğini söylemenin doğru olmayacağını belirterek asıl dikkat edilmesi gereken noktanın uygulanan diyetin içeriği olduğunu vurguladı.
Kaya, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Kabızlık doğrudan yağ yakımını engellediğini söylemek doğru olmaz. Ancak burada daha önemli bir noktaya dikkat etmek gerekiyor: Kabız olmanızın nedeni aslında kilo vermek için yaptığınız diyetin kendisi de olabilir!”
Yanlış diyet kabızlığa neden olabilir
Kabızlığın çoğu zaman tek başına ortaya çıkmadığını belirten Kaya, özellikle yetersiz lif ve sıvı tüketimi ile hareketsizliğin bağırsak hareketlerini yavaşlatabileceğini söyledi.
Kaya, şu değerlendirmede bulundu:
“Kabızlık çoğu zaman tek başına ortaya çıkan bir problem değil. Yetersiz lif ve sıvı tüketimi, gün içinde uzun süre oturmak, yeterince hareket etmemek, tuvalet ihtiyacını sürekli ertelemek, öğün düzenindeki değişiklikler veya kilo vermek amacıyla beslenmeyi aşırı kısıtlamak bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına neden olabilir.”
Kilo vermek amacıyla uygulanan beslenme düzeninin de kabızlığa yol açabileceğine dikkat çeken Kaya, özellikle düşük kalorili ve lif açısından yetersiz beslenmenin bu sorunu tetikleyebileceğini belirtti.
“Yani kabız olmanızın nedeni aslında kilo vermek için yaptığınız diyetin kendisi olabilir!”
Proteini artırırken sebze ve baklagilleri azaltmayın
Son dönemde “sağlıklı beslenme” amacıyla proteinin artırılıp sebze, meyve, baklagil ve tam tahılların gereğinden fazla azaltılabildiğine dikkat çeken Kaya, kilo vermenin yalnızca kalori azaltmaktan ibaret olmadığını vurguladı.
Kaya, “Kilo vermek yalnızca daha az kalori almak değil; bağırsak sağlığını da destekleyen dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak gerekir.” dedi.
Kabızlığın düzelmesi hızlı kilo verme anlamına gelmiyor
Kabızlığın ortadan kalkmasının doğrudan daha hızlı kilo vermeyi sağlamayacağını belirten Kaya, buna karşın kabızlığa yol açan yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesinin sürdürülebilir kilo kaybı açısından önemli olduğunu ifade etti.
Kaya, bu nedenle kilo verme sürecinde yalnızca tartıdaki rakama değil, bağırsak düzenine de dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Kahvaltıyı atlamak kabızlıkla ilişkili olabilir
Kaya, 2026 yılında Japon yetişkinler üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmada kabızlık ile beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkinin incelendiğini aktardı.
Araştırmada sebze tüketiminin daha sık olmasının daha düşük kabızlık riskiyle ilişkili olduğu, her gün kahvaltıyı atlamanın ise kabızlıkla daha güçlü biçimde ilişkili bulunduğu belirtildi.
Bu sonuçların doğrudan neden-sonuç ilişkisi göstermediğine dikkat çeken Kaya, kabızlık değerlendirilirken beslenme düzeninin bütün olarak ele alınması gerektiğini söyledi.
Kaya, “Bu bulgu bize kabızlığı değerlendirirken yalnızca lif ve sıvı tüketimine değil, öğün düzenine de dikkat etmemiz gerektiğini düşündürüyor.” ifadelerini kullandı.
“Sabah yemek yemek” bağırsak hareketlerini destekleyebilir
Kahvaltının mide-bağırsak sistemindeki doğal hareketliliği destekleyebileceğini belirten Kaya, gastro-kolik refleksin bu süreçte rol oynadığını ifade etti.
Kaya, “Sabah yemek yemek, mide-bağırsak sisteminde doğal bir hareketlenme oluşturan gastro-kolik refleksi tetikler. Bu nedenle düzenli bir kahvaltı, bazı kişilerde bağırsak hareketlerinin başlamasını ve tuvalet ihtiyacının oluşmasını destekleyebilir.” dedi.
Ancak araştırmanın kahvaltıyı atlamak ile kabızlık arasında ilişki ortaya koyduğunu, bunun doğrudan neden-sonuç anlamına gelmediğini de hatırlattı.
“Kilo vermeye çalışıyorsanız sadece tartıya bakmayın”
Kaya, kilo verme sürecinde kişilerin yalnızca tartıdaki değişime odaklanmaması gerektiğini belirterek şu soruların da göz önünde bulundurulmasını önerdi:
“Her gün yeterince sebze ve meyve tüketiyor musunuz? Baklagilleri hayatınızdan çıkardınız mı? Yeterince su içiyor musunuz? Gün içinde hareket ediyor musunuz? Tuvalet ihtiyacınızı erteliyor musunuz? Ve özellikle son dönemde kabızlık başladıysa kullandığınız ilaçları ve beslenme düzeninizi gözden geçiriyor musunuz?”
Kaya, yaşam tarzındaki değişikliklere dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çünkü bazen tartının durduğu yerde aslında metabolizmanız değil, hayat düzeniniz durmuş olabilir.”
“İyi çalışan bir bağırsak, iyi çalışan metabolizmanın garantisi değil”
Bağırsak düzeninin tek başına metabolizmanın durumunu göstermediğini belirten Kaya, buna karşın bağırsak sağlığının beslenme ve yaşam tarzı hakkında önemli ipuçları sağlayabileceğini ifade etti.
Kaya, “Ve unutmayın; iyi çalışan bir bağırsak, tek başına iyi çalışan bir metabolizmanın garantisi değildir. Ancak bağırsak düzeniniz; beslenme alışkanlıklarınız, yeterli lif ve sıvı tüketiminiz, fiziksel aktivite düzeyiniz ve günlük yaşam rutininiz hakkında önemli ipuçları verir.” dedi.
Kaya'ya göre kilo verme sürecinde hedef, yalnızca kilo kaybına odaklanmak yerine yeterli ve dengeli beslenme, düzenli hareket, bağırsak düzeni ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını birlikte oluşturmak olmalı.
Kaya, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Çünkü kalıcı kilo kaybı, vücudunuzla savaşmakla değil; onun ihtiyaçlarını anlayıp ona uygun bir yaşam düzeni oluşturmakla mümkündür. Bağırsak sağlığınız da bu bütünün önemli parçalarından biridir.”