- Şi Cinping ve Donald Trump, ekonomi ve ticaret alanında yeni bir ortak düzenleme konusunda anlaştı.
- İki ülke, 10 Kasım'da sona erecek geçici ticari uzlaşmanın süresini Ocak 2027'ye kadar uzatma konusunda daha önce anlaşmıştı.
- Şi, yapay zeka konusunda Çin ve ABD arasında diyalog ve iş birliği çağrısı yaptı.
- Görüşmede Tayvan, İran, Ukrayna ve Kore Yarımadası'ndaki gelişmeler de ele alındı.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray'da gerçekleştirdiği görüşmede, iki ülkenin ekonomi ve ticaret heyetleri arasındaki istişarelerde yeni bir ortak düzenleme konusunda anlaşmaya vardığını açıkladı.
Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Şi, söz konusu anlaşmanın Çin ve ABD halkları ile sanayileri ve küresel ekonomi açısından olumlu olduğunu belirtti.
Şi, iş birliğinin iki yönlü bir süreç olduğunu vurgulayarak Çin-ABD ekonomik ve ticari ilişkilerinin istikrarının, iş birliği konularının genişletilmesine ve sorun oluşturan başlıkların azaltılmasına bağlı olduğunu ifade etti.
Ticari gerilimlerde geçici uzlaşma
Çin ile ABD arasındaki ilişkiler, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde Washington yönetiminin tarife artışları ve teknoloji kısıtlamaları ile Çin'in nadir toprak elementlerinin kontrolüne yönelik adımları nedeniyle gerilmişti.
Trump ile Şi'nin Ekim 2025'te Güney Kore'nin Busan kentindeki görüşmesinde taraflar, anlaşmazlık başlıklarında geçici uzlaşmaya varmıştı.
İki ülkenin ekonomi heyetleri, 10 Kasım'da sona erecek geçici uzlaşmanın süresinin Ocak 2027'ye kadar uzatılması konusunda da anlaşmaya varmıştı.
Yapay zeka için diyalog mesajı
Görüşmede yapay zeka konusu da öne çıktı.
Şi, Çin ve ABD'nin yapay zeka alanında büyük güçler olduğunu belirterek rekabetin yanı sıra iş birliği yapılabileceğini söyledi. Yapay zeka konusunda diyaloğun sürdürülmesi, riskler ve faydalar konusunda görüş alışverişinde bulunulması ve teknolojinin kötüye kullanımının birlikte önlenmesi gerektiğini ifade etti.
Şi ayrıca yapay zeka teknolojisinde insan kontrolünün korunması, insan merkezli ve iyiliksever bir yaklaşım benimsenmesi ve teknolojinin insanlığın ilerlemesine hizmet etmesi gerektiğini vurguladı.
İki ülkenin yapay zekanın oluşturabileceği risklere karşı bilgi paylaşımı ve olası tehditlere ilişkin erken uyarı mekanizmalarını içeren bir "yapay zeka diyaloğu" başlatması bekleniyor.
ABD ile Çin'in yapay zeka güvenliği konusundaki yaklaşımları ise farklılaşıyor. Washington yönetimi risklerin kontrol altına alınmasına odaklanırken Pekin daha kapsamlı bir küresel yapay zeka yönetimi oluşturulmasını savunuyor.
Öte yandan ABD'li yapay zeka şirketleri, Çinli şirketlerin "damıtma" yöntemiyle kendi modellerinden veri aldığı iddiasıyla Washington'dan bu uygulamayı engelleyecek önlemler alınmasını talep ediyor.
Tayvan konusunda Çin'in tutumu
Şi, Tayvan konusunda Çin'in mevcut tutumunu da yineledi.
Tayvan meselesinin Çin'in ulusal birliği ve toprak bütünlüğüyle ilgili olduğunu belirten Şi, Washington yönetimine "Tayvan'ın bağımsızlığı" konusunda doğru tutuma sahip olması ve Çin-ABD ilişkilerinin temelinin korunması çağrısında bulundu.
Çin, Tayvan'ı kendi topraklarının parçası olarak görüyor. 1949'dan bu yana fiili olarak ayrı yönetilen ada konusunda Pekin yönetimi "tek Çin" ilkesini savunuyor ve Tayvan'ın diplomatik ilişkiler kurmasına karşı çıkıyor.
Pekin ayrıca Tayvan'ın ana karayla yeniden birleşmesi için güç kullanımını dışlamıyor. Tayvan yönetimi ise son yıllarda savunma harcamalarını artırarak ABD'den aldığı silah sistemleriyle savunma kapasitesini güçlendirmeye çalışıyor.
İran ve bölgesel krizler görüşüldü
Şi ve Trump, Orta Doğu, Ukrayna ve Kore Yarımadası'ndaki gelişmelerin yanı sıra diğer uluslararası ve bölgesel krizleri de ele aldı.
Şi, ABD ile İran'ın sorunlarını diyalog ve müzakere yoluyla çözmesi ve nükleer mesele dahil kapsamlı bir anlaşmaya ulaşması temennisini dile getirdi.
Çin'in tüm ülkelerin egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmesini savunduğunu belirten Şi, gerilimin düşürülmesi ve müzakerelerin sürdürülmesi için yapıcı rol oynamaya devam edeceklerini ifade etti.
İran ile yaşanan çatışmaların Hürmüz Boğazı'ndaki enerji taşımacılığına etkileri de küresel ekonomi açısından önemini koruyor. Yemen'deki İran destekli Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki çatışmalarda ilerlemesinin ise enerji taşımacılığında Babülmendep Boğazı'na yönelik yeni riskler oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Washington yönetiminin Rusya ve İran'a yönelik yaptırımları genişletmesi de Çin ile ABD arasındaki görüşmelerin ekonomik boyutunu etkileyebilecek başlıklar arasında bulunuyor.