- Yapay zeka şirketleri, hayatını kaybeden kişilerin dijital izlerinden gerçekçi dijital kopyalar oluşturuyor.
- Gelişmiş modeller, ölen kişinin konuşma tarzını taklit ederek daha önce hiç kurmadığı cümleleri bile onun üslubuyla üretebiliyor.
- Araştırmacılar, bu teknolojinin yas sürecine yardımcı olabileceğini ancak ciddi etik ve psikolojik riskler barındırdığını vurguluyor.
- Uzmanlar, dijital kopyaların "deepfake" teknolojilerinden farklı olarak aldatma değil, kayıp yaşayan kişilere destek amacıyla geliştirildiğini belirtiyor.
ABD'deki Colorado Boulder Üniversitesinde yürütülen araştırmalara göre, büyük dil modellerindeki gelişmeler sayesinde hayatını kaybeden kişilerin sosyal medya paylaşımları, e-postaları, ses kayıtları ve fotoğrafları kullanılarak onların konuşma biçimini taklit eden yapay zeka destekli dijital kopyalar oluşturulabiliyor.
Bu sistemler sayesinde yakınlarını kaybeden kişiler, yapay zeka tarafından oluşturulan avatarlarla yazılı veya sesli iletişim kurabiliyor.
İki farklı yapay zeka modeli
Araştırmacılar, bu alanda kullanılan sistemleri iki gruba ayırıyor.
İlk grup, kişinin hayattayken kaydettiği ses veya görüntüleri yeniden oynatan daha basit uygulamalardan oluşuyor.
İkinci grupta ise kişinin kelime seçimlerini, ses tonunu ve konuşma tarzını öğrenerek daha önce hiç söylemediği cümleleri bile onun üslubuyla oluşturabilen gelişmiş yapay zeka modelleri yer alıyor.
Yas sürecinde yeni tartışma
Uzmanlar, birçok kişinin bu sistemlerle konuşurken yapay zekayı bir aracı olarak değil, doğrudan hayatını kaybetmiş yakınıyla konuşuyormuş gibi algıladığını belirtiyor.
Ancak yapay zekanın kişinin karakterine uymayan bir ifade kullanması veya hiç kullanmadığı bir hitap biçimini tercih etmesi, kullanıcıların deneyimi sonlandırmasına neden olabiliyor.
Etik kaygılar gündemde
Araştırmacılar, bu teknolojilerin amacı ile "deepfake" uygulamalarının birbirinden farklı olduğuna dikkat çekiyor.
Dijital kopyaların temel hedefinin insanları aldatmak değil, yas sürecindeki kişilere psikolojik destek sunmak olduğu belirtilirken, uzmanlar yine de mahremiyet, dijital miras ve ölen kişilerin verilerinin kullanımına ilişkin etik kuralların netleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.