- Uzmanlar, YKS tercihinde yalnızca taban puanı ve başarı sırasına odaklanmanın yanlış tercihlere yol açabileceği uyarısında bulundu.
- Tercih yaparken akreditasyon, eğitim kalitesi, akademik kadro ve mezuniyet sonrası fırsatların da mutlaka araştırılması gerektiği belirtildi.
- Adaylara, üniversiteyi sadece yerleşme ihtimaline göre değil, kendi hedefleri ve ilgi alanları doğrultusunda seçmeleri tavsiye edildi.
YKS tercih maratonu başladı. Milyonlarca aday geleceğini şekillendirecek listeyi hazırlarken, uzmanlar ise en büyük hatanın yalnızca taban puan ve başarı sırasına odaklanmak olduğu uyarısında bulunuyor. Uluslararası Yükseköğretim Kalite ve Akreditasyon Değerlendiricisi ve Danışmanı Saygı Ünlü, gdh’a yaptığı değerlendirmede tercih döneminde adayların sık yaptığı hataları, kaliteli üniversiteyi belirleyen kriterleri ve akreditasyonun neden göz ardı edilmemesi gerektiğini anlattı.
"Başarı sırası kalite göstergesi değildir"
Ünlü'ye göre tercih dönemindeki en büyük yanılgı, başarı sırasını doğrudan eğitim kalitesinin göstergesi olarak görmekten kaynaklanıyor. Yüksek puanla öğrenci alan her bölüm ise her aday için doğru tercih anlamına gelmiyor.
Ünlü, öğrencilerin tercih listelerini oluştururken yalnızca puanlarının yettiği bölümlere yönelmek yerine alacakları eğitimin niteliğini de sorgulamaları gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Adayların bence en sık düştüğü tuzak, başarı sırasını bir “kalite sıralaması” sanmak ve maalesef sadece “puanımın yettiği en yüksek yer neresi?” diyerek tercih yapmak. Oysa yüksek puanla öğrenci alan her program, her öğrenci için doğru adres olmayabilir. Bir üniversitenin adı, kampüsü ya da geçen yılki taban puanı, bize tek başına o eğitimin niteliğini göstermez.
Türkiye’deki sistemde üniversiteler öğrenci seçmiyor, öğrenciler üniversiteyi seçiyor. Bir bölümün taban puanı yüksekse, bu oranın çok talep gördüğünü ve oraya en başarılı öğrencilerin gittiğini gösteriyor. Hatta köklü üniversitelerimizi “iyi” yapan en büyük güç, hocalarından bile önce o derece yapmış başarılı öğrencilerin bir araya gelerek yarattığı akran ağının ta kendisi."
"Puanım boşa gitmesin" düşüncesi yanlış tercihlere yol açabiliyor
Tercih döneminde adayların sıkça düştüğü bir diğer hata ise yalnızca elde edilen puanı değerlendirme kaygısıyla hareket etmek. Ünlü'ye göre bu yaklaşım, öğrencilerin ilgi alanlarına ve yeteneklerine uygun olmayan bölümlere yönelmesine neden olabiliyor.
Ünlü, yüksek puanın doğru bölümle buluşmadığında gerçek değerini kaybettiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Ancak en büyük hata tam burada, “aman puanım ziyan olmasın” psikolojisiyle başlıyor. Sırf sıralamanız yetiyor diye mühendislik kafasına sahipken tıpa gitmek ya da sırf adı duyulmuş bir okul diye hiç ilginiz olmayan bir bölüme girmek o yüksek puanı asıl ziyan eden şey."
Tercih listesi hazırlanırken önce bu sorular sorulmalı
Değerlendirmeye göre üniversite tercihi yalnızca yerleşme hedefiyle yapılmamalı. Öğrencilerin tercih edecekleri programın kendilerine hangi bilgi ve becerileri kazandıracağını, mezuniyet sonrasında nasıl bir kariyer yolu sunacağını da araştırması gerekiyor.
Ünlü, adayların tercih yapmadan önce şu sorulara yanıt araması gerektiğini söyledi:
"İşte bu yüzden adaylara hep şunu söylüyorum:
Dört yıl boyunca nasıl bir eğitim alacaksınız? Kimlerden ders göreceksiniz? Hangi uygulama olanaklarına sahipsiniz ve mezun olduğunuzda cebinizde hangi yetkinlikler olacak? Bunları mutlaka araştırmanız lazım."
Tercih listesi yalnızca 'tutar mı?' hesabıyla hazırlanmasın
Uzmanlara göre tercih listesinin amacı sadece bir programa yerleşmek değil, öğrencinin uzun yıllar eğitim alacağı üniversiteyi bilinçli şekilde seçebilmesi olmalı. Bu nedenle listenin yalnızca yerleşme ihtimali üzerinden oluşturulması yerine öğrencinin beklentileri ve hedefleri doğrultusunda hazırlanması öneriliyor.
Bu noktada Ünlü şu uyarıda bulundu:
"Bir başka büyük hata da tercih listesini “tutar mı, tutmaz mı?” loto tahmini gibi hazırlamak. Tercih listesi, yerleşme ihtimalinize göre değil, “Ben buraya yerleşirsem gerçekten mutlu okur muyum?” sorusuna göre sıralanmalıdır. Kısacası puan ve başarı sırası size hangi üniversite kapılarının açık olduğunu gösterir ama hangi üniversite kapısından girerseniz başarılı olacağınızı göstermez."
Doğru üniversite seçimi için bu kriterleri inceleyin
Üniversite tercihi yapılırken çoğu aday taban puanlara odaklanıyor. Oysa eğitim kalitesini gösteren birçok kriter karar sürecinde belirleyici oluyor.
Ünlü, tercih sürecinde özellikle şu kriterlerin araştırılmasını önerdi:
"Taban puan bize oraya kimlerin girdiğini söyler ancak o öğrencilere içeride “ne verileceğini” anlamak için adayların şu 10 altın kritere mutlaka bakmasını tavsiye ediyorum:
- Programın ders planı ve müfredatı: Lütfen sadece bölümün adına aldanmayın. Aynı adı taşıyan programların ders içerikleri üniversiteden üniversiteye çok ciddi değişebilir.
- Bölüm ve üniversitenin akreditasyon durumu: Taban puan programın popülerliğini, akreditasyon ise eğitimin bağımsız kalite standartlarını karşıladığını gösterir.
- Akademik kadronun uzmanlık alanları: Web sitesindeki isim listesine bakıp geçmeyin. O hocaların uzmanlık alanları neler? Hangi akademik çalışmaları yapmışlar ve hangi derslere giriyorlar? Kadronun sayısı kadar, verilen dersle hocanın uzmanlığının örtüşüp örtüşmediğine dikkat edin.
- Laboratuvar ve uygulamalı eğitim olanakları: Fiziki imkânların bulunması tek başına yeterli değil. Öğrencilerin bu olanaklardan gerçekten ne ölçüde yararlanabildiği de önemli.
- Mezunların iş bulma başarısı: Üniversite bu verileri şeffafça paylaşamıyorsa orada durup biraz daha fazla soru sormanız gerekir.
- Mezuniyet ve programı tamamlama oranları: Okula kaç kişinin girdiğinden ziyade kaç kişinin nitelikli bir şekilde ve zamanında mezun olabildiğine bakın.
- Erasmus ve uluslararası eğitim fırsatları: Kâğıt üzerinde kaç tane Erasmus anlaşması olduğundan çok, “kaç öğrenci bu anlaşmalardan gerçekten yararlanabildi?” sorusu önemlidir.
- Kariyer merkezi ile öğrenci destek hizmetleri: Üniversite hayatı sadece dersten ibaret değil. İhtiyaç duyduğunuzda kapısını çalabileceğiniz destek sistemleri var mı, kontrol edin.
- Burs koşulları ve toplam eğitim maliyeti: Özellikle vakıf üniversitelerinde sadece ilk yılın ilan edilen ücretine bakmak büyük bir yanılgı olabilir. Bursunuz hangi şartlarda kesiliyor? Hazırlık sınıfı, yurt, yemek ve olası ücret artışları nasıl planlanmış? Bunları en baştan açıkça konuşun.
- Bölümün kişisel hedeflerle uyumu: Başkalarının sizden beklediklerine veya o bölümün ne kadar “havalı” olduğuna göre değil, kendi yeteneklerinize, ilgi alanlarınıza ve uzun vadeli hayallerinize göre tercih yapın.
Önce kendinize uygun programı bulun, sonra üniversiteleri bu programı nasıl öğrettikleri üzerinden birbiriyle kıyaslayın.”
Akreditasyon neden tercih sürecinde kritik öneme sahip?
Üniversite tercihi yaparken adayların en çok dikkat ettiği başlıklar arasında başarı sırası ve taban puan yer alıyor. Ancak Saygı Ünlü'ye göre eğitimin gerçek niteliğini ortaya koyan en önemli göstergelerden biri akreditasyon. Bu nedenle öğrencilerin hem üniversitenin hem de tercih edecekleri bölümün akreditasyon durumunu mutlaka kontrol etmesi gerekiyor.
Ünlü, akreditasyonun neden önemli olduğunu şu sözlerle anlattı:
"Burası çok önemli çünkü taban puanlar öğrenci talebini ve popülerliği gösterirken, akreditasyon eğitimin evrensel standartlardaki gerçek kalitesini kanıtlar. Burada iki kavramı birbirinden ayırmak lazım.
YÖKAK kurumsal akreditasyonu, üniversitenin genel kalite güvence sisteminin, yönetim ve araştırma süreçlerinin dışarıdan değerlendirilmesi demek. Yani süreçler sadece kâğıt üzerinde mi kalıyor, yoksa gerçekten uygulanıp izleniyor mu, buna bakılır."
Her akredite üniversitedeki tüm bölümler akredite olmayabilir
Kurumsal akreditasyonun tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Ünlü, adayların tercih edecekleri bölümün de bağımsız değerlendirmeden geçmiş olup olmadığını sorgulaması gerektiğini söyledi.
Bu ayrımın çoğu zaman gözden kaçtığını belirten Ünlü, şöyle konuştu:
"Program (veya bölüm) akreditasyonu ise doğrudan sizin okuyacağınız, dirsek çürüteceğiniz bölümü mercek altına alır. Müfredat, hocalar, sınav sistemleri, uygulama olanakları ve mezun yeterlilikleri detaylıca incelenir. İşte tam da bu yüzden adaylara, “üniversite akredite mi?” sorusunun yanına mutlaka “benim seçeceğim bölüm akredite mi?” sorusunu da eklemelerini söylüyorum. Kurum akredite diye, o üniversitedeki her bölüm otomatik olarak akreditedir diyemeyiz."
Akreditasyon bilgisi resmi kaynaklardan doğrulanmalı
Üniversitelerin tanıtım sayfalarındaki ifadelerle yetinilmemesi gerektiğini söyleyen Ünlü, adayların resmi platformlar üzerinden doğrulama yapmasının önemine dikkat çekti.
Bu konuda şu bilgileri paylaştı:
"Adaylar üniversitelerin kurumsal akreditasyon durumunu YÖKAK’ın Bilgi Yönetim Sistemi üzerinden kolayca kontrol edebilirler. Bölüm bazlı akreditasyonlar için de adresimiz YÖK Atlas! YÖK Atlas’ta ilgili programın sayfasında akreditasyon bilgisi ve değerlendirmeyi yapan kuruluşun adı açıkça yer alıyor.
Yalnız bu noktada bir uyarım var. Sadece üniversitenin kendi web sitesine yazdığı süslü “uluslararası geçerlilik” laflarıyla yetinmeyin ve mutlaka resmi kaynaklardan teyit edin."
Kaliteli üniversiteyi taban puanı değil, eğitim sistemi belirliyor
Saygı Ünlü'ye göre bir üniversitenin kalitesini yalnızca yüksek taban puanı ya da güçlü tanıtım faaliyetleriyle değerlendirmek doğru değil. Eğitim süreçlerinin nasıl yürütüldüğü, şeffaflık ve sürekli iyileştirme anlayışı da kaliteyi belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.
Ünlü, bu değerlendirmesini şu sözlerle aktardı:
"Bir kurumun kalitesini o yılki taban puanının yüksekliği veya ne kadar iddialı laflar ettiği değil, bu iddiaları verilerle ne ölçüde kanıtlayabildiği belirler. Gerçekten kaliteli bir üniversitede eğitim kişilerin inisiyatifine kalmaz ve sistemli bir şekilde yürütülür. Öğrencinin ne öğrendiği ölçülür ve o sonuçlar programı daha da iyi hale getirmek için kullanılır."
Şeffaf üniversiteler güven veriyor
Üniversitelerin internet sitelerinin bile adaylara önemli ipuçları verebildiğini belirten Ünlü, kaliteli kurumların yalnızca başarılarını değil, geliştirmeye açık yönlerini de paylaşabildiğini söyledi.
Bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:
"Şunu unutmamak lazım, kaliteli bir üniversite, sadece “Biz çok iyiyiz” diyen değil, eksiklerini verilerle tespit edip “bunu şöyle iyileştireceğiz” diyebilecek kadar şeffaf olan kurumdur. Üniversitenin web sitesi bile devasa bir kalite göstergesidir. Eğer ders planlarına, hoca bilgilerine, öğrenci haklarına veya mezun verilerine kolayca ulaşamıyorsanız, orada şeffaflık adına koca bir soru işareti var demektir."
Akredite bir üniversiteden mezun olmak ne kazandırıyor?
Akreditasyonun yalnızca eğitim sürecini değil, mezuniyet sonrasındaki akademik ve mesleki fırsatları da etkileyebileceğini belirten Ünlü, bu sistemin öğrencilere önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Ancak bunun tek başına başarı garantisi olarak görülmemesi gerektiğini de vurguladı.
Ünlü, akreditasyonun mezunlara sağladığı katkıları şöyle anlattı:
"Akreditasyon dediğimiz şey, aslında aldığınız eğitimin bağımsız uzmanlarca “Evet, bu eğitim belirli kalite standartlarını karşılıyor” şeklinde tescillenmesidir. Bu durum hem işverenler hem de yurt dışındaki okullar için çok güçlü bir referanstır. Diplomanıza duyulan güveni pekiştirir ve yüksek lisans başvurularında, uluslararası hareketlilikte veya kredi denkliklerinde size kesinlikle avantaj sağlar."
"Akreditasyon sihirli değnek değil"
Akredite bir programdan mezun olmanın önemli fırsatlar sunduğunu belirten Ünlü, öğrencilerin tüm kariyer planlarını yalnızca buna bağlamaması gerektiğini söyledi.
Başarının kişisel gelişim ve çabayla şekillendiğini vurgulayan Ünlü, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
"Fakat burada biraz gerçekçi olmak lazım. Tıpkı taban puanın yüksek olmasının her şeyi çözmediği gibi, akreditasyon da bir sihirli değnek değildir. Size otomatik olarak iş bulmayı veya yurt dışında anında diploma denkliğini garanti etmez. Sonuç günün sonunda öğrencinin kendi çabasına, başarısına ve başvurulan ülkenin kurallarına bağlıdır.
Akreditasyonu bir işe alım garantisi olarak görmek yerine sağlam bir kalite güvencesi olarak görmek gerekir. Akreditasyon sizin yerinize bir kariyer inşa etmez ama üzerine kariyerinizi inşa edeceğiniz o zeminin çok daha sağlam, güvenilir ve şeffaf olduğunu kanıtlar. Adayların tam olarak bu bilinçle eğitim hayatlarına adım atmaları çok daha sağlıklı olacaktır."
Saygı Ünlü kimdir?
Uluslararası Yükseköğretim Kalite ve Akreditasyon Değerlendiricisi ve Danışmanı Saygı Ünlü, Avrupa merkezli AQAS ve ACQUIN'de değerlendirici olarak görev yapıyor. Türkiye'de ise yükseköğretimde kalite güvencesi ve akreditasyon alanında danışmanlık çalışmalarını sürdürüyor.